Galata, Pera, Beyoğlu: Bir Biyografi

PAYLAŞ
YORUM YAZ
Kitap Akrabalıkları

Sokak sokak Galata, adım adım Pera, karış karış Beyoğlu... Yüzyıllardır farklı kültürleri-kimlikleri kucaklayan, her gün biraz daha değişip dönüşen ama değerli özünü asla yitirmeyen caddeler, mahalleler, hanlar, geçitler: John Freely ve Brendan Freely’nin kaleminden sıradışı bir “biyografi”...

İstanbul’a dair kitaplar hep tarihi yarımadaya odaklanır. Ama "Galata, Pera, Beyoğlu: Bir Biyografi", Konstantinopolis yarımadasının karşısındaki Beyoğlu bölgesine yoğunlaşıyor. Bölgenin gelişimini ve sosyal tarihini, Haliç’teki ilk yerleşimlerden Taksim ve çevresindeki son yerleşimlere kadar, sadece mimarisiyle değil, katillerinden mafyasına, fahişelerinden bankerlerine, diplomatlarından sosyetesine kadar, bütün sakinlerini de inceleyerek sokak sokak takip ediyor.

İstanbul hakkındaki kitaplar hep, Antik zamanda Bizantium, Yunanlılarca Konstantinopolis diye bilinen, Türklerin 1453’teki fethine kadar Bizans İmparatorluğu’nun başkentliğini yapmış tarihi yarımada üzerine odaklanır. Ama bu kitap, Haliç’in kuzeyinde kalan Konstantinopolis yarımadasının karşısındaki Beyoğlu bölgesine yoğunlaşmaktadır. Günümüzde Beyoğlu, Konstantinopolis kadar eski ve bir zamanlar Bizans başkentinin bir semti olan, Haliç ve Boğaz’ın kesiştiği noktadaki, İstanbul’un eski liman bölgesi Galata’yı da kapsamaktadır. Bizans çağının son iki yüzyılında Galata Cenevizlilerin kontrolünde kalmış ve hatta Türklerin fethinden sonra da Türk, Yunan, Ermeni, Yahudi ve Levanten Avrupalıların yanı sıra İtalyan, Fransız ve Maltalı sakinleriyle İstanbul’un Latin bölgesi olmaya devam etmiştir. Eskiden Pera denilen Galata’nın yukarısındaki tepelik bölgede Beyoğlu merkezinin anacaddesi Grand Rue de Pera, bugünkü adıyla İstiklal Caddesi boyunca ilk Avrupa büyükelçilikleri ve kiliseler yapılmıştır. Böylece Beyoğlu, şimdi nüfusu yoğun şekilde Türklerden meydana gelse de pek çok farklı inançtan ibadethanelere sahiptir; Yunan Ortodoks, Yunan Katolik, Ermeni Gregoryen, Ermeni Katolik, Suriye Ortodoks, Keldani Katolik, Rus Ortodoks, Roma Katolik, Anglikan ve Türk Ortodoks diye bilinen muhalif mezhebin kiliseleri; Sefarad, Aşkenaz ve Karayit Yahudilerinin sinagogları, Osmanlı Türklerinin camileri, medreseleri ve eski bir Mevlevi tarikatı bir arada bulunur. Tarihi eserlerin en eskisi camiye dönüştürülmüş Ortaçağ Ceneviz kiliselerini, hamamları, çeşmeleri kapsamaktadır.

Galata, liman zamanında, Akdenizli gemiciler taverna ve randevuevlerine akın ederken müstehcen gece hayatıyla kötü şöhret salmıştı. Gece hayatı şimdi tepenin üst tarafına, Beyoğlu ’nun bir zamanlar Pera diye bilinen, Osmanlı’nın son zamanlarında İstanbul’un restoran, kafe, sinema ve opera evi bulunan tek bölgesine taşınmıştır. Son on yılda Beyoğlu’nun bu kısmı yüzlerce bar-restoranı, müzik dinletisi sunan mekânları, iki modern sanat müzesi, pek çok sanat galerisi, kültür merkezleri ve opera eviyle dünyadaki en aktif eğlence merkezlerinden biri olmuştur. Yine de Beyoğlu’nun hâlâ Ceneviz Galatası’nı ve Levanten Pera’yı anımsatan asma kaplı meydanları, Aslan Yatağı, Tavuk Uçmaz, Gecekuşu adlı parke taşlı ara sokakları vardır. Bu kitap okuyucuyu gündüzü ve gecesiyle İstanbul’un bütün bu sokaklarına ve daha nicelerine, şehrin geçmişinin ve bugününün birbirine geçtiği bu muhteşem kısmına götürecektir.

