Bir Gezginin Alfabesi - Bölük Pörçük Anılar

PAYLAŞ
YORUM YAZ
Kitap Akrabalıkları

Çocukluğundan itibaren hayatı yolda geçen Bizans tarihi ve Haçlı Seferleri uzmanı Sir Steven Runciman’ın kaleme aldığı son kitap. İster akademik çalışmaları nedeniyle yolu düşsün, ister merakından görmeye gitmiş olsun, Runciman bu eserinde yalnızca ziyaret ettiği mekânlara ilişkin bilgi ve gözlemlerini aktarmakla kalmıyor. İstanbul’da Pera Palas Oteli’nin önündeki bir bombalı saldırıdan kıl payı kurtulan, Bükreş’te Kraliçe Maria’yla çay içen, Çin’in son imparatoru Pu Yi’yle piyano çalan, Sophia Loren’in falına bakan, Concorde’la Bahreyn’e uçan ve ismi Yunanistan’da bir sokağa verilen ayrıksı bir insan Runciman. Elinizdeki kitap, onun sadece mekânlara değil, insanlara ilişkin anılarını da okuması son derece keyifli bir üslupla bir araya getiriyor.

Bizans, ortaçağ kilisesi ve Haçlı Seferleri alanlarındaki düşünceleriyle yeni bir bakış açısı sunan tarihçi Steven Runciman’ın hayatının sonuna doğru kaleme aldığı "Bir Gezginin Alfabesi", hayatı yolda geçmiş ayrıksı bir kişiliğin mekanlara ve insanlara dair anılarını bir araya getiriyor.

Sir James Cochran Stevenson Runciman güçlü ve varsıl bir aileden geliyordu. Çocukluk yıllarından itibaren ailesiyle birlikte deniz aşırı seyahatlere gidiyor, başka dillerle ve tarihle ilgileniyordu. Cambridge’de eğitim gördü, otuzuna basmadan tarih alanında üç özgün kitap yayımlamıştı. Bulgarca, Türkçe, Yunanca, Latince ve Fransızcaya hakimdi. 1942 yılında Türkiye hükümetinin isteği üzerine İstanbul Üniversitesi’ne Bizans Sanatı ve Tarihi profesörü olarak atandı. II. Dünya Savaşı’nın ardından bir üniversiteye bağlı olmaksızın kendi imkanlarıyla çalışmalarını devam ettirdi ve 1960 ila 1975 yılları arasında Ankara’daki İngiliz Arkeoloji Enstitüsü’nü yönetmek de dahil dünyanın çeşitli yerlerinde görevlerde bulundu.

Tarih alanında zamanının en saygıdeğer şahsiyetlerinden biri olmasının yanı sıra, Runciman pek az tarihçiye nasip olacak denli çok uluslararası bağa sahip olmasından ötürü renkli bir hayat sürdü. Doğaüstü ve esrarengiz olaylara meraklıydı, şans oyunlarını seviyordu, gittiği her yerde nüfuzlu ve ünlü tanıdıkları sayesinde en iyi şartlar altında ağırlanıyordu, hoşsohbet olduğu için dost meclislerinden eksik olmuyordu. Seyahatleri esnasında Sophia Loren’e fal bakmış, Kraliçe Maria’yla çay içmiş, Ostororg’ların evinde misafir edilmiş, Mevlevi tarikatının başı Çelebi Efendi’yle nargile tüttürmüş, ‘sevimsiz’ bulduğu Andre Gide’le sohbet etmiş, son Çin İmparatoru Pu Yi’yle piyano çalmıştı. Kısacası, Runciman, 20. yüzyıla yayılan yaşamında tarih üzerine kafa yormakla kalmayıp tarihte iz bırakmış ve yön vermiş kişilerle bir arada bulunmuştu. Ve seyahat yazıları da mekanla ilgili bilgi ve gözlemleri kadar birlikte olduğu insanlara ait anılarını kaleme alması için bir vesileydi.

* E-posta adresiniz hiç kimseyle paylaşılmayacaktır.