Rüyet

PAYLAŞ
YORUM YAZ
Kitap Akrabalıkları

Derviş Zaim’in ikinci romanı olan “Rüyet”geçmiş ve gelecek, özgürlük ve zorunluluk, arzu ile gerçeklik arasında sıkışmış insanın kendisine bir anlam, bir kimlik, bir hikâye, tutarlı ve bütünlüklü bir “metin” yaratma çabasını anlatıyor.

Amcalarının inşaat şirketinde mimar olarak çalışan Sine mesleğinin günümüzde büründüğü biçimden rahatsızdır. Asıl istediği, insanların rüya anlatımlarını temel alan bir çağdaş sanat performansı düzenlemektir. Şirketin maddi durumundan, hayatına giren iki erkek arasında kalmaktan bunalan Sine bir çıkış yolu ararken eline geçen Osmanlıca bir hatıratı okumaya ve amcasının ricası üzerine, günümüz Türkçesine çevirmeye başlar. Anılarda “Hüsn-ü Aşk” mesnevisine yapılan göndermeler ve bu iki metin arasındaki paralellikler dikkatini çeker...

Kendi oluşturduğu metin de, ister istemez, bağlama göre inşa ediliyordu. O nedenle benlik dediğimiz şeyi, baştan sona kalıcı bir şey olarak tahayyül etmek tehlikeliydi.

Etrafa yolladığımız işaretler değiştiği zaman benlik de, metnin özü de değişebiliyordu. ... Tam bu nedenle, insan hayatının değişen taraflarının içindeki değişmeyen örüntüleri bulmak ya da değişmez gibi duran şeylerin arasına sinmiş farklılıkları keşfetmek önem kazanıyordu.

  • Zeynep Erdemir

    10.04.2019

    Çok sürükleyici elden düşecek gibi değil. Yer yer masal, yer yer polisiye, felsefe, aşk ve edebiyat. Bir Hüsn-ü Aşk güzellemesi olduğu açıkça belirtiliyor zaten ama benim gibi Hüsn-ü Aşk'ı hiç bilmeden okumak mümkün.

  • Arzu Sayıner

    30.03.2019

    Heyecanla bekliyorum.

* E-posta adresiniz hiç kimseyle paylaşılmayacaktır.