Toplu Oyunları 2 - İstanbul Beyaz, Rakı Rengarenk / Kırmızı Yorgunları / Gözü Kara Alaturka

PAYLAŞ
YORUM YAZ
Kitap Akrabalıkları

İstanbul üzerine, İstanbul tadında, eğlencesinde ve karmaşasında üç oyun. İstanbul Beyaz, Rakı Rengârenk, karnındaki bebeğin babasını ararken, sırça kuşlar boyayan bir adamla İstiklal’in ara sokaklarında, öteki hayatlarda gezinen bir kızın, Kırmızı Yorgunları, terk ettiği adama ve şehre dönen, İstiklal’de yeni bir hayat arayan çok kişilikli bir kadının, Gözü Kara Alaturka, Harbiye’deki ölümcül bir kumpasa meydan okuyan eski bir konsomatrisin hikâyeleridir.Bu üç oyun, İstanbul’a düşmüşlerin, İstanbul’da düşmüşlerin ve “düşmüş” İstanbul’un oyunlarıdır.

1.
İSTANBUL’A BİR KIZ GELDİ

(Sokaklardan bir sokak. Elinde bavuluyla bir kız durur ortalık yerde. Gelen geçen SARHOŞLAR’ı, FAHİŞELER’ı, TRAVESTİLER’i, TRANSSEKSÜELLER’i, evine varma telaşındaki insanları seyreder. Çöp toplayan yaşlı bir kadın çıkar ortaya. YAŞLI KADIN, KIZ’a yaklaşıp, acıyarak bakar ona.)

YAŞLI KADIN
Asıl felaket güzel kızım
tarihin bizi yanlış anlatacak olması

Ve ben görkemli bir Çerkez gelini
gibi salınırken
bir Kürt ağındaki
sevda yabancı değil ikimize de

Ah kıyılan sen değilsin!
ben de değilim
biziz  
Bin ölüme susamış
yüzleri saran o giz
paradan başka bir şey değil
Bu orospu şehin sokaklarında
bunca bezgin, bunca aciz
işin ne fenerini yitirmiş?
İs değmemiş gözlerinle
aradığın, beklediğin
senin diye bellediğin
biri var mı?
KIZ
Bin erkeğin koynundan
cevherini çalan bu şehirmiş
Sırrını rüyalara emanet etmiş
burada milyonlar gezinirmiş

Geldim geleli hep bir uğultu
kulaklarımda,
geniş meydanların, sessiz bakışların
nakışlarında
sanki herkes en sevdiğini yitirmiş

Beni burada beklemeye söz vermiş
sevdalım nerede?
AHALİ
Evvelkiler gibi
sessiz indin şehre
nicesi yitirdi
senin de bulamadığını

Bu değirmen
bu insan öğüten
şehir
sana ar verir

Al bavulunu git buradan
Gelen her kişinin ardından
bakan ve bekleyen biri vardır.
KIZ
Bana bu sokaktan söz etmişti
Bedenime bir hatıra bırakıp gitmişti.
(Karnındaki yuvarlaklığı okşar.)
1. FAHİŞE
Madem ki kararlısın
Anlat babam İstanbul’u da
bu biçare bilsin.
(YAŞLI FOTOĞRAFÇI’ya seslenir.)
YAŞLI FOTOĞRAFÇI
Her gazel ilahi bir sesin hakkıdır
Bu güzel,
mahur değil
velakin mağrur
her İstanbul, başka İstanbul

Bir kere, bir kere daha eskir
her vapur aynı suda

Burada,
bilek kestiren hisarbuselik pusuda
Sarhoş bir aşkın şefkatinde
ustalıkla mahmur
Marmara kadar tutsak bir İstanbul

Tek gözü simli o hanende misali
kendini vurur
her gece başka bir havuza
hareli

Sorulduğunda
zaman, der, unutturur

Esrarın cama vurduğu bir dem
telve rengi aşkında
bu şehir muhakkak kendini vurur

Bu İstanbul, her İstanbul.
2. FAHİŞE
Her İstanbul, bu İstanbul
Git buradan, kurtul!
KIZ
Uzak yollardan geldim
Sevdim dedi peşinden geldim
Bir hayatı ona yükleyip geldim
Bundan böyle benim yurdum aşktır.
YAŞLI KADIN
Yurdumuz aşktır elbet
Ama aşk hayattan korumaz bizi
Söyle bana sevdiğinin adını
Yıllar var ki bu şehirde
Kimse bana iyilik etmedi.
KIZ
Tek bildiğim sevdasıdır
Yadigâr bıraktığı meyvesidir
Bana neydi adından?
Beni buralara getiren rüyasıdır.
1. FAHİŞE
Ne yollardan geçip de gelmişsin
Tanrı bilir
Ben istemem bilmeyi
Ardımda bıraktığım yolları bile
Unutmak isterken
Başkasının yolundan bana ne?
Git işine
Mademki kararlısın
Ara herifi, düş itin peşine!
(FAHİŞELER çıkar. Sahne tenhalaşır.)
YAŞLI KADIN
Düş itin peşine!
Ama önce gel benimle!
Bir sırça kuş,
kanadında gümüş,
gösterecek sana yolunu.
(KIZ’ı kolundan tutup peşi sıra götürür.)

* E-posta adresiniz hiç kimseyle paylaşılmayacaktır.