Kesişme

PAYLAŞ
YORUM YAZ
Kitap Akrabalıkları
Çitin öte yanında çimlerin sahiden de daha yeşil olabileceğini düşünüyordu. Her şey çimlerin üstünde duran kişinin kim olduğuna bağlıydı. Belki insanın gidip bir bakması gerekiyordu. Belki o, Başka Bir Yer’e gitmek durumunda kalacak türden insanlardandı. O Başka Yer’in ne kadar uzak olması gerektiğini düşündü. Lynne Rae Perkins’in yazdığı Kesişme’de hiçbir şey olmuyor ve her şey oluyor. Küçük bir şehirde yaşayan dört gencin hikâyesi yazarın şiirsel, akıcı anlatımıyla okura sunuluyor. 

“Şaşırtıcı bir ilk roman... Okura doğmakta olan bir yıldızın işi olduğunu hemen hissettiriyor.”
The Horn Book

“Büyük bir duyarlılık ve sevecenlikle kaleme alınmış dokunaklı bir öykü.”
School Library Journal



Yazar: Lynne Rae Perkins
Çeviren: Duygu Akın
Sayfa: 236 Ebatları: 13,5 x 19,5 cm Karton Kapak
Kâğıt Cinsi: 60 gr. Sorro Press İvory
Fiyat: 19 TL ISBN: Barkod: 9789750829987
YKY Doğan Kardeş / Roman (12-15 Yaş)

Klips

Bir şey olsa keşke!
Bir dergiye bakarken diledi bunu.
Dergi, Debbie’nin kız kardeşi Chrisanne’ındı. Üstünde oturduğu yatak ve dudak parlatıcısını sürmek için Chrisanne’ın odasına girdikten sonra ödünç almaya karar verdiği kazak gibi. Chrisanne odasında değildi. Bir yerlere gitmişti.
Resmi bir dilek değil, sadece bir düşünce olsa da, Debbie dileğinin gerçekleşmesi ihtimaline karşı daha açıklayıcı olması gerektiğine karar vererek, farklı bir şey olsa, dedi. İyi bir şey. Ve bana olsa.
Bunu düşünürken parmağını boynundaki kolyesine, kendine ait kolyeye doladı, sonra bir kez daha doladı. Kısa bir kolyeydi ve parmağa sadece iki kere dolanabiliyordu. En azından boynuna takılıyken...
Okuduğu makale, en önemli şey insanın kendi gibi olmasıdır, diyordu. Gerçi makaleye eşlik eden fotoğraflar başka biri olmayı öneriyor gibiydi. Yazıya ve fotoğraflara bakınca insan, aynı anda her ikisi de olabilirmiş izlenimine kapılıyordu.
Debbie gerçekleşen ama sonunda felaketlere yol açan onca hikâye yüzünden dileğinde herhangi bir açık olup olmadığını düşünmeye başladı. Kızını ve yiyeceklerini altına dönüştüren Kral Midas’ın hikâyesi gibi. Debbie kendi hayatında bile yaşamıştı bunu. Küçükken bir defasında herkese, onu yalnız bırakmaları için haykırdığını hatırlıyordu. Ardından herkes onu yapayalnız bırakmıştı.
Ne dilediğine fazla dikkat etmek de şöyle bir sorun çıkarıyordu insanın başına: Dileğiniz öyle şekilsiz bir şeye dönüşebiliyordu ki, gerçekleşse de haberiniz olmayabiliyordu ya da artık bir önemi kalmayabiliyordu.
Debbie yine kolyeyi parmağına doladı ama kolye bu defa açılıp fırlayarak kendisini Debbie’nin boyundan, ışıldayan sular önünde kahkahalar atarak eğlenen bir oğlanla kızın parlak ve buğulu fotoğrafının üstüne atıverdi.
Debbie kolyeyi aldı klipsini hafifçe çekiştirdi. Bazen yarı açık pozisyonda sıkışıp kalıyordu ve halkası dışarı kayabiliyordu.
Fotoğrafa bakarak şunun gibi bir şey olsa, diye düşündü. Böyle bir şey için acaba bambaşka biri olmak mı gerekir, diye merak etti.
Sonuçta bu tür bir şey yaşamak ne kimseyi incitir ne de doğal felaketlere yol açar, diye ekledi, alışkanlıktan.
Zinciri yeniden boynuna takıp boynundaki histen klipsin kapanıp kapanmadığını anlamaya çalışarak, dileğimde başka bir açık nokta kaldı mı acaba, diye düşündü. Ucuna bir koşul daha eklemek için çok geç olmadığını umarak, yakında olsa sözlerini dileğe iliştirdi.
Dilek havada süzülerek gitti ve Debbie sayfayı çevirdi.
* E-posta adresiniz hiç kimseyle paylaşılmayacaktır.