Basın Bültenleri
-
Küçük Mitologya Sözlüğü
23 Ağustos 2017
Küçük Mitologya Sözlüğü23 Ağustos 2017İlk baskısı 1957 yılında yapılan “Küçük Mitologya Sözlüğü”, Behçet Necatigil tarafından, başta “İlyada” ve “Odysseia” olmak üzere, Yunan ve Latin klasiklerinde geçen Eski Yunan efsaneleri ve bu efsanelerle ilgili adların ve olayların özetlenmesi, hatırlanması ve aralarındaki bağlantıların gösterilmesi amacıyla hazırlanmıştır. Mitolojiyle ilgili az sayıda kaynağa ulaşılabilen bir dönemde Yapı Kredi Yayınları tarafından tekrar basılan sözlük, bugün de değerini korumakta ve mitolojinin zengin dünyasına Behçet Necatigil’in kaleminden farklı bir ilk adım atılmasını sağlamaktadır. Küçük Mitologya Sözlüğü Yazar: Behçet Necatigil Editör: Derya Önder Sayfa: 156 YKY Edebiyat / Mitoloji / Sözlükhttps://kitap.ykykultur.com.tr/basin-odasi/basin-bultenleri/kucuk-mitologya-sozlugu -
Mitologya
23 Ağustos 2017
Mitologya23 Ağustos 2017Behçet Necatigil’in Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan “Mitologya” kitabı, mitolojiyle ilgili genel kitaplardan farklı olarak soru-cevap şeklinde hazırlanmış. Sadece Yunan ve Latin mitologyasının temel niteliklerini ve iç bağlantılarını ortaya koymakla kalmayan kitap, aynı zamanda Türk edebiyatının mitolojiyle ilişkisini de sergiliyor. Yine Behçet Necatigil’in hazırladığı “Küçük Mitologya Sözlüğü” ile birbirini tamamlar nitelikteki “Mitologya” kitabı, gerek Yunan ve Latin tanrılarının temel özellikleri ve karşılaştırılmaları, gerek farklı mitologyaların benzerlik ve farklılıkları, gerekse anlamayı ve akılda tutmayı kolaylaştırıcı tematik kategorilendirmelerle mitolojiye ilgi duyan okurlara rehberlik etme işlevini sürdürüyor. Mitologya Yazar: Behçet Necatigil Editör: Derya Önder Sayfa: 148 YKY Edebiyat / Mitolojihttps://kitap.ykykultur.com.tr/basin-odasi/basin-bultenleri/mitologya -
70’li yılların tekinsizliğinden filizlenen “eli kanlı” bir büyüme hikâyesi.
23 Ağustos 2017
70’li yılların tekinsizliğinden filizlenen “eli kanlı” bir büyüme hikâyesi.23 Ağustos 2017Siyasi gerginliğin had safhada hissedildiği, kutuplaşmanın keskin olduğu bir Türkiye. Nüfuzlu bir ailenin üniversite çağındaki oğlu İrfan, aşkın dönüştürücü gücüne kapılarak bilmediği sulara yelken açar. Kendisini ispat etmek için çıktığı yolda Ankara, Akçakoca, İstanbul üçgeninde sürüklenen İrfan’ın cüretkârlığının bir sınırı yoktur. Atmosfer yaratmaktaki ustalığıyla dikkat çeken Hasan Gören, Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan ilk romanı “Zan”da sürükleyici bir dille kotardığı iç burkan bir hikâye anlatıyor. “Sıraladığımız dört olasılığın ikisinde İrfan ölü, birinde katil, diğerinde ise yaşıyor ve suçsuz. Şimdi, ölme, katil olma ve suçsuz kalma durumlarını İrfan’ın tercihlerine göre değerlendirecek olursak, o kendisi için en kötüsü olan ölümden kaçınmaya çalışmış, en iyi durum olan suçsuz kalmayı ise başaramamıştır. Peki nasıl yapabilirdi bunu?” Zan Yazar: Hasan Gören Sayfa: 200 YKY Edebiyat / Türk Romanhttps://kitap.ykykultur.com.tr/basin-odasi/basin-bultenleri/70li-yillarin-tekinsizliginden-filizlenen-eli-kanli-bir-buyume-hikayesi -
