Doğalcılık ve Din Arasında - Felsefi Denemeler

PAYLAŞ
YORUM YAZ
Kitap Akrabalıkları

Jürgen Habermas’ın 2000’li yıllarda kaleme aldığı makalelerden oluşan Doğalcılık ve Din Arasında - Felsefi Denemeler’in merkezinde, zamanımızın entelektüel durumunu belirleyen iki eğilim arasındaki gerilim var: Doğalcı dünya görüşünün yaygınlaşması ve dini taassupların siyasi etkisinin artışı.

Habermas bu denemelerde bir yandan doğalcı kültürel evrim anlayışının önemine değinirken bir yandan da toplumsal ve kültürel rasyonelleşmenin sekülerleştirici etkilerini yorumluyor. Kitabın birbirinden bağımsız ama yakından ilişkili denemelerinde, metafizik sonrası dünyada dinin toplumsal hayattaki önemi ve sekülarizmin sınırlarını göz ardı etmeden yapılacak bir felsefi eleştirinin kaçınılmazlığı vurgulanıyor.

İki Düşünsel Motifin Yaşamöyküsel Kökenleri

Sizlere yaşamımda geçtiğim yollar ve kişisel deneyimlerim hakkında basit bir dille öğretici bir şeyler söylemem ricası karşısında yaşadığım zorluğu itiraf etmek isterim. Başkan Inamori’nin ödül alanlardan ricası şuydu: “Please talk about yourself” – “Tell us how you overcame hardships, what your guideline was when standing at the crossroads of your life” [“Lütfen kendinizden bahsedin” – “Bize zorlukları nasıl aştığınızdan, yaşamınızın kavşak noktalarına geldiğinizde kılavuz ilkelerinizin ne olduğundan bahsedin”]. Filozofların yaşamı genelde, dışsal olaylar açısından yoksuldur. Ki filozoflar da zaten genelde kuramsal alanda daha rahat hareket ederler. Bu nedenle, özel konulardan bahsederken yaşadığım ketlenmeyi, ilk önce özel alanın kamusal alanla ilişkisi üzerine kuramsal bir uyarıyla açıklamama izin verin.

Bunun için, iki tür kamusallık arasında bir ayrım yapmak faydalı olur. Medyanın çok önemli bir role sahip olduğu günümüz toplumunda kamusallık, şöhret kazananlara, kendilerini sergileyecekleri bir ortam olarak hizmet etmektedir. Görülebilirlik veya tanınmışlık, kamu karşısına çıkışların asıl amacıdır. Yıldızlar, kitlesel medyada bu şekilde varolmanın bedelini, özel ve kamusal yaşamlarının birbirine karışmasıyla öderler. Siyasi, bilimsel veya yazınsal tartışmalara katılmanınsa başka bir amacı vardır. Bir konu üzerinde uzlaşmaya varmak, bu bağlamda kişisel olarak kendini sergilemenin yerini alır. Bu durumda, kamu izleyicilerden veya dinleyicilerden oluşan bir uzam değil, birbirine soru yönelten ve soruları yanıtlayan konuşmacılardan ve muhataplarından oluşan bir uzamdır. Söz konusu olan bakışları üzerine toplamak değil, açıklamaları değiş tokuş etmektir. Ortak bir konuya odaklanan tartışmaların katılımcıları, özel yaşamlarına adeta sırtlarını dönerler. Kendilerinden bahsetmeleri gerekmez. Kamusallık ve özel alan birbirine karışmaz, tersine birbirini tamamlayıcı bir ilişkiye girer.

* E-posta adresiniz hiç kimseyle paylaşılmayacaktır.