Son Siyah Saçım ve İhtiyar Delikanlılara Bazı Öğütler

PAYLAŞ
SATIN AL YORUM YAZ
Kitap Akrabalıkları

Altmış yaşında olmak nasıl bir duygudur?
Okurlarımızın daha önce Kimseyi Öldürmedi Benim Babam ve Nereye Gidiyoruz Baba? adlı kitaplarıyla tanıdığı Jean-Louis Fournier, altmış yaşına bastığında kaleme aldığı, Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan  Son Siyah Saçım’da bu yaşın iyi ve kötü yanlarını kendine özgü (kara) mizahıyla anlatıyor.
Üstelik, akranı ihtiyar delikanlılara cesur öğütler vermekten de geri durmuyor.

Altmış mumu söndürmek için birçok kez üflemem gerekti. Her­kes arkamdan güldü. Sanırım benimi sarakaya aldılar. Altmış yaşında olduğuma inanamıyorum. Oysaki buna hazırlanmam altmış yılımı almıştı.
Doğum günlerini, özellikle benimkini giderek daha az sevi­yorum. Hediyeye ihtiyacım yok, her şeyim var ve kötü bir fikri olana, “Ne iyi fikir!” diyemiyorum. Çekmecem hiç takmayaca­ğım kravatlarla tıka basa dolu. Herkes gitsin ve ben yatağıma uzanayım istiyorum. Pastaları sevmiyorum, şampanya ılık ve ben iltifatlardan korkuyorum. Daha kötüsünü düşünüyorum: Bayramlıklarını giymiş küçük kız yanıma gelecek ve bana, “Dede, yirmi yaşında iken size yaşamın ne kadar güzel olduğu­nu anımsatan bir müzikle eskiden olduğu gibi dans etmek ister misiniz?..” diyecek. Yaşam güzeldi. Güzel anılar yüzeye çıkıyor, onlar daha hafifler. Çok ağır olan kötüler dipte kalıyor.
Yaşlandığımı biliyorum, her yıl bunu bana hatırlatmak ge­reksiz.
Şenlik yapacak bir şey yok.

Ya da şampanyasız ve de pastasız, bir yanda Albinoni’nin Adagio’su –herkes siyahlarını giymiş– gelip bana, “Bir yıl daha yaşlandığınızı öğrendim. Tüm kalbimle sizinle birlikte olduğu­mu söylemek isterim” şeklinde taziyelerini sunmalı.

* E-posta adresiniz hiç kimseyle paylaşılmayacaktır.