Sessiz Dönem Türk Sinema Tarihi (1895-1922)
22 Ağustos 2017
Sessiz Dönem Türk Sinema Tarihi (1895-1922)22 Ağustos 2017Sinemanın bu topraklardaki serüveni Lumière Kardeşler’in Paris’te Grand Café’de düzenledikleri ilk sinematograf gösteriminden (28 Aralık 1895) yaklaşık beş ay sonra başladı. Gelişip yaygınlaşması ise siyasi konjonktüre paralel bir seyir izledi. II. Abdülhamit’in şahsiyetiyle özdeşleşen İstibdat Dönemi’nde iktidarın baskıcı, yasakçı ve sansürcü politikalarıyla karşı karşıya kaldı. Rağbet görmesine rağmen gerçek mekânına kavuşup ülke sathına yayılamadı. II. Meşrutiyet Dönemi’nde gümrük koşullarının iyileştirilmesi, ruhsat alma ve sinema salonu açma şartlarının makul bir düzeye çekilmesiyle birlikte daha yaygın ve etkin bir hale geldi. I. Dünya Savaşı yıllarında İttihat ve Terakki hükümetince propaganda, çeşitli yardım cemiyetlerince de gelir getirici bir araç olarak kullanıldı. Bu durum kurumsal düzeyde yerli film yapımının başlamasında başat bir rol oynadı. Mütareke ve işgal yıllarında ise İtilaf kuvvetlerinin kontrolüne girdi. Ancak işgalin tüm olumsuzluklarına varlığını güçlendirdi. Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan, Ali Özuyar’ın hazırladığı “Sessiz Dönem Türk Sinema Tarihi” kitabı,Türk sinemasının Osmanlı’da başlayıp Cumhuriyet’in kuruluşuna dek süren sessiz yıllarının konu edildiği, titiz bir arşiv çalışması. Tarih metodolojisine dayanan bu incelemede söz konusu dönem, dört başlık altında (İstibdat Dönemi, II. Meşrutiyet Dönemi, I. Dünya Savaşı Yılları, Mütareke ve İşgal Yılları), derinlemesine ve bir bütün olarak ele alınıyor. Sinemanın dönemin siyasi, iktisadi ve sosyokültürel koşullarından nasıl etkilendiği, resmi arşiv belgeleri ve Osmanlı matbuatı esas alınarak, pek çoğu ilk kez yayımlanan onlarca belge ve görsel eşliğinde anlatılıyor. Sessiz Dönem Türk Sinema Tarihi (1895-1922) Yazar: Ali Özuyar Sayfa: 408 YKY Sanathttps://kitap.ykykultur.com.tr/basin-odasi/basin-bultenleri/sessiz-donem-turk-sinema-tarihi-1895-1922 -
Doğan Hızlan’dan Türk Şiirinin Coğrafyası
18 Ağustos 2017
Doğan Hızlan’dan Türk Şiirinin Coğrafyası18 Ağustos 2017Doğan Hızlan, Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan “Şiirin Coğrafyası” kitabında Türk şiir coğrafyasının özelliklerini taşıyan şairler arasında geziniyor. Şiirler, dizeler çevresinde bulduğu düşüncelerin, duyarlıkların, temaların altını çizerek şairlerin kaynaklarına yöneliyor. Şiirin arkasındaki tarihe, topluma, kültüre, sanata yeni yaklaşımlarda bulunuyor. Şiirin eninde sonunda bir dünya algısı, bir zihniyet ürünü olduğunu ama dille işlediğini belirtiyor. Türk şiirinin ustaları listesinde yer alan Ülkü Tamer, Nâzım Hikmet, Mahmut Temizyürek, Ahmet Oktay, Ahmet Telli, Hilmi Yavuz, Tevfik Fikret, Yahya Kemal, Refik Durbaş, Şükrü Erbaş, Egemen Berköz, Orhan Veli, Ataol Behramoğlu gibi şairlerin yanı sıra Nurullah Ataç da edebiyatımızın “kurucu eleştirmen”i olarak “Şiirin Coğrafyası”nda. Hiç