İz

PAYLAŞ
YORUM YAZ
Kitap Akrabalıkları

Yollar karışıyor, aile parçalanıyor, çöl yanıyor. Kapalı kapılar ardından sızan toz, yaşamı tehdit ediyor.

Dale ve Hoa, yirmili yaşlarının başındaki idare etmesi zor oğullarıyla girdikleri mücadeleden bitap düşmüş, bunalımlı günler geçirmektedirler. Evlerinden ve kendilerinden biraz uzaklaşmak arzusuyla Meksika’ya doğru bir yolculuğa çıkarlar. Huzurlu tatil hayalleri çölün cehennem sıcağında, adeta paramparça olmuş bir dünyanın içinde buharlaşır. Yaşamları tehlikeye düşer.

Şair/yazar Forrest Gander bu çağdaş romanını yine şiirsel bir dille ele almış. Yer yer akışı yavaşlatma pahasına çektiği çok ayrıntılı ve capcanlı fotoğraflarla okurunun duyularını zorlayarak açıyor. Beklenmedik anda tempo kazanarak okurunu peşinden koşturan, soluk soluğa bırakan romanıyla Gander, bir dil sihirbazı olarak çıktığı yolda usta bir kurgucuya dönüşüyor.

Forrest Gander 2019 yılı şiir dalında Pulitzer Ödülü sahibidir.

İz, yazarın Şairin Vedası’ndan sonra Türkçeye çevrilen ikinci romanı.

La Esmeralda, Meksika

Kadın banyo kapısını tıklattı.
“Gelip duşa girebilir miyim?”
“En el trono”1 diye seslendi adam. “Bana birkaç dakika müsa­ade et.”

Tam yerdeki tuvalet kâğıdı rulosuna uzanıyordu ki bir şeyler oldu. Aynı anda yankılanan bir çarpma ve deniz tutması hissi. Duvarlar zangırdarken ve bir ağaç, üzerinden bir şey ezip geçmiş gibi parçalara ayrılırken, ön kapı –yani ön kapı olsa gerek– bir ağaç gibi çatırdarken, kalçasının altındaki tuvalet titriyordu ama bahçede ağaç yoktu ki. Klozetten kalkmaya yeltendi, korkunç bir şeye, yeni bir sese doğru, oturma odasında çığlık atan kadın sesinin yükselen desibeline doğru...

Eğilmiş halde pantolonuna uzanırken, pantolonunu çekmek için yeterli zamanı olmayacağını biliyordu. Banyonun her bir yüzeyini tanıyordu, sanki aylarca kaçış rotası için banyo üzerine çalışmıştı. Küvetin karşısında yarıya kadar çekilmiş kanarya sarısı plastik perde. Düzeltilmesi imkânsız bir şekilde yavaş yavaş su sızdıran paslı duş başlığı. Yıpranmış, kirli kenarı kıvrılmış olan renksiz banyo paspası. Rengi solmuş, hasır çamaşır sepeti. Kapıdaki bir çiviye asılı duran eskimiş bir havlu. Sağında, lavabo­nun üzerinde, sabunluğun yukarısında temiz plastik halkasında buruşmuş, kırmızı bir el havlusu. Lavabo, hava delikli kapısı olan su almış bir dolabın içine oturtulmuştu.

Kulaklarındaki çılgınlık sona erdi. Kadının çığlığı kesildi. His­terik bir feryada dönüştü ve şimdi kendini zayıf bir iç çekmeyle boşalttı. Bataklığa düşen elektrikli bir testere gibi. Sandalyeler yere düşüyordu, kim bilir belki birisi mutfak masasını duvara çarpı­yordu. Başka bir sarsıntı evi titretti. Herhangi bir erkek sesi yoktu. Ne bir emir ne bir bağırış. Tek duyduğu bir hengâme ve için için, histerik bir feryat. Oradan oraya çekilen mobilyalar ve yürümekte olan birilerinin ayak sesleri.

* E-posta adresiniz hiç kimseyle paylaşılmayacaktır.