Ölürse Ten Ölür Canlar Ölesi Değil

PAYLAŞ
YORUM YAZ
Kitap Akrabalıkları

Haldun Taner’den kültürümüzün unutulmaz kişileri üstüne unutulmaz yazılar. Portre edebiyatımızda bir doruk kitap.

Haldun Taner’in bu en sevilen ve belki de en çok okunan düzyazı kitabı büyük bir özenle hazırlandı. Yazılarda bahsi geçen kişilerin adları öne çıkarıldı, daha da önemlisi kişi adları dizini yapıldı. Sadece bu dizine göz atıldığında bile Haldun Taner’in nasıl geniş bir kültür evreninde kalem oynattığı ve konu zenginlikleri anlaşılıyor.

Kimler, neler var bu kitapta?

Sakallı Celal (Yalınız) • Abdülhak Şinasi Hisar • Mükrimin Halil Yinanç • Ahmet Hamdi Tanpınar • Lâtife Uşaklıgil • Asaf Hâlet Çelebi • Celal Sılay • Cemal Sahir • Aliye Berger • Refik Halid Karay • Ahmet Selahattin • Ahmet Kutsi Tecer • Halide Edib Adıvar • Haşim İşcan • İsmail Dümbüllü • Selçuk Kaskan • Seha L. Meray • Muammer Karaca • Orhan Kemal • Kemal Tahir • Ulvi Uraz • Sıddık Sami Onar • Sait Faik Abasıyanık • Sabri Esat Siyavuşgil • Suat Yakup Baydur • Muhsin Ertuğrul • Vâlâ Nurettin Vâ-Nû • İsmail Galip Arcan • Naci Sadullah Daniş • Abdi İpekçi • Ismayıl Hakkı Baltacıoğlu • Yakup Kadri Karaosmanoğlu • Rauf Ulukut • Esat Mahmut Karakurt • Arif Müfid Mansel • S/S Ankara Vapuru • "Akbaba Dergisi" • Çiçek Pasajı • Tevfik Sağlam ve arkadaşları • Burhan Felek • Behçet Necatigil • Eşref Şefik Atabey • Azra Erhat, Faruk Güvenç • Bedrettin Tuncel • Orhan Eyüboğlu • Orhan Tahsin • Özdemir Asaf • Suavi Süalp • Enver Ziya Karal • Samet Ağaoğlu • Ahmet Rasim

DOĞAN HIZLAN: “Bu portreler yalnız ölen kişileri yeniden hatırlatmakla kalmıyor, onlarla birlikte çöken incelikler toplumunun ve uygarlığın çatırdadığını duyuruyor: ‘Hoyratlığı ve zevksizliği şiar edinen sözümona halkçılık’ın sürüklediği kültür yozlaşmalarının tehlikesini de söylüyor. İstanbul’un nereden nereye gelişinin de tarihçesi bu anılar. Edebiyatımızın az kullanılır türünün, az bulunur ustalıktaki ürünleri.”

KONUR ERTOP: “Haldun Taner’in öykülerinde, oyunlarında gülmeceden, taşlamadan zekice yararlanan yazar kişiliği, bu sevgi dolu portrelerde anlattığı kişilerin açmazlarını, çelişkilerini, çocuk kalmış, çevreyle ve gerçeklerle uyuşamamış yönlerini de bıyık altından gülerek sergilemekte, eleştirmektedir. Bu kişilerin bıraktığı anılarda derin bir insan sevgisinin, sıcak dostlukların izleri vardır. Bu anılar kitabı, okur için öğreten, düşündüren bir kılavuz da olacaktır.”

Bu kitapta portresi çizilmeye çalışılan kişilerin ortak bir özelliği var: Artık yaşamıyor oluşları.

Ölenleri “hayırla yâd etme”yi öğütleyen olgun bir geleneğin hoşgörü açısını yeğleyen yazar, onlara diyalektik bir büyüteçle yaklaşmaya, onları eleştirip yargılamaya kalkmadı. Yakın geçmişin bu renkli kişilerini, daha çok kendi değer yargıları, kendi koşullandırılmaları, hatta bazılarını kendi sevimli tutarsızlıkları içinde, kendi yaşam kozalarını dokurken, şurasından burasından bazı gözlemlerle yansıtmayı denedi. Hepsi o kadar.

Şu kubbede baki kalan birer hoş seda imişlercesine sevecenlikle kaleme alınan bir portrelerin elbette objektif olma iddiaları da yoktur. Seçilişleri bile belli bir değer ölçüsüne göre değil, sadece rastlantıya, yazarın yaşamı boyunca onları az ya da çok yakından tanımış olmasına dayanıyor.

Bu portrelerin bazısı portre olarak yazıldı, bazısı da adı geçen dostların ölümleri vesilesiyle kaleme alındı.

Kitabın dört portresi ise tek tek kişilere değil ama onlar kadar kişiliği olan bir gruba, bir vapura, bir pasaja, bir dergiye ayrıldı.

Bu portreleri yazarken bir vefa borcunu yerine getirmekten ya da yakın geçmişin ilginç bir kişisini onları pek tanımamış olan yeni kuşaklara tanıtmak kaygısından da çok, yazarı asıl iten duygunun bu eski dostlarla hayalen de olsa bir kere daha yaşamak özlemi olduğunu burada doğruculuk adına itiraf etmek gerek.

Yunus’un yüce sözü zaten bu avuntuyu da içermiyor mu?

Haldun Taner

* E-posta adresiniz hiç kimseyle paylaşılmayacaktır.