Görüntünün Retoriği, Sanat ve Müzik

PAYLAŞ
YORUM YAZ
Kitap Akrabalıkları

YKY Avrupa göstergebiliminin kurucularından, büyük düşünce ve yazı ustası Roland Barthes külliyatını yayımlamaya devam ediyor.
Görüntünün Retoriği, Sanat ve Müzik (Essais critiques III), Roland Barthes’ın görüntü, fotoğraf, resim ve müzik üzerine denemelerini bir araya getiriyor: Eisentein, Arcimboldo, Erté, Cy Twombly, Réquichot, Schumann, Pop-art, klasik tiyatro...
Barthes her zaman olduğu gibi yazınsal eleştirinin doruklarında dolaşırken, görünür olan üstüne okuru düşünmeye davet ediyor.
20. yüzyılın en ünlü yazı’n ustası Barthes’tan çoğunluğu Türkçede ilk kez yayımlanan metinler.

Fotoğraf İletisi
Basın fotoğrafı bir iletidir. Bu iletinin bütünü verici bir kaynak, bir aktarım kanalı ve alıcı bir ortamdan kurulmuştur. Verici kaynak gazetenin yazı işlerinden sorumlu kişilerdir, yani teknisyenler grubudur. Bunların bazıları fotoğrafı çeker, diğerleri seçer, düzenler, işlemden geçirir ve kimileri de son olarak ona bir başlık, kısa bir açıklama ve yorum ekler. Alıcı ortam, gazeteyi okuyan insanlardır. Aktarım kanalıysa gazetenin kendisidir, ya da tam olarak, birbiriyle yarışan bir iletiler bütünüdür; fotoğraf bu bütünün merkezinde yer alır, çevresinde ise metin, başlık, açıklama yazısı, sayfa düzeni ve, daha soyut olsa da daha az “bilgilendirici” olmayan bir biçimde, gazetenin adı (çünkü bu ad, kelimenin tam anlamıyla iletinin okunuşunun yönünü adamakıllı değiştirebilecek bir bilgiyi ifade eder: Bir fotoğraf, muhafazakâr bir gazete olan l’Aurore’dan komünist l’Humanité’ye geçerken anlam değiştirebilir) vardır. Bu saptamalar birbirinden farksız değildir; çünkü iletinin geleneksel üç parçasının burada aynı araştırma yöntemini gerektirmediğini açıkça görüyoruz. İletinin verilişi ve alınışı sosyolojinin alanını ilgilendirir: İnsan gruplarını incelemek, güdüler ve tutumları tanımlamak ve bu grupların davranışlarını parçası oldukları toplumun bütünüyle ilişkilendirmeye çalışmak söz konusudur. Ama iletinin kendisi için yöntem illaki farklı olacaktır: İletinin kökeni ve hedefi ne olursa olsun, fotoğraf sadece bir ürün ya da bir yol değildir, yapısal özerkliğe sahip bir nesnedir de aynı zamanda. Öyleyse, bu 10 nesneyi kullanımından koparmaya hiçbir biçimde yeltenmeden, sosyolojik çözümlemeden bile önce yer alan ve adına fotoğraf dediğimiz bu özgün yapının içkin çözümlemesinden başka bir şey olmayan özel bir yöntemi öngörmek gerekir.
Doğal olarak, bütünüyle içkin bir çözümleme açısından bile, fotoğrafın yapısı yalıtılmış bir yapı değildir; en azından bir başka yapıyla, bütün basın fotoğraflarına eşlik eden metinle (başlık, açıklama ya da makale), iletişim halindedir. O halde bilginin tamamı iki farklı yapı tarafından taşınır (bunlardan biri dilseldir); bu iki yapı birbiriyle rekabet halindedir, ama birlikleri ayrışık olduğundan birbirlerine karışamazlar; burada (metinde) iletinin tözü sözcüklerle oluşturulur; oradaysa (fotoğrafta) çizgilerle, yüzeylerle, renklerle. Üstelik iletinin bu iki yapısı özel olarak ayrılmış, bitişik ama “türdeşleşmemiş” mekânlar kaplar; tıpkı, örneğin tek bir okuma hattında sözcükleri ve resimleri kaynaştıran bir bulmacada olduğu gibi. Bu yüzden, hiçbir zaman yorumsuz bir basın fotoğrafı olmasa da, çözümleme ilk önce her bir ayrı yapıyı konu almalıdır; ancak her bir yapının incelenmesi bitirildiğinde birbirlerini nasıl tamamladıkları anlaşılacaktır. Bu iki yapıdan ilki, yani dilin yapısı (ama, doğrusu, gazetenin dil kullanımıyla oluşan “yazın” dilinin yapısı değil: Bu noktada yapılmayı bekleyen devasa bir iş var) zaten biliniyor; öbürü, yani asıl anlamıyla fotoğrafın yapısı neredeyse bilinmez bir halde. Burada fotoğraf iletisinin yapısal bir çözümlemesinin ilk güçlüklerini tanımlamakla yetineceğiz.

* E-posta adresiniz hiç kimseyle paylaşılmayacaktır.