Dünya Okulu - Eğitimi Yeniden Düşünmek

PAYLAŞ
YORUM YAZ
Kitap Akrabalıkları

Eğitimde fırsat eşitliği için, herkese, her yerde, dünya standartlarında, ücretsiz eğitim.

Geleceğin okulları nasıl olacak, eğitim nasıl dönüşecek, öğretmen – öğrenci ilişkisi nasıl yeniden şekillenecek, sınıflarda hangi teknolojik yöntemlerle ders işlenecek? Tüm bu konuların yanı sıra bu kitapta Khan Academy’nin hikayesini de en samimi şekilde kurucusunun kaleminden okuyacaksınız.  Khan Academy’nin nasıl teknoloji ve eğitimi bir araya getirerek insan faktörünü ön plana çıkarttığını anlatan “Dünya Okulu”, eğitim reformunun geleceğine ışık tutuyor. STFA’nın 1992 yılında kurduğu Bilimsel ve Teknik Yayınları Çeviri Vakfı, 2012 yılında Khan Academy kurucusu Salman Khan ile Khan Academy’nin ilk uluslararası iş ortaklığı anlaşmasını imzaladı. Anlaşma çerçevesinde dünyanın en büyük internet öğrenim platformu Khan Academy Türkçeleştirilerek tüm dünyada Türkçe konuşan herkese ücretsiz olarak sunulmaktadır. Khan Academy Türkçe, Ekim 2014 itibariyle 2 milyon ders vermiştir. Herkese kendi hızında ve kişiselleştirişmiş eğitim anlayışıyla dünya genelindeki eğitim reformunun en önemli paydaşlarından olan Khan Academy’nin sunduğu interaktif alıştırmalar, yönlendirme ve puanlama sistemleri ile öğrenci, öğretmen ve velilere yönelik raporlama gibi gelişmiş özellikler de binlerce eğitim videosu ile birlikte Türkçe olarak kullanıcılarla ücretsiz olarak buluşturulmaktadır. STFA, Khan Academy Türkçe projesi için Milli Eğitim Bakanlığı ile işbirliği protokolü imzalamış olup Fatih Projesi ve Eğitim Bilişim Ağı (EBA) kapsamında ortak çalışmalara devam etmektedir. Khan Academy’nin kurucusu Salman Khan’ın 2012 yılında yazdığı “Dünya Okulu” isimli kitabı, Khan’ın eğitim reformu ve eğitim sisteminin geleceği ile ilgili görüşlerini derlediği vizyon açıcı bir çalışma. Eğitimde fırsat eşitliği için, herkese, her yerde, dünya standartlarında, ücretsiz eğitim.

“Sal Khan’ın eğitim sistemi üzerindeki etkisi hesaplanamayacak kadar büyük.”
Bill Gates

“Sal’ın Khan Academy’si, kurulduğu 2006’dan beri sunduğu herkesin erişimine açık, özgürlük vadeden online eğitim modeliyle düşüncelerimizi kökten değiştiriyor.”
Al Gore

“Herkese Bedava Eğitim, Sonsuza Kadar... Khanacademy.org ve Khanacademy.org.tr adreslerini şiddetle tavsiye ederim.”
İsmet Berkan, "Hürriyet" Gazetesi Yazarı

“Dünyanın en büyük dersliği Türkiye’de... STFA, her yıl 8 milyon kullanıcının faydalandığı dünyanın en büyük ücretsiz online öğrenim platformu Khan Academy’yi Türkçe’ye kazandırdı.”
Nuran Çakmakçı,"Hürriyet" Gazetesi Yazarı

“Khan Academy Türkçe eğitime büyük katkı yapacak... Geriye kalan, Khan Academy’nin imkanlarından Anadolu’nun en ücra köşesine dahi ulaşarak öğrencileri, öğretmenleri, ebeveynleri haberdar etmek.”
Şelale Kadak, "Sabah" Gazetesi Yazarı

www.khanacademy.org.tr

Bu hikâye bir öğrenci ve bir öğretmenle başlıyor. Bir aile hikâyesi aslında, o yüzden size biraz geçmişimden söz edeyim.

