Mavi Yol

PAYLAŞ
YORUM YAZ
Kitap Akrabalıkları

“… White yol boyunca her an, bir yandan bütün dünyayı ardında bırakıyor, bir yandan da onu olanca tazeliğiyle yeniden keşfediyor.”
Critique

“Kenneth White’ın ilk kitabı taptaze bir soluktu. Mavi Yol da öyle, sadece olgunluğun pırıltısı eklenmiş.”
Le Figaro 

“Entelektüel göçebeliğin geopoetika adını verdiğim yaklaşıma yol açtığı kesindir. Geopoetika, Yer ile birleşmenin güçlü ifadesidir. Halkları bölen her türlü siyasal ya da dinsel ideolojinin ötesinde, ortaklaşa sahip olduğumuz varlığı, demek ki üzerinde yaşamaya çalıştığımız, bunca değerli, bunca kırılgan, bunca gizemli güzellikle dolu Yer’i temel alan yeni bir kültürün temelidir.”

Önsöz

Kaptan Cartier ’nin, “Tanrı’nın Kabil ’e verdiği toprak” dediği Labrador aklımı çeldiğinde on bir yaşındaydım. Bunun kaynağında bir kitap ve o kitaptaki resimler vardır: Kızılderili Yerliler, Eskimolar, dağlar, balıklar ve ay ışığında uluyan beyaz kurtlar...
Çocukluktan başlayarak görüntüler işte böylece zihninize kazınıyor (bu türden imgeler söz konusuysa kendinizi mutlu kabul edebilirsiniz) ve otuz yıl sonra, arada yaşamın ve bilginin topraklarında gerçekleştirilen, az ya da çok tehlikeli, az ya da çok verimli birçok gezinin ardından, hâlâ onların peşinde oluyorsunuz.
Mavi yola nasıl çıktığımın açıklaması işte budur.
Ama birilerinin sorduğunu duyar gibi oluyorum: Mavi yol nedir? Ben de pek bilmiyorum. Bir defa gökyüzünün maviliği var tabii, sonra ırmağın, görkemli St. Lawrence Irmağı ’nın maviliği, daha ötede de buzun maviliği. Ama aklıma gelen bütün bu kavramlar ve başka birkaçı daha, benim duyularım ve imgelemim için bir anlam taşısalar da bu “mavi”nin derinliğini anlatamıyorlar yeterince.
Öyleyse “gizemli” bir şey olabilir mi bu?
Şimdi burada, biraz fazlaca hırpalanmış bu sözcük üzerinde zorlama açıklamalara girişecek değilim (çok daha güçlü, çok daha canlı bir şeydir bizi ilgilendiren). Ama düşüncelerimin bu yörelerde bir süre oyalanmasına izin verirsem, kimi eski inançlar belleğimde tazeleniyor: bunların içinden özellikle biri, “gezgin” gizemciyi konu alan ve “Batı’da sürgün” tutuklu insanın kendi “Doğu”suna, Kuzey Geçidi yoluyla kavuşacağını savlayan düşünce öne çıkıyor.
Acaba mavi yol, Labrador ’un mavi sessizlikleri içindeki bu geçit olabilir mi?
Acaba mesele, mümkün olduğu kadar uzağa gitmek –insanın kendi sınırına kadar gitmek–; zamanın uzama dönüştüğü, nesnelerin bütün çıplaklığıyla göründüğü, adlandırılmamış rüzgârın estiği topraklara kadar gitmek midir?
Belki.
Mavi yol belki de sadece mümkün olanın yoludur.
Ne olursa olsun yola çıkmak, yukarılara gitmek ve görmek istiyordum.

K.W.
Côtes-du-Nord
1983 İlkbaharı

* E-posta adresiniz hiç kimseyle paylaşılmayacaktır.