Kitaplar ve Muharrirler III - Romana Dair Bazı Hakikatler (1943-1963)

PAYLAŞ
YORUM YAZ
Kitap Akrabalıkları

Hisar’ın edebiyat yazılarını toparlayan bu kitap, genellikle roman ve hatıra yazarı olarak bilinen Abdülhak Şinasi Hisar’ın, denemeci ve eleştirmeci yanını öne çıkarıyor.

Abdülhak Şinasi Hisar’ın henüz kitaplaşmamış yazılarından oluşan Kitaplar ve Muharrirler’i, Hisar üstüne doktora çalışması da bulunan Necmettin Turinay, üç cilt halinde yayına hazırladı: Mütareke Dönemi Edebiyatı, Edebiyat Üzerine Makaleler (1928-1936) ve Romana Dair Bazı Hakikatler (1943-1963).

“Roman, toprakta biten bir ağaç gibi, içeriden dışarıya bir fışkırma eseridir. Kendi hususi usaresiyle doğar, köklerini toprağa salarak ışığa doğru yükselir, yere titrek dantelli gölgelerini döker ve üstünde çiçekler açar.”

Romanın hiç bir umumi kaidesi yok, muayyen hiçbir tekniği yok, muhtelif tarzlarının maksat ve gayelerinde de birlik yoktur ve hatta denilebilir ki, menşei ve tabiatı bunların olmasına mânidir. O tarihin, destanın, felsefenin, şiirin, ilmin, masalın bir mirasyedisidir. Arzuları günden güne artan, hudutları günden güne genişleyen ve her yeni deha ile kendine bir kıta, bir dünya, bir ilim daha keşfeden romanı, bütün şümulüyle anlatan bir tarif bulmak güç değil, imkânsızdır. Romanı anlayışın muhtelif tarzlarını, mesela Fransızların realizm dedikleri mesleğin anlayış tarzına irca mümkün değildir. Roman şudur, halbuki bu değildir, yollu izahların hiçbiri onu anlatmaya yetmez. Zira daima böyle tayin edilen hudutların dışında kalan birçok kıymetli eserler, bu sözlerin kâfi bir ihatası olmadığını gösterecektir. Roman hatta uzunluğu ve kısalığı itibariyle de hiçbir kayda tabi değildir. Ve en eski zamanlardan beri pek kısa, kısa, orta, uzun ve pek uzun romanlar bulunur. Romancıların eserlerini diledikleri gibi, yani daha doğrusu muhtaç oldukları gibi yazmaya hakları vardır. Bu vadide herkes kendi sesini duyurur, kendi tabiatını söyler. Romanın içinde, her romancı güya Nuh’un gemisine binmiş ayrı bir cins mahluktur. Roman o kadar eskidir ki Yunan ve Latin klasik edebiyatlarında da vardı. Ve tenevvüünü bu eski devirlerden beri, klasik olmuş muvaffakıyetlerle ispat etmiştir. Bu vadide eski devirlerde de şaheserler doğmuştur. Ve Şark da böyle büyük bir eser tanır: Binbir Gece Masalları.

* E-posta adresiniz hiç kimseyle paylaşılmayacaktır.