Ulises İçin Evren

PAYLAŞ
YORUM YAZ
Kitap Akrabalıkları

“Ay neden beni takip ediyor baba?”
Yıldızlar, galaksiler, kara delikler...
Evrenin büyüsünü keşfet!

Abderalı Demokritos’un cesur fikirlerinden Newton’ın ışık ve yerçekimine dair teorilerine, Einstein’ın genel görelilik ilkesinden Rutherford ve Bohr’un atom modellerine, dünyanın en utangaç bilim insanı Cavendish’ten “Büyük Patlama” fikrini ilk ortaya atan din adamı Lemaitre’e...

Titizlikle hazırlanmış, hayal gücüyle bezenmiş, roman gibi bir evren anlatısı bu: Juan Carlos Ortega, eğlenceli üslubuyla, bilimin evrene dair keşiflerini anlatıyor oğluna: Devasa büyüklükteki galaksilerden maddenin en küçük parçasıyla ilgili şaşırtıcı teorilere uzanan bu meraklı yolculuk, geçmişten günümüze, evrenin yasalarını daha iyi anlamamızı sağlayan bilim insanlarının katkılarını sunuyor genç okurlara.

Ay

Ay gökyüzünde tepemizdedir, orada asılı duran hali insana inanılmaz bile gelebilir. Gayet iyi görünür ve bunun hepimize büyük yararı dokunmuştur. Elektrikle aydınlatmanın olmadığı zamanlarda bile, ay ışığı sayesinde geceleri etrafı görebiliyorduk.

Bundan ötürü, yani onun gökyüzündeki varlığı için dayanamayıp bir Şeye ya da Birine teşekkür etmek gelebilir içimizden. Öyle ya, hayatımızda bize bir dolu yardımı dokunan şeyler, genellikle birer armağan gibi algılanır. Bir armağanın varlığı da insanın aklına hemen bir Armağancı’yı getirir. Tarih boyunca insanların aklında hep böyle bir düşünce olmuştur ama bunun bilimsel bir düşünce olduğu söylenemez. Çünkü doğada hayatımızı altüst eden şeyler de vardır. Hatta doğrudan ve acımasız bir biçimde hayatı ortadan kaldıran olaylar da yaşanır. Ama niyeyse bu gerçeklik, Armağancı’nın var olmadığına dair bir kanıt sayılmamıştır. Ay oradadır. Daha sonra, Ay’ın varlığının kendisinden daha üstün bir varlığa ihtiyaç duyup duymadığına bakacağız ama şu anda, elimizde daha fazla delil yokken, onun oracıkta olduğunu, kimselerin armağan etmesine gerek olmadan gökyüzünde asılı durduğunu söylemekle yetinelim.

Seninle beraberken onu sayısız kez gördük. Yürürken peşimizden gelir sanki. Bu, bize sıra dışı biri olduğumuzu düşündürebilir. Hepimiz eşsiz, benzersiz olmayı isteriz. Bizlerden bir sürü bulunan bir evrende küçücük bir noktacık olma fikri hoşumuza gitmez. Ay bizim peşimizden gelir, “Herhalde bunun bir nedeni vardır” diye düşünürüz mutlulukla. Oysa bu olayın açıklaması hayli basittir; Ay bize fena halde gönlünü kaptırmış ya da bizim sadık hizmetkârımızmış gibi, her adımında görkemli Ay tarafından takip edilmeye layık, muhteşem insanlar olduğumuz anlamına gelmez bu. Bu, yalnızca bir doğa olayıdır: Yakınımızdaki şeyler gözümüzün önünden kısa sürede silinip gitse de çok uzaktakiler bizimle birlikte hareket ediyormuş gibi görünür. Örneğin, trende gidiyorsun; yakındaki ağaçların yanından tam hız geçip gittiklerini ama daha uzaktakilerin silinip gitmeden önce sana yolculuğunda daha uzun süre eşlik ettiğini görürsün. Bundan ötürü bizden çok çok uzakta bulunan Ay da sanki yürüyüşümüze eşlik ediyormuş hissi uyandırır.

Daha küçükken bu gökcisminin neden her köşe başında seni takip ettiğini sorardın. “Seni korumak için” diye yanıtlardım sorunu; görevinin sana göz kulak olmak olduğunu ve bunun için bir an bile seni gözden kaybetmemeye çalıştığını söylerdim. Sen de o zaman evren tarafından şımartılan bir çocuk gibi hisseder, bununla gurur duyardın.

Evet, bunun bir yalan olduğunun, sana karşı pek de bilimsel bir yaklaşım sergilemediğimin farkındayım ama o zamanlar üç yaşındaydın ve kim bilir neden böyle bir yanıt verme gereği duymuştum.

Artık büyüdün, sana gerçekleri daha titiz bir şekilde açıklamak istiyorum. Biraz saflığını biraz da kozmik güçlerin seni koruduğuna dair o duygunun verdiği rahatlığı kaybedeceksin belki ama çok daha değerli bir şey kazanacaksın: Mantık yürütmenin sevincini, biz insanların küçücük beyinlerimiz sayesinde, en azından etrafımızı saran devasa ve görkemli saçmalığın bir kısmını anlama becerisine sahip olduğumuzu bilmenin yanılsamasını kazanacaksın.

Evren tarafından korunup kollandığını düşünmek, sadece küçük çocukların gerek duyduğu bir şey değil. Dünyanın neresinde olursa olsun binlerce yetişkin de, günün her dakikası bağıra çağıra bunu talep eder. Bizlerin bir biçimde derin kozmosa bağlı olduğumuzu kesin bir dille, adeta kanıtlanmış bir gerçek gibi öne süren milyonlarca kitap, işte bundan ötürü satılmaktadır. Birtakım saflıklarla dolu kitaplar bunlar. Küçük bir çocuk için anlaşılabilir şeyler ama senin de dönüşmekte olduğun yetişkinler açısından düşününce hiç de öyle değil. Bu kitapların sayfalarında şöyle cümlelere rastlayabilirsin: “Yeter ki insan bir şeyi çok gönülden istesin, evren ona bunu başarması için yardım eder” ya da “Bir şeyi var gücünle dilersen mutlaka onu elde edersin.” Dikkatle incelersen, bu kelimelerin Ay’ın kendisine eşlik etmesini dileyen çocukça hatayı barındırdığını görebilirsin. Bu sefer, daha inandırıcı kılmak için bir bilimsel cila çekilmiştir üstlerine sadece. Ama sen bu tür şeylere aldırma Ulises. Aslında evren –bu bizi üzse de– kendi işine bakar gibidir.

Sana Ay’la ilgili bir şey anlatacağım, Ay’ın bilinen en büyük gizemini. İnsanlık tarihinin büyük bir kısmında, çok akıllı insanların kafasında olan bir gizemdi bu. Evrendeki gezintimize buradan başlamak harika olacak.

* E-posta adresiniz hiç kimseyle paylaşılmayacaktır.