Bienallerin Ardından

PAYLAŞ
YORUM YAZ
İçindekiler

Yapı Kredi Yayınları’nın kültür ve sanat dergisi Sanat Dünyamız’ın 150. sayısı çıktı. İki ayda bir yayımlanan  Sanat Dünyamız’ın Ocak-Şubat 2106 sayısında da yazarlar sanat ve kültür meselelerini araştırmaya devam ettiler:
Okan Üniversitesi’nde Yrd. Doç. Dr. Nusret Polat düşüncenin sanatta yansıması, bilgi ve gerçek ilişkisi gibi meseleleri, felsefe ve sanat tarihinin iç içe geçmiş akışını takip ederek ve günümüzden bir bakışla irdeledi.

Tufan Erbarıştıran sanatçı Hale Şakar Ürkmezgil’in Birlik adlı heykelini yorumladı; yapıtı arketip, dil, soyut vb kavramlar üzerinden değerlendirdi.

University of Westminster mezunu Raşit Mutlu (d. 1992) içinde yaşadığımız post-internet kültürün henüz netleşmemiş soysal medya, sanat ve üretim ilişkileri gibi meselelerini kavramsal zeminlerini de irdeleyerek ele aldı.

Tunç Tayanç,  Sebastião Salgado’nun İzmir’de Folkart Gallery’de 1 Ekim-29 Kasım 2015 tarihleri arasında yer alan “İşçiler” sergisinin ardından sanatçı ve çalışmaları üzerine yazdı.

Goldsmiths College, University of London’daki Görsel Kültürler Bölümü çatısı altında film araştırmaları alanında sürdürdüğü doktora çalışmasını 2015 yılında tamamlayan Dr. Cihat Arınç, 11 Aralık’ta ARTER’de sergisi açılan Bosnalı sanatçı Sejla Kameric'in Kırmızısız Geçen 1395 Gün adlı filmini sanatçının diğer yapıtlarıyla da ilişkilendirerek “ototanatografi (kişinin kendi ölümünü anlattığı yazı)” kavramı etrafında analiz etti.

İstanbul Süryanileri üzerine hazırladığı tezle Hacettepe Üniversitesi Antropoloji Bölümü'nden doktora derecesini alan ve halen Paris EHESS'te konuyla ilgili ikinci bir doktora tezini hazırlayan Su Erol ile Ortadoğu Teknik Üniversitesi Medya ve Kültürel Çalışmalar Programında yüksek lisans derecesini tamamlayan yazar/editör/çevirmen Gürçim Yılmaz Barselona Etnoloji Müzesi örneği üzerinden müzecilikte yeni yaklaşımları ele aldılar.

2011 yılında Marcel Duchamp ödülü’nü kazanan sanatçı Mircea Cantor (d. 1977, Romanya) ile sanatçı Huo Rf email aracılığıyla bir söyleşi yaptı.

Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sanat Yönetimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ferhat Özgür’ün  5 Aralık’ta University of Michigan Museum of Art'ta (UMMA) açılan  “Metamorphosis Chat” sergisi vesilesiyle Nazlı Pektaş sanatçının çalışmasını değerlendirdi.

Yazar/şair/çevirmen Süreyyya Evren 14. İstanbul Bienali’ni çeşitli açılardan ele aldı; içerdiği, gözardı ettiği, tartışılan meseleleri irdeledi.

Sanat Dünyamız’da Necmi sönmez küratörlüğünde süregelen “fragMENtaTION” dizisinin bu sayıdaki konuğu sanatçı Siah Armajani oldu. Sanatçı “Tomb Series” (Mezar Serisi) başlıklı çalışmasıyla derginin 14 sayfasını bir yapıta çevirdi.

EDİTÖRDEN

  • Pek Çok Bileşenle Belirlenen Değer: Sanat - Mine Haydaroğlu

    2016’NIN İLK SAYISINDA SANATLA İLGİLİ MESELELERİ İRDELEMEYE DEVAM EDİYORUZ. SANAT ÜRETİMİ SANATÇI, TOPLUM, GEÇMİŞ, ŞİMDİ, GELENEK VE YENİLİK GİBİ SON DERECE GENİŞ KAVRAMLARIN YELPAZESİ ALTINDA AMA DİKKATLE BAKILDIĞINDA ANLAMI VE DEĞERİ KENDİ ÇİZDİĞİ ÇERÇEVELER İÇİNDE BELİREN BİR FAALİYET.

    HER ESERİN, HER SERGİNİN VE TABİİ Kİ HER YAZININ İDDİASI REFERANSINI ALDIĞI VEYA REFERANS YARATTIĞI ÖLÇÜDE ETKİLEYİCİ. ZATEN BU NEDENLE SANAT ESERLERİNİN VE ÜRETİMİNİN ESAS GÜCÜ, YAPILDIĞI ZAMANDAN ZİYADE YILLAR, HATTA ONYILLAR SONRA ANLAŞILABİLİYOR. BİR ESERİN, ÇALIŞMANIN DEĞERİNİ PEK ÇOK KRİTER, PEK ÇOK BİLEŞEN BELİRLİYOR. ZATEN TAM DA BU NEDENLE SANAT, İNSANIN ANLAM ARAYIŞINDAKİ EN HEYECAN VERİCİ FIRSATLARDAN BİRİ. 