kuşkusuz şiir coğrafyasının içine ben her zaman kendimi koydum. Öyle şairler, öyle şiirler vardır ki belli bir coğrafyada ikamet edemezsiniz... Şiir dünyasının vatandaşı olduğunuzda sınırlar, diller, ırklar, dinler birden bir lav külünün altında kalır. Şiirin coğrafyasında, nehirler, yollar, sınırlar yoktur. Sadece dizelerin anımsattığı toprak vardır. Şiirin Coğrafyası Yazar: Doğan Hızlan Sayfa: 188https://kitap.ykykultur.com.tr/basin-odasi/basin-bultenleri/dogan-hizlandan-turk-siirinin-cografyasi -
Alberto Manguel’den “Merak”
18 Ağustos 2017
Alberto Manguel’den “Merak”18 Ağustos 2017Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan, Alberto Manguel’in “Merak” kitabı, edebiyat, kültür, din ve siyaset tarihinde, Dante’nin rehberliğinde çıkılan baş döndürücü bir yolculuk. Kitapların, kütüphanelerin, okumanın tarihi ve büyüsü üzerine unutulmaz kitapların yazarı Alberto Manguel, Merak’ta Dante’yi ve İlahi Komedya’sını rehber edinip merak kavramının ve kendi merakının peşine düşüyor. Bu okuma ve yorumlama serüveni boyunca, “Dil nedir?”, “Hakikat nedir?”, “Hayvan nedir?” gibi on yedi soru sorduğu on yedi bölümde adaletsizlikten ekolojiye, paradan ölüme pek çok konuya, Odysseia’dan kutsal metinlere, “Don Quijote”den “Alice Harikalar Diyarında”ya pek çok kitaba uğruyor ve merakın “daha fazla soru sorma iştahıyla ve başkalarıyla sohbet etme zevkiyle ödüllendirildiğini” gösteriyor. Merak Yazar: Alberto Manguel Çeviren: Kutlukhan Kutlu Sayfa: 376https://kitap.ykykultur.com.tr/basin-odasi/basin-bultenleri/alberto-manguelden-merak -
Kuyucaklı Yusuf 80 Yaşında
18 Ağustos 2017
Kuyucaklı Yusuf 80 Yaşında18 Ağustos 2017Toplumsal yapıyı, ezilen halk ya da köylü sınıfının durumunu ele alan romanların öncüsü ve Sabahattin Ali’nin başyapıtı olan “Kuyucaklı Yusuf” 80 yaşında... Kuyucaklı Yusuf, romantizmin doğal-yapay karşıtlığına indirgenebilecek bir değerler sistemi üzerine temellendirilmiştir. Bundan ötürü metinde beliren kasaba-doğa, yozlaşmışlık-masumiyet, ölüm-yaşam ve yapay insan-doğal insan gibi ikili karşıtlıklar, bütünlüğü olan felsefi bir anlam üretirler. Roman, sözünü ettiğim kültür bağlamı içerisinde okunursa, Sabahattin Ali’nin haksız düzene, Marksist açıdan değil de, hain ve kötü zenginlerle iyi ve yoksul halk arasındaki ayrımı vurgulayan romantik bir tavırla yaklaşmasının nedeni de açıklanmış olur. Kuyucaklı Yusuf 80 Yaşında Yazar: Sabahattin Ali Sayfa: 216https://kitap.ykykultur.com.tr/basin-odasi/basin-bultenleri/kuyucakli-yusuf-80-yasinda -
Kuklanın Ruhu – İnsan Özgürlüğüne Kısa Bir Bakış
18 Ağustos 2017
