Kralın Piresi - En Güzel Dünya Masalları

PAYLAŞ
YORUM YAZ
Kitap Akrabalıkları

Akşit Göktürk’ün derleyip çevirdiği masallar, farklı bir dünyada keyifli bir yolculuğa çıkmak isteyenleri bekliyor.

Kralın Piresi Tılsımlı Çekmeceye girerse ne olur?
Gök Mavisi Tavşanla karşılaşır.
Peki ya sonra? Kedi ile Köpek gibi didişirler.
Bunun üzerine, Dans Etmek İsteyen Pire, Yufka Yürekli Yoksul Kadın’ın saçlarına zıplar…

James Krüss
(Alman Masalı)

Kralın Piresi
Çok eski zamanlarda kralın biri, bitten pireden tiksindiği kadar hiçbir şeyden tiksinmezmiş. Günümüzde böyle zararlı böceklere karşı kullanabileceğimiz türlü türlü haşarat tozları, ilaçlar var. Ama o zamanlar böyle ilaçlar bilinmediği için krallar bile bitten pireden kurtulamazmış. Yalnız bu kral kendine göre bir kur­tuluş yolu bulmuş. Her akşam giysileriyle birlikte banyoya gi­rer, gövdesinde bir pire varsa can korkusuyla banyoyu dolduran suya sıçrar, kralın en saygılı uşağı da pireciği usulca yakalar, iki tırnağı arasında “çıt!” diye eziverirmiş. Böylece yüce kral, geceleri rahat uyku uyurmuş.
Zamanla, hiçbir pirenin ısıramadığı bu kralın masalı insan­lar arasında olduğu gibi hayvanlar arasında da yayılmış.
Pirenin biri ne yapıp yapıp kralı ısırmayı kafasına koymuş. Kralın saygılı koruyucu uşağının titizliği düşünülürse, pire için çok tehlikeli bir kararmış bu. Ölüm kalım işiymiş. Ama pirecik yine de dönmemiş kararından.
Bir sıçrayışta kralın gür saçları arasına girmiş. Bütün gün hiç kımıldamadan saçların arasında beklemiş. Bir keresinde kralın sert tacı altında az kalsın ezilecekmiş ama yine de saçlar arasından çıkmamış.
Akşamleyin kral, her günkü gibi banyosuna girdiğinde, pi­recik korkulu anlar geçirmiş. Ya kral kafasını suya daldırırsa, hali ne olurmuş? Neyse ki korkusu boşa çıkmış. Kral, saçları bozulmasın diye kafasını suya daldırmamış, pirecik de böylece kralla birlikte yatağa girmiş.
Saygılı uşak, yüce krala iyi geceler dileyip de odadan ayrılır ayrılmaz, pirecik, kralın ense kökünden aşağı doğru inmiş. Bü­tün gün acıkmış olduğu için kralın orasında burasında oynaya sıçraya, kana kana kral kanı içmiş, karnını bir güzel doyur­muş. Pirenin ısırıklarını sezen kral sesinin yettiğince bağırmış. Saygılı uşak geceyarısı yatağından fırlayıp giyinmiş, kuşanmış; kralın piresini aramaya koşmuş. Öbür uşaklar da gelmişler, aramışlar taramışlar, ama çabaları boşuna olmuş. Pire, yine kralın saçları arasına sıçramış. Oysa, ulu kralın saçları arasına bakmayı hiç kimse akıl etmemiş.
Böylece pirecik bütün bir hafta boyunca her gece kral ka­nıyla can beslemiş. Ülkenin dört bir yanından çağrılan haşarat uzmanları kralın bu durumuna bir çözüm yolu bulmaya ça­lışmışlar. Ama sekizinci gece pirecik bir düşüncesizlik etmiş; kralın ense kökünden ineceğine, yüzünden inmeye kalkışmış. Bu kez kral onun gelişini sezmiş, elini attığı gibi pireciği tam burnunun üzerinde yakalayıvermiş.

—  En sonunda geçtin elime! diye kükremiş. Şimdi iki tırna­ğım arasında ezeceğim seni!

* E-posta adresiniz hiç kimseyle paylaşılmayacaktır.