Öteki kim, sahici ki?

PAYLAŞ
YORUM YAZ
İçindekiler

Kapakta Murat Morova’nın Hay(ı)r (1997) başlıklı eseri yer aldı.

İstanbul Modern’de Çelenk Bafra ve Paolo Colombo’nun küratörlüğünü yaptığı “Yok Olmadan” başlıklı sergiyi sanat tarihçi Rana Öztürk değerlendirdi.

Sanat Dünyamız’ın Necmi Sönmez küratörlüğünde süregelen fragMENtaTION dizisi bu sayıda İranlı sanatçı Jinoos Taghizadeh’i konuk etti. Sanatçının “52 Hertz Whale” projesinin çıkış noktasını, araştırmacılar tarafından 1980-1990 tarihleri arasında Pasifik Okyanusu’nda keşfedilen ve izlenen bir balina oluşturdu.

Türkiye’de sanata, kültüre emeği geçmiş önemli isimlerle buluşmalardan oluşan “Bellek/Emek” dizisinde Nazlı Pektaş’ın bu sayıdaki konuğu sanatçı, yazar Canan Beykal oldu.

Bozlu Art Project’in çalışmaları hakkında bir söyleşi proje yöneticileri Özlem İnay Erten ve Oğuz Erten’le yapıldı. Söyleşide Şişli’deki Mongeri Binası’nda ve Nişantaşı’ndaki galerilerinde süregelen sergi, araştırma ve yayın faaliyetleri anlatıldı.

Kavramsal sanat, queer sanat ve sanat yayıncılığı hakkında çalışmalar sürdüren Kültigin Kağan Akbulut Türkiye’de LGBT sanatını yorumladı.

Sanatçı Hakan Gürsoytrak’ın Evin Sanat Galerisi’nde açtığı “Kara/Gece Devriyesi” sergisini ve sanatçı üzerine bir değerlendirmeyi Melike Ayça Güzel kaleme aldı.

Gültekin emre, ressam Ataç Elalmış’ın turnalar serisini kültürel ve sanatsal zemini üzerinden değerlendirdi.

Serdar Aydın; Tayyar Eren ve  Käthe Kollwitz’in eserleriyle hazırladığı metin/kolajında “Çığlık” sözcüğünün temsiliyetini, aktarım gücünü sorguladı.

Nusret Polat felsefe ve sanatla ilişkisi üzerinden estetiğin kısa bir tarihini verirken, güzel, yüce kavramlarını, sanat toplum ilişkilerini inceledi.

EDİTÖRDEN

  • Öteki kim, sahici kim? - Mine Haydaroğlu

    SANATIN BÜTÜN KÜLTÜRLERDE, BÜTÜN ZAMANLARDA KABUL YA DA RED EDİLMESİNİN TEMEL NEDENLERİNDEN BİRİ “ÖTEKİ” İLE İLGİLİ YOĞUN İLİŞKİSİ. KİMİLERİNE GÖRE SANATÇININ KENDİSİ SÜREKLİ TEMSİLİYETLE UĞRAŞTIĞI İÇİN “ÖTEKİ”, YA DA “ÖTEKİ”Nİ HİSSETME, ANLATMA YA DA EN AZINDAN FARK ETMEDE SANATÇI YAPISINDAN DOLAYI AVANTAJLI BİR KONUMDA. BAZEN “ÖTEKİLERİN TEMSİLCİSİ”, BAZEN ARACILIK YAPAN BİRİ, BAZEN SALT KENDİNİN TEMSİLCİSİ.

    SANATÇININ DEĞERİNİN ANLAŞILMASININ PEK ÇOK FARKLI DİNAMİKLERE, BİR DE ZAMANA BAĞLI OLDUĞUNU BİLİYORUZ. ZAMANI HİSSETME, İNSAN BİLİNCİNDEKİ DEĞİŞİMLER, İNSAN-DOĞA-DÜNYA İLİŞKİLERİ GİBİ YÜKSELEN/ALÇALAN ETKİLERLE İÇ İÇE SANATÇI, ÇEŞİTLİ MALZEMELERLE, HATTA BAZEN BOŞLUKLARLA BİZE YAŞAMI, YAŞANANLARI AKTARDIĞI ÖLÇÜDE KARŞILIK BULUYOR, TEMAS SAĞLAYABİLİYOR. DİLBİLİMİN, ARKEOLOJİNİN, SOSYOLOJİNİN, TARİHİN TARTIŞMALARI ARASINDA KENDİNE YER AÇARKEN YA DA AÇMAYA ÇALIŞIRKEN ESASTA EN KENDİNE HAS ÖZELLİKLERİNİ SAHİCİLİKLE ÖNE ÇIKARABİLDİĞİ ZAMAN KABUL GÖRÜYOR.

