Çevirinin Estetiği ve Çeviri Serüveni

PAYLAŞ
YORUM YAZ
Kitap Akrabalıkları

Şiir, öykü, roman, tiyatro ve inceleme türündeki eserlerinin yanı sıra Almancadan Türkçeye, Türkçeden Almancaya çevirileriyle de yarım yüzyıldır edebiyat dünyasının yetkin isimleri arasında yer alan Yüksel Pazarkaya, “yazınsal çevirinin temel hedefinin yine yazınsal bir metin olduğuna” dikkat çekiyor ve özellikle şiirsel ileti açısından çevirinin sorunlarına odaklanıyor. Çeviri konusunda düşünenler, çeviri yapanlar, çeviribilim dalında eğitim görenler ve eğitim verenler için, yararlı bir inceleme...

Önünüzde somut, bitmiş bir yapı var. Bir dil yapısı. Çevirmene deniyor ki, Almancanın bütün tarihsel ve kültürel süreciyle yoğrularak, 19. yüzyılın sonları ve 20. yüzyılın başlarında Rilke’nin elinde biçimlenmiş bu yapıyı, 21. yüzyılın başlarında tarihsel ve kültürel süreciyle Türkçede yeniden kur. Bu ne yalıtık bir söz, deyiş ve imge aktarımı ne de ölçü ve uyak yansıtımı. İstenen, Rilke’nin kurduğu şiir yapısının Türkçede bütünsel olarak yeniden kurulması. (...) Önemli olan ulaştığınız bütünün, gerçekleştirdiğiniz hedefin yola çıktığınız yapının bütünüyle ne kadar benzeştiğidir.

Yaşamda Çeviri Olmayan Ne Var?

Octavio Paz’ın saptamasıdır, baştan sona salt doğrudur: Yaşamda her şey çeviridir. Çeviri olmayan hiçbir şey yoktur. Özgün dediğimiz metinler de, hangi dilde olursa olsun, baştan aşağı bir çeviri ürünüdür. Çeviri olmayan yapıt, ürün ve –en uca giderek söyleyeyim– yaratık yoktur.

Paz, çeviri işini ilk avazla başlatır. Ben, yaratılış söylencesiyle ya da gerçeğiyle –nasıl isterseniz öyle görün– başlatıyorum. Tanrı’nın nefesinden mi yaratılmıştır ne var ne yoksa evrende? Öyleyse, ne var ne yoksa evrende, hepsi, her biri ayrı ayrı Tanrı’nın nefesinden çevrilerek var olmuş, var kılınmış; taşa, toprağa, suya, ateşe, dala, yaprağa, çiçeğe, meyveye, ete, kemiğe, kana bürünmüş, yani Tanrı’nın nefesi bu oluşlara çevrilmiş, öylece canlı, cansız varlık olmuş. (Cansız varlık kavramı da bir yanlış; bir yanlış ama dilde! Atomun yapısındaki koca evreni, onun süreğen devinisini düşününce taş da canlıdır, toprak da.)

Tanrı’nın nefesi size uymuyorsa doğanın ilk özdeği, kara delik, ne isterseniz öyle bilin. Hepsi çevrilerek, dönüştürülerek, kendi içinde dönüşerek, boyuttan boyuta, enerjiden enerjiye geçerek, bildiğimiz ve bilmediğimiz, gördüğümüz ve görmediğimiz her şeyi var eder. (Daha geriye gidip hiçliğin maddeye ve varlığa çevrilme işlemiyle –elbette tersinden, maddenin ve varlığın da hiçliğe– daha fazla karıştırmayayım.)

Ben okula giderken öğretilen maddenin üç durumu, sanıyorum bugün bilimsel olarak çoktan aşılmış, üç değil, belki otuz üç durumu söz konusu olmuştur. Demem, çeviri işi yalnızca aynı durumlar ya da aynı ortamlar arası değil, ortamdan ortama, durumdan durumadır aynı zamanda ve de bu işin genelinde.

Her duyumsama, duygu, algılama, her düşünme bir çeviri edimidir. Süreçtir. (Süre karşılığı kullananlar var, üzülüyorum. Süre’in suyu mu çıktı? Proses karşılığı burada.) Her anlak, bellek, zihin edimi bir çeviri işlemidir. Her enerji, her güç bir çeviri sonucudur.

* E-posta adresiniz hiç kimseyle paylaşılmayacaktır.