Dîvân

PAYLAŞ
YORUM YAZ
Kitap Akrabalıkları

15. yüzyıl şairlerinden Molla Aşkî, II. Murad ve II. Mehmed (Fâtih) dönemlerinde yaşamıştır. Eserleri bir dîvânda toplanmadığı için yeterince tanınmayan Molla Aşkî, sanat olarak da bu yüzyılda yaşamış Necatî Bey ve Ahmed Paşa gibi şairlerin gölgesinde kalmıştır.
Ahmet Atillâ Şentürk ve Nurcan Boşdurmaz’ın değişik yazma kaynaklardan derleyerek oluşturduğu Molla Aşkî Dîvânı bilimsel okuyuş ve günümüz Türkçesi ile ilk kez yayımlanıyor. Bu çalışma ile tezkire yazarlarının haksız ve mesnetsiz yargılarıyla bir kenara itilmiş iyi bir şair gün yüzü görüyor.

Edebiyat tarihimiz isimleri ve eserleri tesadüfen günümüze ulaşmış denebilecek yüzlerce kalburüstü yazar ve şairle doludur. Bunda bizim sanat terbiyemizin merkezine yerleştirilen melâmet ve mahviyet geleneğinin önemli bir payı olsa gerektir. Sanatındaki üstün kudreti sebebiyle Kânûnî’nin âdeta servete boğduğu Hayâlî Beğ öldüğünde, saraydan bir talep gelmeseydi belki de şiirleri bir daha derlenip dîvân hâline getirilmeyecekti. Aynı şekilde Aşkî’nin de şiirlerini derleyip çoğalttırarak sanatını ölümsüzlüğe eriştirecek maddî güçten mahrum olmadığını biliyoruz. Fakat çoğu şair bunu yapmamış ve her kelimesi göz nuru denebilecek değerli eserlerini hiçbir tedbir almadan zamanın acımasız tahribine bırakıp bu dünyadan göçmüşlerdir. 

Yokluk ve sefalet içinde yaşadıkları hâlde ölümlerinden sonra eserleri hazine değeri kazanan nice sanatkârın kaderindeki trajedinin çarpık bir yansıması Aşkî’de de görülür. Çağ açan bir hükümdarın himayesinde müreffeh bir hayat sürdüğü anlaşılan Aşkî’ye dair ölümünden yıllar sonra birkaç satır bilgi vermek isteyen Latîfî’nin, onun hakkında kullandığı haksız ve acımasız üslup, daha sonra gelen tezkire yazarları tarafından üzerinde hiç düşünülmeden ve dozu daha da arttırılarak sürdürülür. Gerçekte Latîfî’nin onun sanıp tenkit ettiği beyitler sıradan bir saz şairine aittir… Bu hata sonucunda Molla Aşkî, ölümünden sonra yaklaşık 500 yıl boyunca “kabiliyetsizliğine rağmen kendisine haksız yere günde 100 akçe bağlanan bir çöğür şairi” sıfatıyla anılmak gibi bir kadere mahkûm edilir.
Fatih gibi sanat ve edebiyat zevki yüksek bir padişahın şehzâ delik yıllarından itibaren himayesine girecek derecede başarılı şiirler yazan Aşkî’nin günümüzde yeterince tanınmamasının asıl sebebi, Ahmed Paşa ve Necâtî gibi çığır açan şairlerin gölgesinde kalmış olmasıdır. Osmanlı şiir sanatının kuruluş sonrası gelişme dönemi şairlerinden sayılabilecek Molla Aşkî’nin, Necâtî gibi İran şiirinin kalıplarını aştığı söylenemez. Fakat onun eserleri şiir sanatının XV. yüzyıldaki seyrini takip için önemli bir belge niteliğindedir. Sultan II. Murad ve II. Mehmed’e sunduğu gazel ve kasîdeleri arasındaki üslûp farkı dahi şairin iç ve dış dünyasındaki seyir ve gelişmeleri gözlemleme açısından ayrıca dikkat çekicidir.
Bu çalışmanın temeli Nurcan Boşdurmaz’ın 2000 senesinde Boğaziçi Üniversitesi’nde hazırladığı master tezine dayanmaktadır. Ankara Millî Kütüphane’de Aşkî’nin gazellerinin bulunduğu bir yazmayı esas alan bu çalışmaya, İbnülemin Kitapları arasında şairin kasîdelerinden oluşan bir diğer yazmanın ilavesi ile bir dîvân düzeni oluşturuldu. Şairin 7 tanesi İbnülemin nüshasında bulunmayan 16 kasîdesi İsmail Erünsal Koleksiyonu’ndaki bir yazma esas alınarak daha önce Azmi Bilgin tarafından yayımlanmıştı. Aslı görülemeyen bu nüshadaki 7 kasîde de okuma ve imlâ kusurları onarılıp nüsha farkları belirtilerek metne dâhil edildi. Gerek İbnülemin nüshasında gerekse Bilgin neşrinde bulunmayan 8 kasîde ve 1 terci‘-bend ise Süleymaniye Kütüphanesi Esad Efendi 3418 numarada kayıtlı Mecmû‘a-i Kasâ‘id-i Türkiyye’de tespit edilerek Murat Karavelioğlu tarafından haber verildi. Bu değerli katkısından dolayı kendisine teşekkür ederiz. Şairin gençlik ve acemilik dönemi eserlerinden olduğu kolayca anlaşılan bir diğer kasîdesi de Ömer bin Mezîd’den aktarılmıştır. Bütün bunlara ilave olarak bu kaynaklarda bulunmayan bazı şiirlerinin Ömer bin Mezîd’in Mecmû‘atü’n-nezâ’ir ve Eğridirli Hacı Kemâl’in Câmi‘ü’n-nezâ’ir’inde bulunması, şairin gazel ve kasîdelerinin bunlardan çok daha fazla olabileceği kanaatini uyandırmaktadır.
Elinizdeki metnin önemli bir kısmı günümüze tek nüsha hâlinde gelebilmiş, bir kısmı da rutubete maruz kaldığı için güçlükle okunabilen yazmalardan elde edilmiştir. Yazan ve okuyanlardan kaynaklanan hataların elden geldiğince tamirine çalışıldıysa da bu tür sanatlı metinler çoğu zaman birtakım yanlış tespitlerden kurtulamamıştır. Bütün bu engellere rağmen bu kitabın, sanatı ve şahsı hakkında verilen asılsız bir hüküm sonucu günümüze kadar hiç hak etmediği şekilde anılan Molla Aşkî’ye bir “iade-i itibar” vesilesi olacağı ümidindeyiz.


Ahmet Atillâ Şentürk - Nurcan Boşdurmaz

* E-posta adresiniz hiç kimseyle paylaşılmayacaktır.