    GELECEKTE GÜNÜMÜZ SANATINA BAKILDIĞINDA HERHALDE  ÖTEKİLİK, SAHİCİLİK EN TARTIŞILAN KAVRAMLAR VE OLGULAR OLACAK.

    * * *

    SANAT DÜNYAMIZ’IN BU SAYISINDA KAPAKTA MURAT MOROVA’NIN HAY(I)R (1997) BAŞLIKLI ESERİ YER ALDI. İSTANBUL MODERN’DE ÇELENK BAFRA VE PAOLO COLOMBO’NUN KÜRATÖRLÜĞÜNÜ YAPTIĞI, “YOK OLMADAN” BAŞLIKLI SERGİYİ SANAT TARİHÇİ RANA ÖZTÜRK DEĞERLENDİRDİ.

    NECMİ SÖNMEZ KÜRATÖRLÜĞÜNDE SÜREGELEN FRAGMENTATION DİZİSİ BU SAYIDAKİ İRANLI SANATÇI JİNOOS TAGHİZADEH’İ KONUK ETTİ. SANATÇININ “52 HERTZ WHALE” PROJESİNİN ÇIKIŞ NOKTASINI, ARAŞTIRMACILAR TARAFINDAN 1980-1990 TARİHLERİ ARASINDA PASİFİK OKYANUSU’NDA KEŞFEDİLEN VE İZLENEN BİR BALİNA OLUŞTURDU. TÜRKİYE’DE SANAT, KÜLTÜRE EMEĞİ GEÇMİŞ ÖNEMLİ İSİMLERLE BULUŞMALARDAN OLUŞAN “BELLEK/EMEK” DİZİSİNDE NAZLI PEKTAŞ’IN BU SAYIDAKİ KONUĞU SANATÇI, YAZAR CANAN BEYKAL OLDU. BU SAYIDA AYRICA BOZLU ART PROJECT’İN PROJE YÖNETİCİLERİ ÖZLEM İNAY ERTEN VE OĞUZ ERTEN’LE BİR SÖYLEŞİ, KÜLTİGİN KAĞAN AKBULUT’UN TÜRKİYE’DE LGBT SANATI ÜZERİNE KALEME ALDIĞI METİN, SANATÇILAR HAKAN GÜRSOYTRAK, ATAÇ ELALMIŞ, TAYYAR EREN’İN ÇALIŞMALARINDAN ÖRNEKLER, LEONARDO DA VİNCİ’NİN DEFTERLERİNDEN SAYFALAR YER ALIYOR. NUSRET POLAT FELSEFE VE SANATLA İLİŞKİSİ ÜZERİNDEN ESTETİĞİN KISA BİR TARİHİNİ VERİRKEN, GÜZEL, YÜCE KAVRAMLARINI, SANAT TOPLUM İLİŞKİLERİNİ İNCELİYOR.
  • Yeryüzünü Kendi Oluşunda Serbest Bırak Yok Olmadan - Rana öztürk

    Doğa ve ekosistemdeki insan tahribatı, dünya üzerindeki varoluşumuzun geleceğine dair giderek artan bir endişeye neden olurken gidişatı değiştirmeye yönelik eyleme geçme aciliyetini de her geçen gün artırıyor. Durumun küresel boyutu bir yana, Türkiye ölçeğinde ekonomik ve politik alanda tartışılan pek çok meselenin büyük şehirlerden köy ve kasabalara çeşitli boyutlarıyla, insanın, suyla, havayla, toprakla ilişkisiyle, doğal yaşam ve üretim biçimleriyle, kentleşme ve çevre meseleleriyle doğrudan ilişkili olduğunu görüyoruz. İstanbul Modern’deki “Yok Olmadan: Doğa ve Sürdürülebilirlik Üzerine Bir Sergi” işte bu aciliyeti bir felaket durumundan çok doğayla ilişkimizin tekrar gözden geçirilmesinin gerekliliği üzerinde durarak vurgulamayı amaçlıyor. Serginin küratörleri Çelenk Bafra ve Paolo Colombo, dünya üzerindeki yaşamın bildiğimiz şekliyle devamı için az da olsa vakit kaldığı fikrinden yola çıkarak doğa ve ekolojiyi konu edinen yapıtlar aracılığıyla sürdürülebilirlik fikrini ileri sürmeyi amaçlamışlar. Ancak sergi, sürdürmenin nasıl olacağına dair iddialı öneriler getirmektense, dünya üzerindeki yaşamı, insanın doğa içinde ve doğayla birlikte varoluşu üzerinden yeniden düşündüren yapıtlara yer vererek izleyiciyi sürdürülmesi gereken üzerine kafa yormaya davet ediyor.