    HER SAYIMIZDA OKURLARA BU BAĞLAMDA KAYNAK SUNMAYA DEVAM ETMEYE ÖZEN GÖSTERİYORUZ. 150. SAYIMIZDAKİ YAZILARDA DA RAŞİT MUTLU İNTERNET SONRASI SANAT, SÜREYYYA EVREN BİENAL(LER)DEN KALAN İZLER, NUSRET POLAT FELSEFE-SANAT İLİŞKİSİ ÜZERİNE VE TUNÇ TAYANÇ, NAZLI PEKTAŞ, SU EROL-GüRÇİM YILMAZ, TUFAN ERBARIŞTIRAN, CİHAT ARINÇ, MERVE ÜNSAL, HUO RF DA TAKİBİNDE OLDUKLARI ÇEŞİTLİ SANATÇILARIN, SERGİLERİN, MÜZECİLERİN ÇALIŞMALARI ÜZERİNE GÖRÜŞLER SUNUYORLAR. SÜREGELEN FRAGMENTATION DİZİMİZDE SİAH ARMAJANİ’NİN MEZARLAR ÜZERİNE BİR ÇALIŞMASI YER ALIYOR. SANATÇIYI ETKİLEMİŞ BENJAMIN, ADORNO, HAFIZ-I ŞİRAZİ VD ÖNEMLİ İSİMLER HAKKINDA HAYALİ MEZARLARDAN OLUŞAN SERİ, 135. SAYIMIZDA YER ALAN BİR DİĞER İRANLI SANATÇI BARBAD GOLSHIRI’NİN DA YİNE MEZARLAR ÜZERİNE YAPTIĞI ÇALIŞMASIYLA İLGİNÇ BİR BULUŞMA SAĞLADI.

    YİTİRDİKLERİMİZİ DÜŞÜNÜRKEN; 2015 SONBAHARINDA DEĞERLİ SANATÇI CENGİZ ÇEKİL’İ DE KAYBETTİK. ÇOK ÜZGÜNÜZ, SEVGİYLE SAYGIYLA ANIYORUZ.
Modern Epistemoloji, Edebiyat ve Sanatta Gerçeklik - Nusret Polat
Hale Ş. Ürkmezgil’in “Birlik”  Adlı Heykeli Üzerine Felsefi Bir Bakış Açısı - Tufan Erbarıştıran
FragMENtaTION 22 - Siah Armajani
  • Sanat, İnternet, Post-İnternet - Raşit Mutlu

    Önceleri İnternetin, gerçekliğine çok da inanılmayan karakterlerin buluştuğu sanal bir alan olduğu düşünülürdü. Bugünün dünyasında ise durum pek de böyle değil. Çevrimiçi ve çevrimdışı ayrımı yapmadan hayatının büyük bir bölümünü İnternet ortamında geçiren, gerçek dünya ve sanal dünya kimliği yerine yalnızca tek bir kimliğe sahip “dijital yerliler” aynı zamanda bu ortamda alışveriş yapan, iletişim kuran, âşık olan, öğrenen ve eğlenen bir nesli de temsil ediyor. Artık İnternet ne ayrı bir kültür ne de ayrı bir yaşam. İnternetin sanal mı yoksa gerçek mi olduğu tartışması ise her geçen gün daha anlamsız bir hal alırken, İnternetin parçaları olan gelenekler, deyimler, imgeler ve mem’ler1 günlük hayatın ve kültürün ta kendisi olmaya devam ediyor.

    Elbette İnternetin içinde bulunduğu güncel durumu anlamak yeni düşünce biçimlerinin gerekliliğini de beraberinde getirdi. Bu anlamda, 2000’li yıllarda ortaya çıkan post-İnternet çağdaş kültürün incelenmesi ve anlaşılmasına yönelik yeni araçlar ortaya koymuş, her geçen gün genişleyen bir alanda etkinliğini artırmaya, sanatçıları ve pratiklerini etkilemeye devam etmiştir. Teknik temellerini posta sanatı ve net.art gibi ağların manipülasyonu üzerine dayalı hareketlerden alırken, düşünsel temellerini kavramsal sanatın fikir, dematerialization ve talimat merkezli yapısından alan post-İnternet elbette kendinden önceki birikimden bağımsız bir şekilde ortaya çıkmamıştır. Yeni medya, siber performans ve dijital sanat ile birçok noktada birleşse de, post-İnternet, “özellikle sanat bağlamında, tüm çağdaş sanatın İnternet aracılığı ile dijitalleşmesi ya da merkezsizleşmesi olarak anlaşılamaz ... bu yönüyle de bir kategori ya da akım değil durum olarak görülmelidir.”