Kitap, genel tarihi girişle başlıyor. Bunu Galata’nın eski Ceneviz bölgesini ve eski zamanlarda Pera diye bilinen daha modern kent merkezini de içeren Beyoğlu’nun farklı kesimlerine birbiriyle bağlantılı yürüme turları takip ediyor. Beyoğlu’nun tarihi anıtları Müslüman, Hıristiyan ve Yahudi ibadethaneleri ile Ceneviz, Osmanlı zamanından ve Cumhuriyet’in ilk yıllarından seküler binaları içerir. Bu yürüyüşler, burayı 1920’ler Paris’inin sol yakası gibi Bohem bir bölge yapan ve Beyoğlu gece hayatının son yıllardaki sıradışı canlanışına sahne hazırlayan yazarlar, sanatçılar ve ilginç kişilerin tanıtımıyla, İstanbul’un Latin bölgesinin geçmişteki ve günümüzdeki yaşam biçimini gecesi ve gündüzüyle anımsatan nakışlarla süslenmiştir.

İlk günlerinden bu yana Pera’nın Haliç’in karşı kıyısındaki şehirden farklı bir karakteri ve kimliği olmuştur. Roma zamanında Doğu İmparatoru, Arkadios’tan ziyade Batı İmparatoru, Honorios’la ilişkilendirilmiştir. Katolik Peralıları Bizanslılar frangofouromeni yani “Batılı giysiler giyenler” diyerek, Osmanlılarsa kâfir diyerek hakir görmüştür. Yüzyıllar boyunca ayrı bir şehir olarak yönetilen, sonrasında da Osmanlı yasasına tabi olmayan Avrupalıların (ve yabancı büyükelçiliklerin koruması altındaki yerel Hıristiyanların) yerleştiği, her büyükelçiliğin kendi mahkemesi, posta servisi ve hatta cezaevi bulunan bu bölgede yaşayanlar, buranın Avrupa şehirlerine benzemesi için ellerinden geleni yapmıştır.

Konstantinopolis ve İstanbul halklarının Pera’ya yönelik bütün şüphe ve küçümsemelerine rağmen, burası onlara Batı’ya açılan bir pencere sunmuştur. Pera Avrupa moda, sanat, müzik, teknoloji ve siyasi felsefesindeki son akımların yanı sıra kendi şehirlerinde bulunmayan, sıklıkla da yasaklanmış, rafineden âlemciliğe uzanan eğlencelerle karşılaşma imkânı sunmuştur.

Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra Pera ayrıcalıklı konumunu kaybetmiş, karakter ve kimliğine sık sık kasti saldırılar yaşamıştır. Büyükelçilikler Ankara’ya taşınmış, Türkçe Fransızcanın yerini almış, sokakların, işyerlerinin ve kurumların isimleri değiştirilmiş, Hıristiyan ve Yahudi nüfusun büyük kısmı ya kendi istekleriyle ayrılmış ya da ayrılmaları için gözdağı verilmiştir.

Buna rağmen Pera, şimdi Beyoğlu karakter ve kimliğini büyük oranda korumayı başarmıştır. Son yıllarda bir patlama yaşamış, bir kez daha moda, sanat, edebiyat, müzik ve de pek çok eğlencenin merkezi olmuş ve belki de geçmişteki kadar büyük bir yabancı nüfusa ulaşmıştır.

Bu kitap bölgenin gelişimini ve sosyal tarihini Haliç’teki ilk yerleşimlerden Taksim çevresi ve ötesindeki son yerleşimlere kadar, sadece binaları ve onları inşa edenleriyle değil, katiller, mafya ve fahişelerden bankerler, diplomatlar ve sosyeteye, tüm sakinlerini de inceleyerek sokak sokak takip etmektedir.

447 yıllarında yazılmış "Notitia urbus Constantinopolitanae" adlı eserde Konstantinapol’ün, aynı Eski Roma gibi, on dört bölgeye ayrıldığı belirtilir. Bu bölgelerin on üçü Theodosios surları içindedir, bir tanesi, Sykai, günümüzdeki adıyla Galata, Roma’da Tiber’in karşı kıyısında yer alan ve bugün Trastevere denilen bölgeye denk şekilde Haliç’in karşı kıyısındadır.

