Elmaslar ve Değerli Taşlar

PAYLAŞ
YORUM YAZ
Kitap Akrabalıkları

Mineral saltanatının mücevherleri olan değerli taşlar, insanoğlunu her zaman büyülemiştir; bu kusursuz doğa eserleri, ilahi bir öze sahiptir sanki. Elmas, zümrüt, yakut ve safirler, öncelikle nadirlikleri ve kendilerine atfedilen sembolik değer nedeniyle, insanlık tarihinde erken dönemden itibaren önem kazanmıştır. Sonrasında ise bu muhteşem taşlar, güç sahipleri için vazgeçilmez hale gelmiştir: Hintli hükümdarlar, en güzel elmas ve yakutlara, Aztek imparatoru ise “elden büyük” zümrütlere sahip olmuştur. Avrupa sarayları da onlardan altta kalmamak için Doğu’dan ve Yeni Dünya’dan rüya gibi taşlar getirtmiştir. 19. yüzyılda Avrupa’yı saran elmas ateşi, bir anlamda günümüzdeki tutkuların habercisi olmuştur: “Elmas sonsuzdur”, tıpkı zümrüt, safir ve yakut gibi... Gemolog ve gezgin Patrick Voillot, değerli taş krallığının tarihini anlatıyor.

İnsan çok eski zamanlardan beri, dokunması hoş, gizem dolu, özgün biçimlere ve büyüleyici renklere sahip değerli taşlara ve minerallere hayranlık duymuştur. Bu taşlar onlardan mahrum olan Batılıları büyülemiş ve arkaik sembolik dünyalarında bir yer edinmiştir. Taşın rengi her zaman, taklitçi veya sempatik büyüler aracılığıyla, ahlaki bir özelliği simgelemiştir, ancak aynı zamanda insan vücudunda aynı renge sahip bir organ üzerinde de etkisi olduğu düşünülmüştür. Buna göre, yakut kanla ilgili hastalıkları, zümrüt göz hastalıklarını iyileştirirdi. Günümüzde bile bazı ecza ürünleri, değerli taşların tozlarını içermektedir. 20. yüzyılın sonunda alternatif tıbbın gördüğü ilgiyle, litoterapi de (değerli taşlarla tedavi) itibarını geri kazanmıştır.

* E-posta adresiniz hiç kimseyle paylaşılmayacaktır.