    Devamı bu sayıda...
Fotoğraflar Sebastião Salgado’nun, Dizeler Bertolt Brecht’in - Tunç Tayanç
  • Kırmızısız Geçen 1395 Gün: Katliamdan Sağ Kurtulanın Tanıklığı olarak Ototanatografik Film - Cihat Arınç

    Šejla Kameri´c’in Kırmızısız Geçen 1395 Gün (2011) adlı filmi, Bosna Savaşı’ndan sağ kurtulan yönetmenin 2 Mayıs 1992’de başlayıp 26 Şubat 1996’da sona eren Saraybosna kuşatması altında “ölümle burun buruna yaşadığı” 1395 günlük dönemin zorluklarla dolu tecrübesini görselleştiren sıradışı bir otobiyografik film. Arnavut sanatçı Anri Sala ile birlikte Amerikalı bestekâr ve orkestra şefi Ari Benjamin Meyers’in de katkılarıyla tek bir film yapma hedefiyle başlayan proje, sonradan Kameri´c ve Sala arasındaki uzlaşmazlık sebebiyle, aynı ismi taşıyan, aynı mekânlarda geçen, aynı aksiyon çizgisini takip eden, aynı Saraybosnalıların oynadığı yaklaşık birer saat uzunluğunda iki ayrı filmle sonuçlandı. “Şehir senfonisi” film türünün alışılmadık bir örneği olarak da görebileceğimiz bu sinema eseri, Keskin Nişancılar Vadisi adıyla da bilinen Ulica Zmaja od Bosne’de keskin nişancıların yayaları keklik gibi avlayabildiği tekinsiz bir şehir manzarası sunar. Bosna Savaşı patlak verdiğinde henüz 13 yaşında bir genç kız olan Šejla Kameri´c, Saraybosna kuşatmasının ikinci yılında babasını böyle bir atmosferde savaşa kurban verir. Kendi ölme ihtimali karşısında duyduğu dehşet ve sevdiği bir başkasının ölümü karşısında duyduğu büyük ıstırap, sanatçının hayatının geri kalanına damgasını vurur ve hem bireysel kimliğinin hem de sanat faaliyetinin şekillenmesinde büyük bir rol oynar. Bu yüzden Kameri´c, video sanatı ve filmden enstalasyon sanatı  ve kitap tasarımına kadar birçok medyumda sıklıkla hayat ve ölüm, sağ kurtulma ve tanıklık, yerinden edilme ve menfi miras, tarihî adalet ve hafıza temaları etrafında eserler üretir. “Sağ kurtulan” ve “tanık” kimliği, sanatçının Bosna Savaşı’ndan sonraki hayatını tarif eden en önemli unsur olarak öne çıkar.

    Devamı bu sayıda...
“Sanatçıyı tanımlayan arzuları ve idealleridir” Mircea Cantor ile Söyleşi - Mircea Cantor - Huo RF
Metamorfoz Muhabbet Pakize Hanıma Ne Oldu? - Nazlı Pektaş
Ağaçlar İçin, Kuşlar İçin Sanat 14. İstanbul Bienali'nin Ardından - Süreyyya Evren
  • Barselona Etnoloji Müzesi ve Sergilemenin Politikasına Yeni Yaklaşımlar - Su Erol - Gürçim Yılmaz

    Bu metni yazmamızın nedeni, Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde yer alan tarihi, arkeolojik ya da antropolojik müzelerde gezerken her seferinde bize bir gölgenin, bir tür rahatsızlık duygusunun eşlik ettiğini fark etmemiz oldu. Eşlikçimiz, kurulduğu eski tarihlerden bugüne dek müzede ikamet etmeye devam eden kolonyal hayaletti. Politik hassasiyeti güçlü, algıları açık olan müze ziyaretçileri, müzedeki varlığı kanıksanmış bu kadim ruhun yansımasını halen vitrinlerin camlarından görebilirler. Bu beyaz, Batılı, erkek hayalet; sergilenen “kültür”lerle onu izleyenler arasında oldukça sorunlu bir ilişki kurulmasına yol açıyor; kendi bakış açısını dayatarak sadece antropolojinin değil, bütün insan bilimlerinin çoktan geride bıraktığı bir zihniyeti her gün yeniden üretip pekiştiriyor.

    Sergileme, tıpkı sınıflandırma (taksonomi) gibi, başlıbaşına bir politik eylem alanı oluşturur. Yani, bir poetikası olduğu kadar, bir politikası da vardır. Kültür tüketicilerinin ilk aşamada kurucu/düzenleyici erk odağına maruz kalma hali, sergilenen kültürel ürünler ile özgür bir ilişkiye girme olanağını ellerinden alarak onları tek yönlü bir “alımlama” ilişkisine mecbur bırakır. Neticede ortaya çıkan durum asimetrik ve tek merkezlidir.

    Devamı bu sayıda...
Muğlaklık, Sınır ve Sınırsızlıkların Üzerine Gitmek - Merve Ünsal

Abone olmak için idealdergi@idealkultur.com adresine mail atabilir ya da 05559811838 - 02125288541 numaralı telefonları arayabilirsiniz.

* E-posta adresiniz hiç kimseyle paylaşılmayacaktır.