Zihin Kuşları

  • Zihin Kuşları
PAYLAŞ
YORUM YAZ
Kitap Akrabalıkları

Öykü ve romanlarıyla tanıdığımız Leyla Erbil, bu kitabıyla okurlarına bir sürpriz yapıyor ve onları "zihin kuşları"nı uçurduğu ve kurmaca tadıyla yazdığı "metinler"iyle tanıştırıyor. Çerkez Ethem'den Tezer Özlü'ye, Sait Faik'ten Proust'a uzanan; sözünü esirgemeyen, işlek ve usta bir kalemden, her okuyuşta değişen, güzelleşen bir "metinler" toplamı. Selahattin Hilav'ın yazarı kuşatıcı önsözüyle...

George Steiner, Borges'i anlatırken "onun biçeminin, atmosfer yaratma eğiliminin, düş yaratımlarının, dolambaçlı dilinin taklit edildiğini" söylüyordu. Borges ise şöyle yanıtlıyor: "Labirentlerden, aynalardan, kaplanlardan, bu gibi şeylerin hepsinden sıkıldım. Hele bunları başkaları da kullanmaya başlayınca. İşte bu beni taklit edenlerin bana verdiği bir olanak. Taklitçiler insanın edebi hastalıklarını geçiriyorlar. İnsan şöyle düşünüyor, dünyada bu işi gören o kadar çok adam var ki, artık benim bununla uğraşmama gerek yok. Bırakayım öbür insanlar uğraşsın, iyi ki kurtuldum". Pek içtenlikli gelmiyor? Önce biçemi, yazılanın dışında sıra sıra duran ve yazarın içinden bir tanesini seçip kullanacağı bir seçenekler dizini gibi kabul etmesinde bir yanlışlık var. Böyle düşünmüyordur Borges, hoşlanmadığı bir soruya açıklık getirirken aceleyle bu mantığı öne sürüyor; "Tüm dünya yazını musallat oldu başıma, tam da yerimi ısıtmışken!" diyecek hali yoktu! Elbette öykülerini başka türlü de yazabilirdi, ama biraz da o labirentlerde kovalanan dil değil miydi Borges'i Borges yapan? Doğruysa söylediği; biçemi bir "edebiyat hastalığı" olarak görüyorduysa bugün bizim kendisini büyük bir usta olarak algılamamızda bir boşluk kalıyor demektir? "Hastalıksız çıplak metnin" nasıl olacağını görmek gerek!

* E-posta adresiniz hiç kimseyle paylaşılmayacaktır.