Troya Savaşı ve İlyada Destan

PAYLAŞ
YORUM YAZ
Kitap Akrabalıkları

Büyük bir aşk, acımasız bir savaş, unutulmaz bir serüven...

Troyalılar, Akhalılar, krallar, yiğit savaşçılar ve elbette Olympos'a taht kurmuş oyunbaz ve kibirli tanrılar...  Bilgin Adalı'nın kaleminden Troya efsanesi .

Gençlerin ve çocukların, Çanakkale Destanı, Oğuz Kağan Destanı ve Odysseia Destanı'yla da tanıdıkları şair ve yazar Bilgin Adalı'nın şiir diliyle yeniden kaleme aldığı Troya Savaşı ve İlyada Destanı da artık Doğan Kardeş Dizisi'nde. İlyada, Çanakkale-Hisarlık’taki çok eski ve görkemli bir kent olan Troya’da yaşanmış büyük bir savaşın öyküsünü konu alır. Homeros'un anlattığı, on yıl süren bu büyük ve kanlı savaşın yalnızca onuncu yılıdır. Bu büyük serüvenin öncesini ve sonrasını, başka kaynaklardan ve çeşitli söylencelerden öğreniyoruz. Troya’da yaşanan büyük aşkın, kanlı savaşın ve acımasız kıyımın öyküleri, çağlar boyunca pek çok esere konu oldu.  Bilgin Adalı, binlerce yıl öncesinden bugüne uzanan bu büyük serüveni, Troya Savaşı'nı ve İlyada Destanı’nı, gençler ve çocuklar için şiir diliyle yeniden kaleme aldı. Üstelik, İlyada Destanı’nda bulunmayan, Homeros'un anlattığı öykünün başını ve sonu da yalın diliyle bu kitaba ekledi. Böylece, çeşitli anlatılarda parça parça yer alan Troya efsanesi tek kitapta toplanmış oldu.

İlyada’yı yazan Homeros, Anadolulu bir büyük ozan. Ege yöremizde, yaklaşık üç bin yıl kadar önce yaşamış. İki büyük yapıtı var günümüze ulaşan: İlyada ve Odysseia...

Homeros’un yazdıklarına çağlar boyunca başka yazarlar da bir şeyler eklemiş. Değiştirmişler, geliştirmişler onun yazdıklarını. Sonunda bu iki destan, günümüze kadar gelmiş.

İlyada’da, bugün bizim Çanakkale diye adlandırdığımız yörede, Hisarlık’ta bulunan, çok eski, çok görkemli bir kent olan Troya’da yaşanmış büyük bir savaşın öyküsü anlatılır. Tam on yıl sürmüş bu savaş. Homeros’un anlattığı yalnızca onuncu yılı savaşın. Onun anlattığı öykünün öncesini ve sonrasını başka kaynaklardan, başka yazarların yazdıklarından, çeşitli söylencelerden ve efsanelerden öğreniyoruz.

Bu kitaba, Homeros’un anlattığı öykünün, İlyada ’da bulunmayan başını ve sonunu da ekledim. Böylece, çeşitli anlatılarda parça parça yer alan Troya efsanesinin tümü bir kitapta toplanmış oldu.

Homeros İlyada’da, geldikleri kente ya da yöreye göre adlandırır kahramanları, Dardanoslular, Argoslar, Lykialılar, der. Yalınlaştırmak amacıyla yalnızca savaşın iki esas tarafı olan Troyalılar ve Akhaları kullandım. Şehir krallarını komutan olarak andım. İki kral var bu kitapta: Troya Kralı Priamos ile Miken ve Argos Kralı Agamemnon. Bir de tanrıların kralı Zeus elbette.

Destan boyunca, bir yığın ayrıntı verir Homeros; savaşta karşı karşıya gelen yiğitlerin bir tür soy kütüğünü çıkarır, özgeçmişlerini anlatır. Öykünün akışını etkilemeyen bu bölümleri tümüyle çıkardım metinden. Ağırlıklı olarak, baş kişilerle ilgili olayları aldım. Yaklaşık 16.000 dizelik bir destan 2000 dizeye inemezdi başka türlü.

Son bir not: Kahramanları çoğu kez babalarının adıyla anar Homeros, Atreusoğlu Agamemnon, Priamosoğlu Hektor diye... Gerekli yerlerde akrabalık ilişkilerini belirterek metindeki bu baba adlarını da kaldırdım.

Homeros, İlyada’yı şiir diliyle, yani manzum olarak yazmış. İnsan koca Homeros’un yazdıklarıyla boy ölçüşebilir mi? Ölçüşemez elbette. Ama bu işi onun kadar iyi beceremesem bile, böyle bir destan ancak şiir diliyle yazılırsa güzel olur, diye düşündüm. Başka türlü nasıl anlatılabilir ki Homeros’un deyişiyle, “gül parmaklı şafak”ın doğuşu? Onun için, şiir diliyle yazmayı denedim. İyi mi, kötü mü olduğuna siz sevgili okuyucular karar vereceksiniz.

Kaynak metin olarak Azra Erhat ve A. Kadir’in Türkçe (Can Yayınları), Samuel Butler’ın ve Thomas Bulfinch’in İngilizce (internet) çevirilerinden yararlandım.

Bu önsözde, son söz de şu: Troya Savaşı ve İlyada Destanı, gençler ve çocuklar için hazırlandı. Ama İlyada’nın ve Troya savaşlarına ilişkin anlatılanların tamamını okumaya zaman bulamayan büyükler de zevk alabilirler bu kitaptan.

Binlerce yıl önce yaşanmış büyük bir serüveni yeniden yaşamaya hazır mısınız? Öyleyse, çevirin sayfayı...

Bilgin Adalı

Troya Diye Bir Kent

Çok ama çok eski bir zamanda
ben diyeyim üç bin yıl
siz deyin üç bin beş yüz yıl önce
Troya adıyla bilinen bir kent varmış Anadolu’da,
yeşil Ege’de, deniz kıyısında
bir şehir krallığı...
Pek iyi, pek adil bir kral yönetirmiş Troya’yı
adı Priamos olan ve karısı Hekabe,
halkın sevgilisiymiş ikisi de.
Ticaret yapar, tarımla, hayvancılıkla uğraşırmış
çalışkan Troya halkı.
Çok verimliymiş toprakları,
yemyeşil ekin dolu tarlaları,
sürülerle koyunları, inekleri, atları...
Çok zenginmiş, bolluk içinde
mutlu bir yaşam sürermiş bu kentin insanları.
Kutsanmış bir kentmiş Troya,
Güneş Tanrısı Apollon ile Deniz Tanrısı Poseidon’un
ölümlülerle birlikte çalıştığı,
sırtlarında taş taşıyarak kent kurulurken.

Herakles saldırmış ilk kez bu kutsanmış kente,
kralken Laomedon, Priamos’un babası,
verdiği bir sözde durmadığı için.
Verimli toprakları, çalışkan halkıyla Troya
bir bolluk ülkesi olmuş hep
Laomedon’dan sonra kral olan Priamos
çok güzel yönetmiş ülkesini, halkını;
zamanı gelince elinde kılıç ve kargı
savunmuş yemyeşil Troya topraklarını.

* E-posta adresiniz hiç kimseyle paylaşılmayacaktır.