Profesör Y ile Konuşmalar

PAYLAŞ
YORUM YAZ
Kitap Akrabalıkları

Céline’i Céline’den okumak isteyenler için benzersiz bir edebiyat olayı…

Modern Batı edebiyatının dönüm noktası "Gecenin Sonuna Yolculuk"un yazarı, günümüze dek uzanan tartışmaların, kavgaların baş aktörü, dünyayı ikiye bölen ve bölmeye devam eden, bazılarının tanrı saydığı, bazılarının insanlık suçlusu ilan ettiği Louis-Ferdinand Destouches ya da tüm dünyanın tanıdığı adıyla Louis-Ferdinand Céline’den (1894-1961) kendi yarattığı eşsiz üslubuna, sanatın değişmeyen dinamiklerine, edebiyatın yalanlarına ve gerçeklerine dair kendine yaraşacak bir cesaretle kaleme alınmış, övgüyü hak eden bir eser: "Profesör Y ile Konuşmalar".
Sartre’dan Beckett’e, Bukowski’den Genet’ye, Queneau’dan Le Clézio’ya hemen her satırda iz bırakmış olan Céline, bu izi bırakmayı nasıl başardığına dair ipuçlarını, edebiyatın patronu Gaston Gallimard’ın hayali editörlerinden Profesör Y ile yaptığı ateşli röportajda tüm dünyaya ilan ediyor.
Céline, Yolculuk’un yirmi üç yıl ardından 1955’te kaleme aldığı bu eşine az rastlanır kitapta, alamet-i farikası keskin, korkusuz, coşkun üslubuyla, bu üslubu, bu numarayı nasıl keşfettiğini anlatıyor, sanat tarihine ışık tutuyor, edebiyatın sahte dehalarının, hırsızların, katillerin ipliğini pazara çıkarıyor, bu zevk dünyasına hükmeden güç ilişkilerini ortaya döküyor.
Profesör Y ile Konuşmalar, Céline’i Céline’den okumak isteyenler, sanat ve edebiyat dünyasının perde arkasına göz atmayı arzu edenler, bir yazarın cesaretine tanık olmak isteyenler için benzersiz bir edebiyat olayı.

Baştan saydı... daha elli tutmamış!... saymayı mı bilmiyor nedir!

“Devam hadi devam!... ne diyordum, ha işte bu anasının gözü hinoğlu hin yazarlar var ya, çatlatacaklar lan tabii beni kıskançlıktan!... ah bir gebersem de kurtulsam!... adamlar ayda bir film, iki film çıkartıyorlar romanlarından!... hele interviyuvları! ah onu hiç sormayın Albay! hele siz hiç sormayın!... interviyuv dediğin öyle yapılır işte! kusura bakmaca yok Albay! kusura bakmaca yok!... renklisi bunlarda!... renksizi bunlarda!... anadan doğması bunlarda!... tıraşlısı bunlarda!... mikrofon peşlerinde!... çat orada!... çat burada!... ha deyince evde!... ha deyince dışarıda!... bir Titine’lerde!... bir tatilde!... papaz okulunda!... havuzda!... çukurun dibinde!... kerhanenin tekinde!... Papualıların arasında!... Papualılardan ötede!... Papualılar için!... Papualılara karşı!... bir Papualının altında!... zamana karşı!... Fransa Turu’na karşı!... Fransa Turu için!... feda olsun onların o kıymetli “ben”lerine! yeter ki patlasın rahatlasın heriflerdeki “ben”!... yalvarsın!... yakarsın!... çat, bir posta daha!... zıbarana kadar!... doldur!... boşalt!... doldur!... boşalt!... rahatlasın iyice!... sonra başlasın Tanrı’yla konuşmaya!... fısır fısır!... ama dışarıya çıt yok!... somurtup otursun!... tutsun nefesini beklesin cümle âlem!... yalvarsınlar buna iki kelime etsin diye!... etsin de kaydetsinler!... şimdi gelelim size Albay, gelelim size, hay ben sizin yapacağınız interviyuva!... siz kim, interviyuv yapmak kim!... aslında siz var ya Albay, siz yokmuşsunuz aslında! siz sabote etmeye gelmişsiniz interviyuvumu! tabii ya! çıktı işte ortaya! resmen sabotaja gelmişsiniz! diz çökün Albay! diz çökün! bırakın o salak şaşkın ayaklarını! yemezler artık!... nereden buldular lan sizi! Gaston’un işi tabii, kesin! dünyadan haberiniz yok!... yalvarmanız gerek lan aslında!... ağzımdan çıkan size lütuf be!... ama nerede, onu bile anlayacak kafa yok!... anca pişkinlik, anca küstahlık! kasıtlı yollamışlar canım belli, belli de kim yolladı? yok yok, size değil, kendime soruyorum!... kendime soruyorum! siz ötmeyeceksiniz, anladık!.. ama ben söyleyeceğim Albay! ben söyleyeceğim!... haykıracağım!... sabotaj devam ediyor! ne Figaro’da  yer var bana!... ne Huma’da! Tanrı aşkına! Pravda!... Léon hayatta olsaydı, sabaha kadar inletirdi ortalığı: “Ben size dediydim! ben dediydim!”... ittifak kurulmuş! tezgâh meydanda!... tertip muazzam!

* E-posta adresiniz hiç kimseyle paylaşılmayacaktır.