Başkalaşımlar XI - XX

  • Başkalaşımlar XI - XX
PAYLAŞ
YORUM YAZ
Kitap Akrabalıkları

Enis Batur'un denemelerinden oluşan Başkalaşımlar I-X'un devamı Başkalaşımlar XI-XX de okurlarıyla buluştu. Başkalaşımlar XI-XX, Enis Batur'un 1990-2000 arasında yazdığı on denemeyi içeriyor. Hatay'da Bir Rolls-Royce, Gesualdo/Bir Tema İçin Çeşitlemeler, Ya/zar, Akabe, Perec Kullanım Kılavuzu, Modernlerin Gecesi, 45'te: Baselitz için XX+bir Parça, Cehennemden Engin Bir İç Cehennem/Aloşnâme için elli cümle, Makaslamak (ve) Saklamak, Ecinne'den Ecinni'ye ve Frenhoferolmak, denemelerin adları. Bu denemelerden, ilk taslağı 1970'lere dayanan Ya/zar dışındakiler 1990'larda tamamlanmış... Denemelerde kavramsal çağrışımlarla birbirine bağlanan yazı dokusu, uçsuz bucaksız düşünme/düşünce haritasında dolaştırıyor okuyucuyu. Enis Batur, yapıtını tarif ederken "Başkalaşımlar XI-XX, romandan sinemaya, müzikten resim sanatına genişleyen bir yelpazede koşut kaygıları kuşatan, sorgulayan bir toplam ortaya çıkardı. Oyun, Ölüm, Gece türünden metafizik çerçevelerle 'Başyapıt', 'Kolaj', 'Tahrip' türünden ana izlekler, kurmaya çalıştığım 'Puzzle'ın sınırlarını genişlettiler. Bir önceki kitaba, bir sonraki kitaba göndermeler yaparak ilerleyen bu yazının bir de çapraz ilişkiler geliştirdiğini vurgulamak isterim: Denemelerimle, söyleşi denemelerimle, içbükeylerle bağlantılı açılmalar açık ya da örtük ilişkilendirme alanları yarattı, yaratacak" diyor. Başkalaşımlar, okura çoktan sunulmuş olan veya henüz sunulmamış diğer metinlerle, üçüncü ve hattâ dördüncü cilde doğru giden, çoğalabilen bir yapıt olma özelliğini koruyor. Birbirine bağlanan, ciltler arasında yer yer kesişen metinlerden oluşan bütünlüklü bir yapıt. Enis Batur'un yazı serüveninde önemli bir yer tutan Başkalaşımlar, bakma ve düşünme ufkunu genişletmek isteyenler için çok keyifli bir okuma serüveni.

"Aramızdan Rimbaud'nun ilk başkaldırı yürüyüşüne, birbaşına Alp'leri aşarak İtalya'ya inişine olduğu kadar, son, uzun, kangrenli bacağıyla Habeşeli'nden Akdeniz'e uzanan ölüm yürüyüşüne (gerçekten ölesiye yürümüştü Rimbaud; önce bacağı kesildi, sonra soluğu) bağlananlar oldu. Yürüme'nin geridönüşsüzlüğü mü dağladı onları? Genç ölümler tuttuydu ellerinden: 'Yürümek'te, en son sayfada 'Yürümek, dönüp bakmamak arkaya' derken son adıma yaklaştığını -ola ki- biliyordu Sevgi Soysal, ama -öyle sanıyorum ki- 'Beyaz mantolu adamın, boyunu geçen yere kadar yürüyeceğini aklına getirmemişti' diyen Oğuz Atay zaten farkında olsa da, henüz urun çalıştığını bilmiyordu. Ben Giacometti'nin 'Yürüyen Adam'ına bakakalmıştım o sıralar: 'Büyük Uyum' bir vehimdi, seziyordum. Gaziosmanpaşa'daki evin bahçesinde uzun sessizlikler bölüyordu konuşmamızı. Daha o zamanlar gözümün önündeydi Heidegger'in 'holzwege'de yürüyüş fotoğrafı."

* E-posta adresiniz hiç kimseyle paylaşılmayacaktır.