    Devamı bu sayıda...
FragMENtaTION 24 - Jinoos Taghizadeh
Canan Beykal ile söyleşi: Kelimelerden formlara akan tanıklık - Nazlı Pektaş
Özlem İnay Erten ve Oğuz Erten ile Bozlu Art Project üzerine söyleşi - Mine Haydaroğlu-Özlem İnay Erten-Oğuz Erten
  • Türkiye’de LGBT Sanatı: Olmayan Tarih, Sonsuz Olasılıklar - Kültigin Kağan Akbulut

    Türkiye’de LGBT sanatı var mı sorusu nihayet geride kalmış bir soru. Eksikliklerine, piyasadaki ve alternatif sanat kanallarındaki görünmezliğine, kanon ve gelenek eksikliğine rağmen Türkiye’de artık bir LGBT sanatı var. Soruyu artık Türkiye’de LGBT sanatının bir tarihi var mı, şeklinde değiştirerek sormanın zamanı da geldi.

    Öncelikle tabii ki LGBT sanatı nedir sorusunu da kısaca açmak gerek. Kendini eşcinsel, biseksüel ya da trans olarak tarif eden sanatçılar kümesinin dışında, LGBT sanatı derken aslında “Cinsellik Muammasını” dert edinen sanatçıların işlerini ya da cinsel yönelimlerin ve cinsiyet kimliklerinin görünür (ya da bazı noktalarda sadece hissedilir) şekilde motif olarak işlendiği sanat biçimlerini imleyebiliriz.

    Devamı bu sayıda...
Kara, ama karanlık değil… - Melike Ayça Güzel
  • Ressamların Turnaları, Turnaların Ressamı - Gültekin Emre

    “Gine dertli dertli inliyorsun / Sarı turnam sinen yaralandı mı / Hiç el değmeden de inliyorsun / Sarı turnam sinen parelendi mi” (Pir Sultan Abdal),

    Adı, Sadako Sasaki. On iki yaşındadır kansere yakalandığında. Japonya’ya kahrolasıca atom bombası atıldığında ise iki yaşında öksüz ve yetimdir. Hastanede, hayat doludur ki koridorlarda koşturup durur, yaşlılara yardım eder neşe içinde. Radyasyon nedeniyle kanser hastası seksen yaşındaki bir kadına daha bir bağlıdır gönülden, yalnız bırakmaz onu hiç. Bu yaşlı kadın, ölmeden önce Sadako’ya, “Benim için çok geç ama, bizim inanışımıza göre; eğer bir kişi kâğıttan bin turna kuşu yaparsa, her istediği kabul olur. Ben yapamadım, sen yap ve kurtul” der ve ölür. Kız, bu yaşlı kadının sözüne tutunur kanserden kurtulmak, yaşamak için ve geleneksel Japon sanatı “origamiyle” kâğıttan turna yapmaya başlar coşkuyla, umutla. Evet, umutla, hızla turna kuşları yapar ardı ardına sağlığına kavuşmayı umarak. Ama hastalığı hızla ilerler o ne kadar “origami” yapsa da, umuda sımsıkı sarılsa da. Küçük kızın bu acıklı öyküsü Japonya’da önce yerel, sonra da uluslararası basında yer alır. Sonra da dünyanın dört bir yanından Sadako Sasaki’nin kurtulması için kâğıttan yapılan turna kuşları yollanmaya başlanır hastaneye. Kız, 637 kuşta kalır ne yazık ki, bine ulaşamaz, arkasını getirmeye sağlığı elvermez. Hemşireler koşturarak postadan çıkan yüzlerce turna kuşunu getirirler ona ama, çok geçtir. Ama Sadako çoktan öte dünyaya uçup gitmiştir. Aylarca kâğıttan turna kuşu yağar hastaneye. Milyona ulaşmış kâğıt turnaların sayısı. Bu kuşlar bir müzede sergilenmeye başlanır kızın ölümünün ardından. Turna kuşu, işte o günden beri barışın ve nükleer silahsızlanmanın simgesidir bütün dünyada. Ayrıca hayatın, mutluluğun, güzelliğin, şans ve bereketin de sembolüdür bu kuş. Her yıl 6 Ağustos’ta Japon ve dünyanın başka ülkelerinin çocukları dünya barışı için kâğıttan turna kuşu yapıp Sadako’nun Hiroşima’daki anıtına yollarlar.

    Devamı bu sayıda...
Çığlık: İfadenin Kaosu ve Anlam - Serdar Aydın
Hayalperest ve Meraklı Eylem İnsanı: Leonardo da Vinci - Erdal Ateş
Estetiğin İdeolojisinden Sosyolojisine - Nusret Polat

 

Abone olmak için idealdergi@idealkultur.com adresine mail atabilir ya da 05559811838 - 02125288541 numaralı telefonları arayabilirsiniz.

* E-posta adresiniz hiç kimseyle paylaşılmayacaktır.