Notitia’ya göre, Regio Sycaena diye bilinen bölgede hepsi surların içinde yer alan 431 ev, bir kilise, bir forum, hamamlar, tiyatro ve liman mevcuttu. İmparator Justinianos 528 yılında tiyatro ve kiliseyi restore ettirerek bölgeye Justiniana ismini verdiyse de, bu isim imparatorun 565 yılındaki ölümünden kısa süre sonra unutulmuştu. İmparator II. Tiberios (s. 578-582), şehre düşman gemileri yaklaştığında Haliç’in ağız kısmına kıyıdan kıyıya zincir uzatarak limanı kapatmak amacıyla Sykai kıyısına bir hisar inşa ettirmişti. Galata Hisarı olarak bilinen bu yapının temelleri Karaköy İskelesi yolcu salonunun karşısındaki Yeraltı Camii’nde halen görülebilir.

Sykai ismi 9. yüzyıla kadar kullanılmış, bu tarihten sonra yerini önce buradaki küçük bir semt, daha sonra da tüm bölge için kullanılan Galata ismine bırakmıştır. Galata isminin nereden geldiği bilinmemektedir, ama Pera oldukça açıktır. Yunanca pera “öte, ilerisi” demektir, ilk başta “Haliç’in ötesi, karşı kıyısı” anlamında kullanılmış, sonra Ortaçağ Galatası ile sınırlanmış ve en sonunda sadece tepedeki üst taraf için kullanılmıştır. Geçen yüzyılda bu eski Yunan isimlerinin yerini Türkçe isimler almış, bir zamanlar Pera olarak bilinen kent merkezini de kapsayan Haliç’in kuzeyindeki bölgenin bütünü Beyoğlu; Haliç ile Boğaz’ın birleştiği kısım Karaköy olmuştur. Yine de Galata ismi, Haliç’in karşı kıyısını eski şehre bağlayan Galata ve Atatürk köprüleri arasındaki kıyı için hâlâ kullanılmaktadır.

Konstantinopolis’i Nisan 1204’te Dördüncü Haçlı Seferi’ne katılan Latinler ve Venedik donanması ele geçirmiş, fethedilen Bizans İmparatorluğu topraklarında Rumanya İmparatorluğu kurulmuştur. Konstantinopolis’ten kaçan Rumlar sürgünde, kuzeybatı Anadolu’da başkenti İznik ve Pontus’ta başkenti Trabzon olan küçük imparatorluklar kurmuşlardır. İznik’te 1259’da tahtı ele geçiren İmparator VIII. Mihail Paleologos 15 Ağustos 1261’de Konstantinopolis’i Latinlerden geri alarak Bizans İmparatorluğu’nu eski başkentinde yeniden tesis etmiştir.

Cenevizliler 1261 baharında Nimfayon Anlaşması’nı imzalayarak İznik Bizansları ile ittifak kurmuşlar, bu anlaşmayla Galata “büyük ve kutsal İmparator’un emriyle muzaffer Cenevizlilere verilmiştir.” Cenevizliler Galata’yı, her yıl Cenova senatosu tarafından atanan kendi valisi, podesta’sı bulunan yarı bağımsız bir koloni olarak yönettiler. Podesta ve konsülü, Podestat denen, Palazzo del Commune diye bilinen binada toplanırlardı. Yasak olmasına rağmen, Cenevizliler 14. yüzyılda bölgeyi surlarla çevirmeye başladılar ve 15. yüzyılın ortalarına kadar alanı ve surları genişletmeye devam ettiler.

1304’te surlarla çevrilmiş ilk alan, şimdi Haliç’te iki köprünün arasında kalan uzun ve dar dikdörtgen bölgeydi. Sonrasında Cenevizliler kendilerini daha iyi savunabilmek için Haliç’in üst tarafındaki tepelere yaptıkları duvarlarla buna bir üçgen eklediler; en üst noktasına da yapımı 1348’de tamamlanan, “İsa’nın Kulesi” olarak bilinen ve zamanla Galata Kulesi diye anılan yapıyı diktiler. Daha sonra 1387 ve 1397’de kulenin kuzeybatısındaki alanı surlarla çevirdiler ve son olarak 1446’da tepenin Boğaz’a doğru inen doğu eğimini de kapattılar. Böylece son savunma sistemi, dış surunun kenarında derin bir hendek bulunan, duvarlarla çevrelenmiş beş alandan oluşuyordu. Bunların sadece üçü şehrin –1422’de Buondelmonti’nin çizdiği– halen mevcut ilk haritasında görülebilmektedir, ancak Vavasore’nin 1530 tarihli gravüründe beşi de belirgindir. Bunların her ikisi de kulenin bir tarafından Haliç’e, diğer tarafından Boğaz’a inen dış surları ve surların en tepe noktasında, savunma sistemine hâkim Galata Kulesi’ni göstermektedir. Birkaç burç ve bir yaya kapısının parçaları halen mevcut bulunan Ceneviz surlarından Galata güzergâhında bahsedilecektir.

* E-posta adresiniz hiç kimseyle paylaşılmayacaktır.