Geçiş

PAYLAŞ
YORUM YAZ
Kitap Akrabalıkları

Yazar Faye, boşanmanın ardından iki oğluyla beraber Londra’ya taşınır. Satın aldığı harabe halindeki dairenin tadilatı sürer, kendisi de hâlâ geride bırakılamamış bir geçmişle belirsiz bir gelecek arasında arafta beklerken, çeşitli insanların –eski bir sevgili, yeniden bir araya gelinen dostlar, yazarlar ve başkaları– anlattığı hikâyeleri dinler: Anne babaların ve çocukların gölgelerinin üşüştüğü, eski bağları koparıp atmaktan ve aynı kalmaktan söz edilen, biten şeylerin ağırlığının altında değişimin kıpırtısının hissedildiği hikâyeler. Konuşmaktansa dinlemeyi tercih eden anlatıcının soğuk bakışının altında, temas edilen bütün hayatlar, aile, kader, arzu, yalnızlık, bağlanma ve sorumluluk hakkında şiirsel mesellere dönüşür.

Rachel Cusk, “Çerçeve” ile başladığı yeni bir tür roman yazma girişimini, “Geçiş”te yeni temalara açılarak ve yeni derinlikler keşfederek sürdürüyor.

Cusk kural kitabını yırtıp atmış, böylece baş döndürücü güzellikte ve özgünlükte bir roman yazmış. - “New York Times”

Cüretkâr, özgün ve insancıl. - “Daily Telegraph”

Bir astrolog bana yakın geleceğimdeki olaylarla ilgili önemli bilgilere sahip olduğuna dair bir e-posta gönderdi. Benim göremediğim şeyleri görebiliyordu: Kişisel bilgilerim eline geçmiş, böylelikle ne bilgi verebilirler diye yıldızları inceleme fırsatı doğmuştu. Kısa bir süre sonra göğümde büyük bir geçişin gerçekleşeceğini bilmemi istiyordu. İma edebileceği değişiklikler göz önüne aldığında bu bilgi ona çok büyük heyecan veriyordu. Küçük bir ücret karşılığında bilgiyi benimle paylaşabilir ve onu kendi yararıma kullanmamı sağlayabilirdi.

Hayatta yolumu kaybettiğimi –diye devam ediyordu e-posta iletisi–, bazen içinde bulunduğum durumda bir anlam bulmakta ve gelecekte olacaklar konusunda umutlu olmakta zorlandığımı duyumsayabiliyordu; aramızda güçlü bir kişisel bağ olduğunu hissediyordu, bu duyguyu açıklayamıyordu ama bazı şeylerin açıklamaya gelmeyeceğini de biliyordu. Birçok insanın zihnini başının üstündeki gökyüzünün anlamına kapadığını anlıyordu ama benim bu kişilerden olmadığıma kuvvetle inanıyordu. Başkalarını somut açıklamalar talep etmeye sevk eden, gerçeğe körlemesine inanç bende yoktu. Bazı sorular sormaya –henüz cevap alamasam da– başlayacak kadar acı çektiğimi biliyordu. Ancak, yıldız hareketleri insanların kaderinin sonsuz yankı bulduğu bir kuşağı temsil ediyordu: Belki de durum, bazı insanların orada yer alacak kadar önemli olduklarına inanamamasından ibaretti. Acı gerçek şu ki, diyordu, bu içinde bulunduğumuz bilim ve inançsızlık çağında, önemli olduğumuz duygusunu kaybettik. Kendimize ve başkalarına karşı acımasız olduk, çünkü sonuçta bir değerimiz olmadığına inanıyoruz. Yıldızların bize önerdiği, diyordu, insanoğlunun yüceliğine inancı yeniden kazanma fırsatı: Her birimizin evrensel öneme sahip olduğuna inanacak olsak, birbirimizle ilişkilerimize ne kadar daha fazla vakar ve şeref, ne kadar daha nezaket ve sorumluluk katardık? Burada, geliştirilmiş bir kader kavramının işin kişisel yanında yaratacağı devrim bir yana, dünya barışı ve refahında sağlayacağı ilerlemelerin uzantılarını herkesten daha fazla benim görebileceğimi hissediyordu. Bana bu şekilde ulaştığı ve bu kadar açık konuştuğu için onu bağışlayacağımı umuyordu. Daha önce de söylediği gibi, aramızda, onu kalbindekileri dökmesi için yüreklendiren güçlü bir kişisel bağ olduğunu hissediyordu.
* E-posta adresiniz hiç kimseyle paylaşılmayacaktır.