Metairie-Louisiana’da, New Orleans Büyükşehir Belediyesi sınırları içindeki bir yerleşim bölgesinde doğdum. Çocuk doktoru olan babam buraya Bangladeş’ten, Louisiana State University’de ve sonrasında da Charity Hastanesi’nde uzmanlığını yapmak için gelmişti. 1972’de kısa bir süreliğine Bangladeş’e döndü ve Hindistan doğumlu annemle geri geldi. Görücü usulü bir evlilikti bu, gayet gelenekseldi (annem tören sırasında, doğru kardeşle evlendiğinden emin olmak için gizlice bakmaya çalışmış). Sonraki birkaç yıl boyunca annemin erkek kardeşlerinden beşi ve bir kuzeni onları ziyarete geldi, hepsi de New Orleans bölgesine âşık oldu. Buraya gelmelerinin nedeni sanırım Louisiana’nın, ABD sınırları içinde Güney Asya’ya en benzeyen yer olmasıydı; baharatlı yemekleri, nemi, dev hamamböcekleri ve yolsuzluğa batmış bir yönetimi vardı; ama akrabalarımın yarısı, diğer yarısıyla konuşmuyordu. Yine de aile düğünü büyük bir olaydı, ben de 2004’te evlendiğimde kırktan fazla akrabamız, eşimin ailesinin yaşadığı New Jersey’ye geldi. Bunlardan biri de kuzenim Nadia’ydı.

Bugün Nadia, Sarah Lawrence College’da birinci sınıf tıp öğrencisi. 2004’teyse 12 yaşında, son derece ciddi bir çocuktu ve ilk akademik başarısızlığını daha yeni yaşamıştı. Altıncı sınıfın sonunda yapılan matematik seviye belirleme sınavından düşük puan almıştı. Bütün notları A’ydı, motivasyonu çok yüksekti, her zaman hazırdı. Kendisinden beklenmeyecek bu düşük puan onu da şaşırtmıştı. Gururunu, özgüvenini, kendine saygısını zedelemişti.

Düğünden sonra konuştuğumuzda, Nadia o testin sonucunu çoktan kabullenmişti. Matematikte iyi olmadığına inanıyordu. Bense çok farklı düşünüyordum. Onda gerçekten potansiyel görüyordum. Mantıklı, yaratıcı ve azimliydi. Ona daha o zamandan geleceğin bilgisayar bilimcisi ya da matematikçisi gözüyle bakıyordum. Başkasını bilmem ama ben onun altıncı sınıfta herhangi bir şeyi zor bulacağına inanamıyordum.

Geleneksel eğitim sisteminden geçmiş biri olarak, daha yavaş bir matematik sınıfına yerleştirilmenin, Nadia’nın matematiksel geleceği açısından bir ölüm öpücüğü olabileceğinin de farkındaydım. “Şube” sistemi nedeniyle –bu konuya ileride döneceğiz– bu tek testin sonucu, Nadia’nın akademik kariyeri için son derece belirleyici olabilirdi. Daha ileri düzey şubeye giremezse, sekizinci sınıfta cebir alamayacaktı. Sekizinci sınıfta cebir alamazsa, on ikinci sınıfta kalkülüs alamayacaktı. Bu böyle devam edecek, potansiyelinin çok gerisinde kalacaktı.

Ama kötü geçmiş bir sınav da, kötü geçmiş bir sınavdı sonuçta. Bu konuda yapılabilecek bir şey var mıydı? Nadia’nın annesi, olmadığını düşünüyordu; benim oturduğum ve çalıştığım Boston’a düğünden sonra ziyarete geldiklerinde, bu durumun onu çok endişelendirdiğini gördüm. Ben de bunun üzerine önünü arkasını pek düşünmeden bir teklifte bulundum. Eğer Nadia’nın okulu sınava yeniden girmesine izin verirse, Nadia New Orleans’a döndüğünde ona uzaktan ders verecektim. Tam olarak nasılders vereceğim konusuysa... kervan yolda düzülecekti.

Şunu baştan açıkça söyleyeyim –sonra söyleyeceğim her şey için bu önemli olacak– başlangıçta bunların hepsi bir deney, bir doğaçlamaydı. Öğretmenlik eğitimi almamıştım, en etkin öğretme yolu hakkında “büyük bir fikrim” yoktu. Matematiği sezgisel ve bütüncül olarak anladığımı hissettiğim doğru ama bu iyi bir öğretmen olacağımın garantisi değildi. Konularını çok iyi bilen ama bildiklerini paylaşmayı beceremeyen çok öğretmenim olmuştu. Öğretmek bence apayrı bir beceriydi, buna da hâlâ inanıyorum; hatta yaratıcı, sezgisel ve son derece kişisel bir sanat.

Ama yalnızcabir sanat da değil. İçinde bilime özgü bir disiplin de var, en azından olmalı. Neyin işe yarayıp yaramadığını görmek için farklı teknikler deneyebileceğimi, zamanla kendimi Nadia için etkin bir öğretmen haline getirebileceğimi düşünüyordum. Yatırım ya da teknoloji dünyalarında karşılaştığım entelektüel zorluklardan çok da farklı değildi ama bu alanda, sevdiğim birinin önünü açmam son derece mümkündü.

* E-posta adresiniz hiç kimseyle paylaşılmayacaktır.