Oaxaca Günlüğü

PAYLAŞ
YORUM YAZ
Kitap Akrabalıkları

Bir nörolog ve psikiyatr olan Oliver Sacks, yaptığı muhteşem iç yolculuklardan sonra bu kez bir “dış” yolculuğa çıkıyor, okurunu da bir dış yolculuğa çıkartıyor.
Bu arada Sacks’ın hiç bilinmeyen bir yanını da öğreniyoruz. Çocukluğundan beri eğreltiotlarına duyduğu ilgi ve sevgi.Oliver Sacks 2000 yılı kışında, zaman zaman toplantılarının dinleyicisi olduğu American Fern Society’nin (Amerikan Eğreltiotu Derneği) Meksika’nın göbeğindeki Oaxaca (Ohaka okunur) bölgesine düzenlediği bir araştırma gezisine katılır. Gezi boyunca gün gün yazılmış bu günlükte yalnız eğreltiotları yok... Meksika’nın ve Oaxaca’nın Kolombus öncesi ve koloniler dönemi tarihi, kültürleri, kakaoyla çikolatanın geçmişi ve bugünü ve bir tür tekila olan meskalinin nasıl yapıldığı, Zapotek harabeleri, Maya soyundan gelen yerli halkları, pazaryerleri, yalnız bitkileri değil, kuşları ve böcekleri, yol arkadaşlarının yer yer espirili portreleri, kısacası müthiş bir dünya yer almakta bu kitapta. Odasında seyahat etmekten zevk alanlarla, Meksika’ya gitmeyi planlayanlar için ufuk açıcı bir kitap Oaxaca Günlüğü.

Eğreltiotlarını inceleyeceğimiz bir geziye çıkmak üzere botanik meraklısı arkadaşlarla buluşmaya gidiyorum; New York’un buz gibi kış havasından bir haftalığına uzaklaşmak ilaç gibi gelecek. Daha uçağa bindiğim an –AeroMexico havayollarının uçuşu– ortamda hiç şahit olmadığım türden bir atmosferle karşılaşıyorum. Tekerlekler yerden kesilmeden herkes ayaklanıyor –koridorda sohbet edenler, çıkınından yiyecek çıkaranlar, bebek emzirenler– bir anda sanki Meksika’da bir kahvede ya da pazar yerindeymişiz gibi bir sosyal manzara oluşuyor. İnsan uçağa adım attığı an Meksika’ya girmiş kadar oluyor. Kemer ikaz ışıkları hâlâ yanıyor olsa da kimsenin umrunda değil. İspanyol ve İtalyan uçaklarında da biraz böyle hissederim, ama burada kıyaslanamayacak denli göze çarpıyor: Uçağın içini bir anda fiesta havası sardı, etrafımı güneşli kahkahalar kapladı. Başka kültürleri tanımak, ne kadar yerel ve ne kadar özel olduklarını görmek, kendi kültürünün evrensellikten ne denli uzak olduğunun ayırdına varmak ne kadar önemli. Kuzey Amerika’daki uçuşların çoğundaysa bunun tam aksine, ne tekdüze ve sıkıcı bir hava hâkimdir. Bu ziyaretin güzel geçeceğini düşünmeye başlıyorum. Bugünlerde pek az keyfe, tabir yerindeyse, “izin” veriliyor –halbuki hayatın tadının kesinlikle doya doya çıkarılması lazım gelmez mi?

* E-posta adresiniz hiç kimseyle paylaşılmayacaktır.