Türk Müzeciliği

PAYLAŞ
YORUM YAZ
Kitap Akrabalıkları

Abdülhak Şinasi Hisar’ın kitaplarına girmemiş yazıları Türk Müzeciliği ile gün ışığına çıkmaya devam ediyor. Necmettin Turinay’ın hazırladığı kitap, Hisar’ın pek bilinmeyen bir yönünü, ilgisini ve birikimini belirlemesi bakımından dikkat çekici. Onun, Türk müzeciliğinin başlangıç ve gelişim dönemleri üstüne yazdığı yazılar, Cumhuriyet’in onuncu yılı nedeniyle kurulması istenen “İnkılap Müzesi”nin komisyonunda bulunduğu sırada ürettiği fikirler, büyük rüyası “Boğaziçi Yalısı Müzesi” çevresinde geliştirdiği proje ve öneriler bu kitabın çekirdeğini oluşturuyor. Üçüncü bölümde ise bir anlamda iç dünyasındaki müze imgesine odaklanan yazılar var.

Türk Müzeciliği’ni, Hisar’ın “fanilik hüznü”yle dolu dünyasının eşyaya ve mekâna yansıması olarak da okumak mümkün.

Müzelerimizin İlk Zamanları

Bizde, imparatorluğumuzdan önce, ciddi bir müze fikrinin teessüs etmiş olduğu ve bu düşüncenin bizi en eski zamanlara ulaştırdığı anlaşılıyor. Bütün Avrupa’da olduğu gibi, bizde de güzel sanatlara ait kıymetli eşyayı toplamak ve muhafaza etmek fikri, en zengin olan yerde, yani sarayda tatbik edilmeye başlanıyor. Esasen o devirlerde bunun başka türlü olmasına da imkân var mıydı?
Ata, Enderun Tarihi’nde, “Fatih’in hazine tarzına tahvil ve tamir buyurdukları” büyük Hazine-i Hümayun’dan bahsetmektedir. Padişahlarımızın zaten Bursa ve Edirne’deki saraylarında da hazine daireleri vardı, bütün bu nadide, kıymetli ve tarihi eşya bu dairelerde muhafaza edilebiliyordu.
Fatih’in muhtelif dillerde nadir kitapları, zengin ve mühim bir kütüphane yetiştirmişti. Bu kitaplar, belki kısmen olsun, bugün Topkapı Müzesi’ndeki kütüphanede mevcuttur.
1504’te İkinci Bayezid zamanında, Enderun hazinesi hakkında tanzim edilmiş bir defter bulunmuştur. Ata Tarihi’nin verdiği izahata göre, Yavuz Sultan Selim zamanında hazinenin mevcudu Enderun ve Harem hazinelerine sığmayarak, bunların bir kısmı Yedikule mahzenlerinde hıfzedilmeye başlandığı yazılıyor. Üçüncü Sultan Murad’a kadar Yedikule hisarında böyle bir hazinenin muhafaza edildiğini ve ancak onun zamanında Topkapı Sarayı’na naklolunduğu da, yirmi sene kadar Üçüncü Murad’ın sarayında Hekimbaşı olan Dominicos isimli Kıbrıslı bir Musevi’nin kitabından öğreniliyor.

* E-posta adresiniz hiç kimseyle paylaşılmayacaktır.