Canım Oğuzcuğum - Oğuz Tansel’e Mektuplar

PAYLAŞ
YORUM YAZ
Kitap Akrabalıkları

Özverili bir dostluğun hikâyesi
Metin Eloğlu’nun bütün eserlerini, Oğuz Tansel’in de şiirlerini ve masal kitaplarını yayımlayan Yapı Kredi Yayınları, bu kez Eloğlu’nun Tansel’e yazdığı mektupları kitaplaştırdı. Ülkün Tansel, Çiğdem Tansel ve Aysıt Tansel’in yayına hazırladığı mektuplar, otuz yılı devirmiş sıradışı bir dostluğu belgeliyor.
Metin Eloğlu’nun Oğuz Tansel’e yazdığı bu mektupların, Tansel tarafından özel olarak saklanmadığını, hatta yayımlanma ihtimalinin bile düşünülmediğini belirten Aysıt Tansel, “Herhalde atmaya kıyamamıştı. Bu mektuplar bir arada toparlanmış değildi. Kitap aralarından ve dolap diplerinden bulup çıkardık” diyor.

İstanbul, 19 kasım 1958

Selâmın aleyküm, dostlar!

Curcunaistan’a sağ salim kavuştuk. Kışı da peşimizden sürükledik galiba.. yağmur, karanlık, ayaz! Dilerim, Konya’mızın gidişatı hâlâ pastırma yazı olsun. Yolculuğum, bir tesadüf dolayısiyle pek rahat geçti: Nezih, zarif, çelebi, nazik, hazık şûaradan bir İbrahim Minnetoğlu’muz1 vardır ya; muhterem de Meram ekspresinin Yataklı Vagonlar katında şef olarak görevliymiş... Konya’daki veda esnasında her nasılsa gözüne ilişmişiz; Afyon’dan hareketimizi müteakib, arayıp sormak lûtfunda bulundular, eksik olmasın. Boş bir kompartmana buyur etti, sofrayı kurduk; tâ İstanbul’lara kadar şiir, hikâye, resim, müzik, aşk, ıstırap, yolculuk saadeti, gurbet acısı, ailevî, toplumsal, siyasal konular, dertler üzerine ver yansın ettik! Yengemizin2 ellerine sağlık, pek leziz gerdan söğüşü de sohbetimize ayrı bir tat kattı. –Vallahi billahi öyle makbule geçti ki, boşverin, zahmet etmeyin falan dediğim için utanıyorum; hele o ekmekler, havuçlar, domatesler... efendim, sadede gelelim, ekspreste lokanta yokmuş, Adana’dan hareket esnasında kazaya uğramış! Âdet yerini bulsun gibilerden çantaya sokuşturduğumuz rakı da Kütahya’ya varmadan bitmez mi.. öp babanın elini. Yani kısacası, Eskişehir’de ancak âlemi kıvamına getirebildik. Yoksa, sizin ihtiyatlı davranışınız olmasa, şehr-i muallayı aç taksir, ap ayık boylıyacaktık; yazık değil mi şu vatan evlâdlarına?– Bir ara, tavşanlara musallat oldular; fakat, Minnetzade’nin forsu imdada yetişti. Pek sevdi Hasan reis,3 yeni arkadaşlarını.. Hop oturup, hop kalkıyor! Hele hemşiranım,4 gayri işi gücü bıraktı, 48 saat onların başında. Bir yükün alt katını onlara tahsis ettiler; balaylarını huzur içinde geçirsinler diye. Çoluğa çocuğa karışınca, her halde has bahçede mutena bir köşe hazırlayacaklar.. Vebali prensesin boynuna!

* E-posta adresiniz hiç kimseyle paylaşılmayacaktır.