Poemalar

PAYLAŞ
YORUM YAZ
Kitap Akrabalıkları

Aleksandr Sergeyeviç Puşkin’in poemalarının ilki olan Ruslan ve Ludmila’dan sonra bütün poemaları Türkçede ilk kez bir arada yayımlanıyor. 1821-1833 yılları arasını kapsayan bu poemaların 1825’e kadar süren erken dönem ürünlerinde, Byron romantizmi ağırlıklı olmakla birlikte gerçekliğe bir yöneliş de görülür. Yaşadıkları dönemin ağır koşullarında toplumla bağlarını koparmış, kurtuluşu doğanın kollarında ve Çingene obalarında arayan kahramanlarıyla Kafkas Tutsağı ve Çingeneler; Doğu zevklerinin, Doğu’ya özgü kösnül duyguların estiği Doğu masalı tadındaki Bahçesaray Çeşmesi; ayakta kalabilmek için haydutluğu seçen iki kardeşin trajik öyküsünün anlatıldığı Haydut Kardeşler ve İncil’deki bir öyküden yola çıkarak yazılan Gavriliada Puşkin’in ilk dönem poemaları olup lirizmiyle, konularıyla, özlü ve akıcı diliyle Lermontov gibi devrimci romantizmin önde gelen temsilcilerine esin kaynağı olmuştur. Tarihsel bir kişilik olan Mazepa’nın Büyük Petro’ya ihanetini konu alan, savaş ve idam sahneleriyle, tutkulu bir aşkın anlatıldığı Poltava, Neva ırmağının taşmasıyla hayatı mahvolan yoksul bir gencin trajedisini konu alan Bakır Atlı, Rus gündelik yaşamının nükteli bir dille anlatıldığı Kont Nulin ve Kolomna’daki Küçük Ev gibi tarihsel ve gerçekçi poemaları da Puşkin’in lirizminin olgun örnekleridir.

Aulda, kapılarının eşiklerinde,
Başıboş Çerkezler oturmuşlar,
Kafkasya’nın oğulları konuşuyorlar
Savaşın ölümcül tehlikelerinden,
Güzelliğinden atlarının,
Yabanıl erincin zevklerinden;
Anımsıyorlar geçmiş günlerin
Karşı konulmaz baskınlarını,
Hilelerini kurnaz özdenlerin,
Acımasız kılıç vuruşlarını,
Ve şaşmazlığını kaçınılmaz oklarının,
Ve küllerini harap olmuş köylerin
Ve kara gözlü esirelerin okşayışlarını.

Konuşmalar akıyor sessizlikte; 

Ay yüzüyor gecenin sisinde; 

Ve birden önlerinde at üzerinde
Bir Çerkez. Elinde kemendiyle
Hızla sürüklüyor genç bir tutsağı.
Bir yağmacı: “Rus bu!” diye bağırdı.
Ve köy acımasız bir kalabalıkla
Adamın çağrısına boşanıp geldi;
Ama tutsak soğuk ve dilsiz,
Çarpılmış başıyla, bir ceset gibi,
Öylece duruyordu hareketsiz.
Düşmanların yüzlerini görmüyor,
Duymuyor tehditleri ve bağırışları;
Üstünden ölümcül bir uyku uçuyor
Ve soluyor öldürücü bir soğuğu.

* E-posta adresiniz hiç kimseyle paylaşılmayacaktır.