Konuşan İnsan

PAYLAŞ
YORUM YAZ
Kitap Akrabalıkları

"...İletişim araçları ne kadar geliştirilmiş ve yaygınlaştırılmış, bilgi akımı ne derece yoğun olursa olsun, bu bilgi ve iletişimin özünde 'Konuşan İnsan' vardır. Karar verme, inandırma, etkileme, duygulandırma ve bunlara benzer pek çok konuda, insanla insan karşı karşıyadır..."

Yıllarını tiyatroya, Türkçenin doğru ve güzel konuşulmasına adayan Can Gürzap'ın bu kitabı, konuşma sorunlarından beden anlatımına, nefes ve ses çalışmalarından fonetiğe, diksiyondan topluluk önünde konuşma yöntemlerine kadar geniş bir yelpazenin içinde, konuşmanın inceliklerini sunuyor okurlarına.

Konuşan İnsan, oyunculuğu meslek olarak seçmiş kişiler, dilimizi doğru ve güzel konuşmak isteyenler, başarının kendini iyi ifade edebilmekten geçtiğine inananlar için gerçek bir rehber...

Önsöz

Ne mutlu bana ki, çocukluk ve gençlik yıllarım Türk diline büyük önem veren, özen gösteren bir çevrede geçti. Bu çevre İstanbul Şehir Tiyatrosu’ydu. Bu Tiyatro’nun büyük sanatçıları, o günlerin kıt olanaklarına rağmen Türk tiyatrosunun en parlak dönemlerinden birini yaşattılar. Babam Reşit Gürzap da İstanbul Şehir Tiyatrosu’nun önde gelen sanatçılarından biriydi. İyi oyuncu olmasının yanı sıra Türkçeyi iyi bilen ve iyi konuşan bir kişiydi. Türkçenin iyi konuşulduğu ve önemsendiği bir çevrede yetişmiş ve yaşamıştı. Bu büyülü ortamı oluşturan sanatçılar babamın ağabeyleri ya da yaşıtları olan Türk tiyatrosunun öncülüğünü yapmış büyük isimlerdi. Başta çağdaş Türk tiyatrosunun kurucusu Muhsin Ertuğrul olmak üzere, Behzat Butak, Vasfi Rıza Zobu, İbrahim Delideniz, Reşit Baran, Kemal Tözem, Talât Artemel, Suavi Tedü, Râşit Rıza, İ. Galip Arcan, Hüseyin Kemal Gürmen, Sâmi Ayanoğlu Türk diline gönül vermiş sanatçılardı. Onlar için Türkçeyi doğru ve güzel konuşma mesleki kaygıların ötesinde bir zevk, bir yaşam biçimiydi. O yıllarda Türkçeyi iyi bilip, iyi konuşamayan oyunculara kolay kolay iyi oyuncu denilemezdi.
Şehir Tiyatroları’nın Tepebaşı’nda iki sahnesi vardı, “Dram ve Komedi Tiyatroları”. Bu sahnelerin kulisleri, büyük bir tiyatro aşkı rüzgârının estiği birer Türkçe laboratuvarıydı.
Daha sonra, Ankara Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü’ndeki eğitimim sürecinde de, Türk tiyatrosunun gelişmesine büyük katkılarda bulunmuş olan Nurettin Sevin, Nüzhet Şenbay, Cüneyt Gökçer, Refik Ahmet Sevengil, Rûşen Ferit Kam, Mahir Canova, Fehmi Baldaş, Salih Canar gibi değerli öğretmenlerin bu konuda bizlere çok emeği geçmiştir.
Bizlerin eğitim gördüğü yıllarda Ankara Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü’nde en önem verilen derslerin başında diksiyon ve fonetik gelirdi. Bizlere iyi konuşamayan bir oyuncunun başarılı olamayacağı bilincini aşılamışlardı. Bu değerli sanat adamları, doğru ve güzel konuşmanın emek ve çaba sonucu elde edilebileceğini de öğretmişlerdi. İyi bir oyuncu olabilmenin aynı yollardan geçilerek elde edilebileceğini öğrettikleri gibi. Türk diline verdikleri sonsuz emek ve çabaları için sanatımızda ve kalbimizde yaşayanları saygı ile anıyorum.
Dilinizi doğru, güzel, boyutlu bir biçimde kullanma bilinç ve olanaklarından yoksunsanız yaşamda başarılı olabilir misiniz? Olamazsınız. İletişimdeki en önemli aracımız konuşmadır. Sağlıklı bir iletişim, konuşmanın doğru ve etkileyici bir biçimde uygulanabilmesi ile gerçekleştirilebilir. Unutmayalım ki sağlıklı iletişim yaşamdaki başarının anahtarıdır.
Bugün Türkiye’nin içinde bulunduğu ve giderek de ağırlaşacağı görülen sorunların temelinde yatan da kültür ve sanata yeterli önemin verilmemesidir. Son yıllarda yazı ve konuşma dilimiz yaralar aldı. Oysa, ulusların kültür ve toplumsal yaşamlarının temelini dil oluşturur. Kültür ve sanata yeterli değerin verilmemesi de dili olumsuz yönde etkiledi kuşkusuz. Yönetenler, zaman zaman bu iki sözcükten korktular, zaman zaman da bu iki sözcüğü yok saydılar. Bu yüzden de sanat ve kültürü insanın donanımında hayati bir etken olarak algılamak yerine, adet yerini bulsun anlayışıyla, içi boş bir kavram olarak düşündüler. Bu olumsuzluklar ulusumuzu kültürden kopuk bir toplum durumuna düşürürken, iyi eğitilmiş, nitelikli insan sayısında yeterli bir çoğalma sağlanamamasına neden oldu.
İşte yıllardır konuşma konusunda bir kitap yazmak istememin ardında yatan gerçekler bunlar. Önümüzdeki sayfalarda konuşmayı enine boyuna, derinliğine incelemeye çalışacağım. “Konuşma” diyorum çünkü, bu kitabın amacı konuşulan dili irdelemektir.
Ayrıca, bu kitap konuşma konusundaki bilgileri, ilkeleri ve çeşitli alıştırmaları aktarmayı ve oyunculuğu meslek olarak seçmiş kişilerin, bu konuda kendilerini geliştirmelerine yardımcı olmayı amaçlıyor. Çünkü oyunculuğun temeli konuşmadır. Uygar ülkelerin tiyatroları dilin güzel ve doğru konuşulduğu sanat ortamlarıdır. Kişiler tiyatrolarda konuşulan dilin senfonisini dinlemek isterler. Bu nedenle tiyatro sanatçılarına büyük görevler düşmektedir. Onlar dilin kullanımında toplumlarına örnek olmak zorundadır, bu nedenle de yaptıkları dil yanlışları hoşgörüyle karşılanamaz.

Can Gürzap

* E-posta adresiniz hiç kimseyle paylaşılmayacaktır.