Varoluşçular psikanalizi nasıl yorumladı? (IIV) - Sömürgeciliğe varoluşçu ve psikanalitik bir ret: Franz Fanon - Kültür ve Psikanaliz Söyleşileri
- Kategori: Kültür ve Psikanaliz Söyleşileri
- Tarih: 13.03.2026 Saat: 18:00
- Yer: Yapı Kredi Kültür Sanat - Loca
- Katılımcılar: Talat Parman, Zeynep Direk
Konuşmacılar: Zeynep Direk, Talat Parman
18:00
Loca
“Varoluşçular psikanalizi nasıl yorumladı?” başlığı altında bu kez tartışacağımız kişi, İkinci Dünya Savaşı sonrası Fransası’nda Marksizm ve psikanalizi birleştiren ve toplumcu bir ruh sağlığı yaklaşımının ürünü olan “kurumsal psikoterapi”nin (psychothérapie institutionnelle) önemli kuramcılarından biri olan psikiyatr, psikanalist ve düşünür Franz Fanon. Sömürgecilik düzeni içinde yaşayan bireylerin ruhsal dünyasını ele alan Fanon, bunu yaparken varoluşçu fenomenoloji ile psikanalitik yaklaşımları bir araya getirmişti. Fransa’nın eski sömürgesi ve daha sonra denizaşırı ili olan Martinik Adası doğumlu olan Fanon, psikanalizin geleneksel olarak odaklandığı dar aile yapısı yerine, psikopatolojik belirtilerin kaynağını sömürgeci sistemin yarattığı toplumsal ve kurumsal bağlamda aramış, bireysel nevrozların yalnızca aile içi ilişkilerle değil, ırkçı ve sömürgeci toplumsal yapı ile de bağlantılı olduğunu savunmuştur. Freud ve Lacan’dan etkilenmiş, fakat onların kuramlarını sömürgecilik bağlamında eleştirel biçimde yeniden düşünmüştür. Lacan’ın “insan kendini ötekinin bakışı üzerinden kurar” yaklaşımını ırk sorununa uygulamış, “siyah birey, beyaz sömürgecinin bakışı altında kendini nesneleşmiş ve yabancılaşmış hisseder” demiştir. Sömürgeleştirilen öznenin bastırılmış saldırganlığının “kardeş” olarak gördüğü diğer sömürülen bireylere veya büyüsel inançlara yönlendirilmesini de bir “yer değiştirme” (déplacement) olarak bu çerçevede açıklamıştır. Sonuç olarak psikiyatr, psikanalist ve düşünür olarak Franz Fanon, psikanalitik kavramları dönüştürerek sömürge düzeni dolayısıyla bastırılmış libidonun ancak eylem ve devrimci uygulama yoluyla iyileşebileceğini, böylece travmatik deneyimlerin yerini yaşamı olumlayan bir duruma bırakabileceğini ileri sürmüştür.
Etkinlik herkese açık ve ücretsizdir.
Kapılar etkinlikten yarım saat önce açılır.
Katılımcılar etkinlik sırasında çekilecek fotoğrafların YKKSY’nin sosyal medya hesaplarında kullanılmasına izin vermiş kabul edilirler.
YKKSY etkinlik saatinde değişiklik yapma ve iptal hakkını saklı tutar.
18:00
Loca
“Varoluşçular psikanalizi nasıl yorumladı?” başlığı altında bu kez tartışacağımız kişi, İkinci Dünya Savaşı sonrası Fransası’nda Marksizm ve psikanalizi birleştiren ve toplumcu bir ruh sağlığı yaklaşımının ürünü olan “kurumsal psikoterapi”nin (psychothérapie institutionnelle) önemli kuramcılarından biri olan psikiyatr, psikanalist ve düşünür Franz Fanon. Sömürgecilik düzeni içinde yaşayan bireylerin ruhsal dünyasını ele alan Fanon, bunu yaparken varoluşçu fenomenoloji ile psikanalitik yaklaşımları bir araya getirmişti. Fransa’nın eski sömürgesi ve daha sonra denizaşırı ili olan Martinik Adası doğumlu olan Fanon, psikanalizin geleneksel olarak odaklandığı dar aile yapısı yerine, psikopatolojik belirtilerin kaynağını sömürgeci sistemin yarattığı toplumsal ve kurumsal bağlamda aramış, bireysel nevrozların yalnızca aile içi ilişkilerle değil, ırkçı ve sömürgeci toplumsal yapı ile de bağlantılı olduğunu savunmuştur. Freud ve Lacan’dan etkilenmiş, fakat onların kuramlarını sömürgecilik bağlamında eleştirel biçimde yeniden düşünmüştür. Lacan’ın “insan kendini ötekinin bakışı üzerinden kurar” yaklaşımını ırk sorununa uygulamış, “siyah birey, beyaz sömürgecinin bakışı altında kendini nesneleşmiş ve yabancılaşmış hisseder” demiştir. Sömürgeleştirilen öznenin bastırılmış saldırganlığının “kardeş” olarak gördüğü diğer sömürülen bireylere veya büyüsel inançlara yönlendirilmesini de bir “yer değiştirme” (déplacement) olarak bu çerçevede açıklamıştır. Sonuç olarak psikiyatr, psikanalist ve düşünür olarak Franz Fanon, psikanalitik kavramları dönüştürerek sömürge düzeni dolayısıyla bastırılmış libidonun ancak eylem ve devrimci uygulama yoluyla iyileşebileceğini, böylece travmatik deneyimlerin yerini yaşamı olumlayan bir duruma bırakabileceğini ileri sürmüştür.
Etkinlik herkese açık ve ücretsizdir.
Kapılar etkinlikten yarım saat önce açılır.
Katılımcılar etkinlik sırasında çekilecek fotoğrafların YKKSY’nin sosyal medya hesaplarında kullanılmasına izin vermiş kabul edilirler.
YKKSY etkinlik saatinde değişiklik yapma ve iptal hakkını saklı tutar.