Noam Chomsky

PAYLAŞ
YORUM YAZ
Kitap Akrabalıkları

Üretici dilbilgisi kuramıyla geçtiğimiz yüzyıla damgasını vuran bir dilbilimci ve özellikle ABD’nin dış politikalarına yönelttiği acımasız eleştirileriyle tanınan bir sol siyasal eylemci olan Noam Chomsky bugün tam seksen üç yaşında. Peki, hayatı bir biyografi için bol malzeme sağlıyor mu? Renkli kişilikleriyle tanınmış, ilgi çekici yaşamlar sürmüş çoğu özgün düşünürün tersine, kesinlikle hayır. Özel hayatının gizliliğine son derece düşkün bir adam olarak, herhangi bir öykünün ana karakteri olmaktan ödü kopar. Şimdiye kadar sahneye çıkmış en sıkıcı konuşmacı olmasına rağmen insanların kendisini görmeye, dinlemeye geldiğini, hatta ona hayran kaldığını söyleyerek bu durumu alaya alır.
Bu biyografide Chomsky’nin hayatından çok yapıtını adım adım izleyerek son derece canlı bir zihin, cesur bir kişilik ve tutkulu bir bilimsel merakla seksen üç yıla neler sığdırılabileceğini göreceksiniz.

1
Çalışmaya Adanmış Bir Ömür


İnsanlığın yetiştirdiği özgün düşünürlerin birçoğu, renkli kişilikleriyle tanınmış, ilgi çekici yaşamlar sürmüş ve açık saçık birkaç öykünün de anlatıldığı birçok biyografiye değerli malzeme sağlamıştır. Örneğin Friedrich Schiller’i hatırlayalım; kazara akademisyen olmuş, asi Alman oyun yazarı. Jena Üniversitesi’nde 1789’da açılış konuşmasını yaparken konferans salonunun alabileceğinden daha fazla kişinin geldiğini gördü. Üniversite görevlilerinden, yakınlarda daha büyük bir salon bulmalarını istemek yerine genç ruhlu Schiller bunu fırsat bilip kalabalığı Jena sokaklarından yürüterek belediye binasına götürdü. Orada “Özgürlük!” diye haykıran heyecanlı bir kalabalığa hitap etti, sonra da kentin özgür kadınlarından gördüğü ilginin tadını çıkardı. Jean-Paul Sartre ve Bertrand Russell gibi başka özgürlük ve us savaşçıları, sıra dışı yaşamlarıyla ülkelerinin kurumlarını birbirine kattılar. George Orwell gibi bir işçi sınıfı kahramanı bile özel okulda aldığı üst sınıf eğitiminin etkisinden tam olarak kurtulamadı, en azından biyografi yazarları öyle söylüyor. Buna benzer çok sayıda eylemci, sıradan insanların kaderini değiştirmek için mücadeleler verdi, birçoğu da bu süreçte bilime ve sanata büyük katkılar yaptı.
Noam Chomsky, günümüzün halk için mücadele veren en önemli düşünürlerinden biridir. Aynı zamanda, çok yetenekli bir bilim insanıdır. Peki, bir biyografi için bol malzeme sağlıyor mu? Kendisine sorarsanız, kesinlikle hayır. Özel hayatının gizliliğine son derece düşkün bir adam olarak, herhangi bir öykünün ana karakteri olmaktan ödü kopar. Şimdiye kadar sahneye çıkmış en sıkıcı konuşmacı olmasına rağmen insanların kendisini görmeye, dinlemeye geldiklerini, hatta ona hayran kaldıklaını söyleyerek bu durumu alaya alır. Hemen ciddileşerek dinleyicilerine, günümüzün “sorunlarını,” onlar için ve kendisi için önemli olan sorunları dinlemeye geldiklerini söyler. Onun bilip de halkın bilmediği şey nedir? Yanlış soru, derdi Chomsky olsaydı. Halk yalnızca doğruyu bilmek ister ama doğrunun büyük bir propaganda aygıtı tarafından gizlendiğini bilir. Onun becerisi, gerçeğin üzerindeki örtüyü kaldırmaktır. Herkes yapabilir bunu, diyor Chomsky, sadece titiz çalışma ve mantıklı düşünme gerekiyor.
Dünyanın iki büyük problemi, Platon’un problemiyle Orwell’in problemidir. Chomsky, bunları şöyle açıklıyor:
Platon’un problemi, ... kullanabileceğimiz kanıtlar bu kadar azken nasıl bu kadar çok şey bilebildiğimizi açıklamaktır. Orwell’in problemi ise, kullanabileceğimiz kanıtlar bu kadar çokken, neden bu kadar az şey bildiğimizi ve anladığımızı açıklamaktır.1

Orwell’in problemi, her siyasi eylemciye uyacak bir betimlemedir; eyleme geçmeyi gerektiren bir yığın bilgiye rağmen bir şey yapılmaması karşısındaki ümitsizliği ifade eder. Savaşları ve soykırımları neden durduramıyoruz? Yoksulluğu neden azaltamıyoruz? Adalet ve eşitliğin istisna değil de norm olduğu bir toplumsal düzen neden kuramıyoruz? Öte yandan, Platon’un sorunu, Chomsky gibi tüm gerçek bilim insanlarına hitap etmelidir. Chomsky de, daha önce Galileo, Descartes ve Humboldt’un sorduğu gibi, “dil çevremizden aldığımız bu kadar az veriyle dil dediğimiz şeyi nasıl ediniyoruz?” diye sorar. Hiç kimse bize öğretmediği halde dilin tüm kurallarını nereden biliyoruz? Daha önce söylemediğimiz ve duymadığımız şeyleri nasıl söyleyebiliyoruz? Yanıt, insanların düşüncelerini yönlendirmeye çalışan reklam sektörünün inanmamızı istediği gibi “öğrenilmiş davranış” olamaz.

* E-posta adresiniz hiç kimseyle paylaşılmayacaktır.