Ya Ben Yoksam? - Benliğin Labirentinde Bir Gezinti

PAYLAŞ
YORUM YAZ
Kitap Akrabalıkları

Ya Ben Yoksam? Benliğin Labirentinde Bir Gezinti şizofreni, otizm, Alzheimer, epilepsi, Cotard sendromu gibi çeşitli hastalıklara ilişkin en yeni sinirbilim araştırmalarının ışığında insanın benlik algısını araştıran müthiş bir çalışma.

Anil Ananthaswamy bu rahatsızlıklar konusundaki kapsamlı araştırmalarını ve hastalarla yaptığı görüşmeleri birleştirerek benlik konusundaki düşünüşümüzü kökten değiştirecek yeni bir bakış açısı sunuyor. Bir hasta fazlalık olduğunu düşündüğü bacağını kesip atarken, bir başkası evrenle bütünleştiğini hissediyor. Hastalıkları nedeniyle geçmişteki kimliklerinden çok şey yitirmiş olan bu kişiler, benliğin geride kalanlarla da varlığını sürdürdüğünü kâh şaşırtıcı kâh üzücü deneyimlerle ortaya koyuyorlar.

Bugün benlik hakkında öğrendiklerimiz sayesinde, zihin ve beden arasında ayrım yapılamayacağını biliyoruz. Peki, o halde benlik tam olarak nerede yer alır; beyinde mi, zihinde mi, bedende mi? Ya Ben Yoksam? Benliğin Labirentinde Bir Gezinti sinirbilimin benlik algımıza ilişkin bulgularını renkli bir anlatımla sunuyor.

Anil Ananthaswamy New Scientist dergisinin danışman kadrosunda yer alıyor. California Üniversitesi Santa Cruz’daki bilim yazarlığı programında misafir editörlük yapıyor ve Hindistan, Bangalor’daki Ulusal Biyoloji Bilimleri Merkezi’nde bilim gazeteciliği dersi veriyor. İngiltere Fizik Enstitüsü’nün Fizik Gazeteciliği Ödülü’nü ve Britanya Bilim Yazarları Birliği’nin En İyi Araştırmacı Gazeteci ödülünü kazanan Ananthaswamy’nin ilk kitabı The Edge of Physics 2010’da Physics World tarafından yılın kitabı seçildi. Ananthaswamy Hindistan, Bangalor’da ve California, Berkeley’de yaşıyor.

Adam Zeman o telefonu hiç unutamıyor. “Monty Python’umsu” bir çağrıydı, diyor. Hastanedeki psikiyatristlerden biri, acilen psikiyatri koğuşuna gelmesini istemiş.

eyninin öldüğünü iddia eden bir hasta varmış. Psikiyatri koğuşuna değil de, yoğun bakım ünitesine çağrılıyor gibi hissetmiş Zeman. “Normalde yoğun bakımdan gelen çağrılara da benzemiyordu gerçi” diyor şimdi bana.

Sözü edilen hasta, kırk sekiz yaşındaki Graham’dı. Graham eşinden ayrıldıktan sonra derin bir depresyona girmiş ve kendini öldürmeye çalışmıştı. Bir gün banyo küvetine oturmuş, çarpılmak için elektrikli sobayı küvete sokmuştu. Neyse ki sigortalar atmış, Graham da kurtulmuştu. “Olay onda fiziksel bir hasar yaratmadı, ama Graham birkaç hafta sonra beyninin öldüğü yönünde bir inanca kapıldı” diyor Exeter Üniversitesi’nden sinirbilimci Zeman.

Benzeri pek görülmemiş bir inançtı bu. Zeman çok tuhaf bazı sözler söylemek durumunda kalmıştı. “Bak Graham, beni duyuyor, görüyor, ne dediğimi anlıyor, geçmişini anımsıyor ve kendini ifade edebiliyorsun. Belli ki beynin çalışıyor” demişti Graham’a.

Graham ise, “Hayır, hayır, beynim ölü. Aklım canlı ama beynim ölü” diye karşılık vermişti.

Daha da kötüsü Graham, intihar girişiminin başarısızlığı yüzünden deliye dönmüştü. “Yaşayan ölü ya da yarı ölüler gibiydi” diyor Zeman. “Öyle ki bir dönem, vaktinin önemli bir kısmını mezarlıkta geçirmiş, çünkü kendini orada, kendinden olanlar arasında hissediyormuş.”

* E-posta adresiniz hiç kimseyle paylaşılmayacaktır.