Ödüllerim

PAYLAŞ
SATIN AL YORUM YAZ
Kitap Akrabalıkları

Thomas Bernhard, aldığı ödüllerin hikâyesini aktarırken zehir zemberek diliyle kendine özgü üslubunu koruyarak bu kişisel tecrübeleri okuruyla açık seçik paylaşıyor; kişisel zaaflarını da örtmeden, ödül almanın bütün çelişkilerini, çetrefilli bürokrasiyi, okuryazar, çok bilgili, şahin politikacıların edebiyat ödüllerine katkısını, protokolün edebiyat dünyasına karıştığı ince çizgide yazarın kendisini sakınmasının olanaksızlığını dile getiriyor. Bir ödül konuşmasının ağırlığı ne olursa olsun, ödülü alma sürecinde yazar için ağırlaştırıcı ve hafifletici sebeplerin varlığı, ödül kurumunun bütün dinamikleriyle yazar odağında yarattığı çatışmanın Etik tartışmasına açıldığını ortaya koyuyor.

İnsanlar bana bu büyük devlet ödülü diye adlandırılan ödülü şimdiye kadar kimlerin aldığını sorduklarında her seferinde bir yığın götleğin aldığını söylüyordum, bu götleklerin kimler olduğunu sorduklarında da onlara bir yığın götleğin adını sayıyordum, hiçbiri de bunları tanımıyordu, ama ben bu götlekleri tanıyordum. Bu sanat senatosu da bir yığın götlekten oluşuyor diyorlardı, çünkü sen kültür senatosundakilerin hepsini götlek olarak niteliyorsun. Evet, diyordum, sanat senatosundakilerin hepsi de götlek, hem de Katolik ve rasyonal sosyalist götlek, ilaveten Yahudi olmak gibi bir özrü olan birkaç kişi. Bu sorular ve yanıtlar midemi bulandırıyordu. Ve bu götlekler diyordu insanlar, her yıl yeni götlekleri, büyük devlet ödülünü veren, kendini sanat senatosu diye adlandıran senatolarına, ki orası devletimizin içinde kökü kazınmayan, sapık bir saçmalıktır, seçiyorlar. En mankafaların ve itoğlu itlerin toplandığı yerdir, diyordum her seferinde. Ve küçük devlet ödülü nedir ki? diye soruyorlardı ve ben, küçük devlet ödülünün bir yetenek desteği olduğunu ve onu şimdiye kadar sayısız kişinin aldığını söylüyordum, işte ben de şimdi onların arasındayım diyordum, çünkü bana ceza olarak verildi küçük devlet ödülü. Neyin cezası olarak? diye soruyorlardı ve ben yanıt veremiyordum. Küçük devlet ödülü, diyordum, otuzundan sonra verildiğinde hainliktir ve ben de şimdi nerdeyse kırkıma geldiğime göre, daha büyük bir hainliktir. Ama bu akıl almaz hainlikle başa çıkacağıma yemin ettiğimi söylüyordum ve bu akıl almaz hainliği reddetmeyi düşünmediğimi. Yirmi beş bin şilini reddetmeye niyetim yok diyordum, para düşkünüyüm, karaktersizim, ben de bir domuzum. İnsanlar vazgeçmiyor ve oymayı sürdürüyorlardı. Nereden oyacaklarını çok iyi biliyorlardı beni delirtmek için. Sabah benimle buluşup ödülümü kutluyor ve bana devlet edebiyat ödülünün verilmesinin nihayet sırasının geldiğini söylüyorlar ve ardından konuşmalarına anlamsız bir ara veriyorlardı. O zaman ben ödülümün küçük devlet ödülü olduğunu, bir onurlandırmanın değil, bir hainliğin söz konusu olduğunu anlatmak zorunda kalıyordum. Ama ardından ödüllerin onurlandırma olmadığını, onurlandırmanın sapıklık olduğunu, bütün dünyada ödüllendirme bulunmadığını söylüyordum.

* E-posta adresiniz hiç kimseyle paylaşılmayacaktır.