Baldaki Tuz

PAYLAŞ
YORUM YAZ
Kitap Akrabalıkları

Baldaki Tuz, Ağacın Çürüğü, Ustadır Arı ve Zulmün Artsın Yaşar Kemal’in gazetelerde, dergilerde yayınlanmış toplumcu ve gerçekçi bir bakış açısıyla kaleme aldığı yazılarından ve  konuşmalarından derlenmiştir. Onun düşünce ve yazarlık serüvenine tanıklık eden bu yazılar halkın yıllardır içine sürüklendiği karanlığın belgeleridir.

“Dünyayı sonuna kadar ödemek... Çalışarak, kitapların, türlü insanların. Doğanın macerasına katılarak, yoksul, acı çekerek ödemek. Ama dünyayı sonuna kadar ödemek. İliklerine kadar bütün yoğunluğuyla ödemek. Kırk yıllık yolda yaprak kımıldasa, yüreğinin başında duyarak, dünyanın acısına, sevincine katılarak ödemek.”
Yaşar Kemal

Epeydir bir hürriyet savaşındayız. Ama bir türlü o efsunkar ahuya kavuşamadık. Bu gidişle kavuşacağa da benzemeyiz. Çünkü efendim, çalıyı başından sürüyoruz. Çalıyı baştan sürümesek bile meseleye yandan yönden yanaşıyoruz. Tam özünden gitmek, dosdoğru gitmek işimize gelmiyor. Yüz yıllık hürriyet savaşında canlarını verecek kadar hürriyet aşığı insanlar da çıktı tek tük. Ama bu güzel insanların da, işin temeline gidemediklerinden, emecikleri boşa gitti.

Şu gerçek hepimizin kafasına dank desin ki, hürriyet bir anka kuşu değildir. Hürriyetler birtakım şartların bir araya getirilmesiyle ortaya çıkarılır. Yoksa çocuklar gibi ortaya çıkarak, ben hürriyet isterim, isterim de isterim, diyerek hürriyetler elde edilemez. Her şeyi biliriz de, işte bilmediğimiz tek şey budur! Hiçbir şeyden korkmayız da, hürriyetleri doğuracak şartları bir araya getirmekten korkarız! Çünkü hürriyetleri besleyecek şartlar birtakım aydınların, hürriyet savaşı yapmakta olan çok kişilerin zararınadır. Bizim iki yüz yıldır Batılılaşma çabamız nasıl modada kalmışsa, hürriyetler savaşımız da bu yüzden modada kalmıştır. Bakın Batı ilerlemiş, nasıl ilerlemiş, hürriyetlerle, falanla filanla... Ha, bu falan filanı biz de memleketimize alalım. Bu almamız, Batıdan kumaş almak çeşidinde olmuş.

Seçim dedikoduları var. Yakında, diyorlar, seçime gidiliyor. Ortada bir iktidar partisi var. Bu parti en büyük hürriyet vaadiyle, vaatleriyle iktidara gelmiş bir partidir. Size hürriyeti getireceğiz, dediler, halk da inandı. İnanmasa ne yapacaktı ki, başka çaresi yoktu. Oyunu verdi. Ama bu partinin hürriyetleri gerçekleştirmek için hiçbir temel şartı yoktu. Anka kuşu gibi vaat ettiği hürriyet, iktidara gelince anka kuşu oldu. Koydunsa bul.

Şimdi muhalefetteki CHP istiyor hürriyeti. Hem de bir hürriyet dövüşü yapıyor ki, aman Allah! Avurundan zavurundan yanına yaklaşılmıyor. Gerçekten de milletten bu savaşında destek görüyor. Ama bunların da hürriyet istekleri bir temele dayanmıyor. O da anka kuşu. Bunlar da iktidarı aldıklarında, Demokratlar gibi hareket etmeyecekler mi? Sözden başka teminatları var mı? Yoksa biz Demokratlardan yiğidiz, biz sözümüzde dururuz mu diyecekler? Ama halk bunlara da Demokratlara inandığı gibi inanacak mı? Ha, onlara ben de şunu soruyorum, kendileri böyle çırılçıplak bir hürriyetin geleceğine inanıyorlar mı? Havaya çivi çaktıklarının farkında değiller mi? Belki de farkındalar! Belki de seçime gitmeden birkaç ay önce hürriyet şartlarını sağlayacak programlarını millete ilan edecekler, diyecekler ki, sütten ağzı yanan, yoğurdu üfler içer, yapacaklarımızı bir plana bağlayıp millete ilan edelim ki, bizimle iyice birlik olsun.

* E-posta adresiniz hiç kimseyle paylaşılmayacaktır.