Ozan Beedle’ın Hikâyeleri - Resimli Özel Baskı

PAYLAŞ
YORUM YAZ
Kitap Akrabalıkları

Harry Potter serisinin olmazsa olmaz ek kitaplarından “Ozan Beedle’ın Hikâyeleri”muzırlık ve sihirle fokurdayıp taşıyor, tabii bir parça mizah da dahil bu karışıma. Profesör Albus Dumbledore’un muzip ve zekice yorumlarının eşlik ettiği beş büyüleyici masaldan oluşan bu kitaba, üç kez Kate Greenaway Madalyası’na layık görülmüş pek yetenekli bir Muggle olan Chris Riddell’in muhteşem, rengârenk resimleri eşlik ediyor.

15. yüzyılda parşömene ilk kez aktarıldığından beri cadılar ve büyücüler tarafından nesiller boyu çok sevilen “Ozan Beedle’ın Hikâyeleri”, her yaştan Harry Potter hayranları ve Muggle’lar için de mükemmel bir eser.

Bir zamanlar iyi kalpli bir ihtiyar büyücü varmış, sihrini komşularına yardım etmek için hiç esirgemeden ve akıllıca kullanırmış. Gücünün gerçek kaynağını açığa vurmak yerine de sanki bütün o iksirler, tılsımlar ve panzehirler “şans getiren kazanım” dediği küçük kazandan kullanıma hazır halde çıkıyormuş gibi yaparmış. Kilometrelerce uzaktan insanlar dertlerine şifa bulsun diye gelir, büyücü de memnuniyetle kazanını şöyle bir karıştırır ve her şeyi yoluna koyarmış.

Bu pek sevilen büyücü epey ileri yaşa kadar yaşadıktan sonra ölmüş ve tüm eşyalarını tek oğluna bırakmış. Bu oğul, iyi huylu babasından çok farklı bir mizaca sahipmiş. Sihir kullanamayan insanların beş para etmediğine inanırmış, sağlığında babasının komşularına sihir yoluyla yardımcı olmasına da sık sık karşı çıkarmış zaten.

Babanın ölümünün ardından oğul, eski kazanın içinde, üzerinde adı yazılı küçük bir paket bulmuş. İçinde altın vardır umuduyla paketi açmış ama onun yerine yumuşak, kalın, ayağa giyilemeyecek kadar küçük ve öbür teki ortalıkta görünmeyen bir terlik bulmuş. Terliğin içinde bir parşömen parçasında şu sözcükler yazıyormuş: “Buna hiçbir zaman ihtiyacın olmaması ümidiyle, oğlum.”

Oğul, babasının yaşlılıktan sulanmış beynine veryansın edip terliği tekrar kazanın içine atmış ve bundan böyle kazanı çöp kovası olarak kullanmaya karar vermiş.

Tam da o gece bir köylü kadın, kapısını çalmış.

“Torunumun her yanını siğil bastı, beyim” demiş kadın. “Babanız o eski kazanda özel bir lapa yapardı…”
“Defol!” diye haykırmış oğul. “Senin veledinin siğillerinden bana ne?”

Ve kapıyı yaşlı kadının suratına çarpmış.

Anında mutfağından bir tangırtı, bir patırtı gelmiş. Büyücü asasını yakıp kapıyı açmış ve hayretler içinde, karşısında babasının eski kazanını bulmuş: Kazan, altından tek bir pirinç ayak bitmiş halde orada, mutfağın ortasında zıp zıp zıplıyor, iri döşeme taşlarının üzerinde korkunç bir ses çıkarıyormuş. Büyücü şaşkınlıkla kazana yaklaşmış ama onun bütün yüzeyinin siğillerle kaplanmış olduğunu görünce telaşla gerilemiş.

* E-posta adresiniz hiç kimseyle paylaşılmayacaktır.