Kuklanın Ruhu – İnsan Özgürlüğüne Kısa Bir Bakış18 Ağustos 2017Herkes özgür olmak istediğini düşünür ama aslında ne istemektedir? John Gray, Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan bu provokatif kitabında insan özgürlüğünü din, felsefe ve fantastik edebiyattan örnekler üzerinden irdeliyor. “Kuklanın Ruhu” antik ve modern gnostisizm, Azteklerde insan kurban etme ritüelleri, sayborg ekonomisi, komplo teorileri, gözetleme toplumu ve internet çağında sanal yaşam gibi çeşitli konular üzerine düşünce deneyleriyle okuru yüzyılların düşünce iklimi içinde heyecanlı bir yolculuğa çıkarıyor ve şu soruya yanıt arıyor: Hayatımızda daha fazla seçenek mi istiyoruz yoksa özgürlük bizim için tercih yapma yükünden kurtulmak mı? Kuklanın Ruhu - İnsan Özgürlüğüne Kısa Bir Bakış Yazar: John Gray Çeviren: Dürrin Tunç Sayfa: 112https://kitap.ykykultur.com.tr/basin-odasi/basin-bultenleri/kuklanin-ruhu-insan-ozgurlugune-kisa-bir-bakis -
Yeni Vakıfların 50 Yıllık Hikâyesi
18 Ağustos 2017
Yeni Vakıfların 50 Yıllık Hikâyesi18 Ağustos 20172012 yılında Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan “Bana Yönetim Kurulunu Söyle, Sana Kim Olduğunu Söyleyeyim” kitabıyla sivil toplum örgütlerinde gönüllü veya profesyonel olarak çalışanlara önemli bir kaynak sunan Erdal Yıldırım, bu kez vakıfları odak noktasına alan kitabıyla karşımızda: “Az mı Gittik, Uz mu Gittik?” Erdal Yıldırım’ın üçüncü sektörde yirmi beş yılı aşan deneyim ve birikiminin zenginleştirdiği bu kitap ülkemizde vakıfçılığın gelişimi, hayırseverlik, sivil toplum açısından dünyadaki yerimiz gibi konuları yetkin bir dille okuyucuya sunuyor. Az mı gittik, Uz mu Gittik? / Yeni Vakıfların 50 Yıllık Hikâyesi Yazar: Erdal Yıldırım Sayfa: 240https://kitap.ykykultur.com.tr/basin-odasi/basin-bultenleri/yeni-vakiflarin-50-yillik-hikayesi -
Orhan Pamuk: “Selçuk Demirel, sen surat okumayı bilir misin?”
13 Temmuz 2017
Orhan Pamuk: “Selçuk Demirel, sen surat okumayı bilir misin?”13 Temmuz 2017Birbirinin yazdıklarını ve çizdiklerini seven dünyaca ünlü iki kişi, kitaplarının yayınlandığı yayınevinin Galatasaray’daki odalarından Harbiye’ye doğru birlikte yürürken yolda nasıl bir kitap fikri doğar? Selçuk Demirel’in Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan “Sen Surat Okumayı Bilir Misin?- Kara Kitap İçin Resimler” adlı kitabı, Selçuk Demirel’in Orhan Pamuk’la çıktığı bir yürüyüşte oluşmaya başlamış. Taksim’e vardıklarında Kara Kitap’la ilgili birşey yapmaya karar veren ikili, Harbiye’ye doğru yürürken, romanın “Ama Bunları Yazan Ben” adlı bölümünde kelimelerin arasında kaybolan adamı, şehirde yürüdükçe birşeyler görmek ile yazının içinde ilerlemek arasındaki duygu benzerliğini düşünür... “Sen Surat Okumayı Bilir Misin?” in sayfaları, zamanla ve yeni buluşmalarla, Selçuk Demirel’in çizgisi ve insanlarının Orhan Pamuk’un elyazısı roman sayfaları arasında kendi yorumuyla, kendi mana arayışıyla gezinmesiyle oluşacaktır. Orhan Pamuk’un da kitabın önsözünde söylediği gibi: “Lütfen bir oturuşta okuyun bu kitabı... Kelimelerin ve resimlerin ruhunun aynı olduğuna inanan ve yazdıkları ve çizdikleri birbirine kardeş olan biri yazar diğeri ressam iki kişinin kaleminden, fırçasından çıktı her şey.” Sen Surat Okumayı Bilir misin? Yazar: Selçuk Demirel Sayfa: 132 YKY Sanathttps://kitap.ykykultur.com.tr/basin-odasi/basin-bultenleri/orhan-pamuk-selcuk-demirel-sen-surat-okumayi-bilir-misin
YAPI KREDİ KÜLTÜR SANAT YAYINCILIK © 2026 YAPI KREDİ KÜLTÜR SANAT YAYINCILIK.