Amsterdam’da Düello

PAYLAŞ
YORUM YAZ
Kitap Akrabalıkları

İki eski dost, sarsıcı bir kayıp, tuhaf bir anlaşma: Güç, keder, aşk, kuşku ve politikanın keskin uçlarını dolanan, sonunda kaçınılmaz bir şekilde “düello”ya dönüşen hayatlar... Ülkenin en başarılı bestecilerinden Clive ve saygın bir gazetenin genel yayın yönetmenliğini yürüten Yernon, eski âşıkları Molly Lane’in cenaze töreninde bir araya gelir. Molly’nin muhafazakâr eğilimli Dışişleri Bakanı’yla kurduğu ilişkinin sırrı, politik hamlelerin ve kariyer kaygılarının arasında, Clive ve Yernon’un dostluğunu sınayan bir krize dönüşecektir.

lan McEwan, Man Booker Ödüllü “Amsterdam’da Düello”da,hem ilkeleri, erdemleri ve meslek ahlâkını sorguluyor hem de insanın varoluşuna dair çelişkileri incelikle ortaya koyuyor. Dile gelmeyeni söze dökmeden sezdiren usta bir yazardan, insan ruhunun yumuşak karnında dolaşan unutulmayacak bir roman.

Zavallı Molly. Her şey Dochester Grill’in önünde bir taksi çevirmek için kolunu kaldırdığında farkına vardığı bir uyuşmayla başlamıştı – bir daha da geçmemişti bu his. Birkaç hafta sonra bazı şeylerin adlarını unutur oldu. Parlamento, kimya, pervane gibi sözcükler için kendini bağışlayabiliyordu ama yatak, krem, ayna gibileri için bunu yapabilmek güçleşiyordu. Kenger ve bresaiola sözcükleri de geçici olarak ortadan kaybolduklarında, herhangi bir rahatsızlığının olmadığına emin olmak amacıyla doktora başvurdu. Ancak test yaptırmaya gönderildi ve bir anlamda bir daha geri dönmedi. Didişken Molly ne kadar da kısa bir sürede o huysuz, paylaşmayı bilmez kocasının hasta odası tutsağı olmuştu. Molly; kırk altı yaşında hâlâ kusursuz perende atabilen, Dışişleri Bakanı’nı kendine âşık etmiş parlak zekâlı restoran eleştirmeni, cesur bahçıvan ve fotoğrafçı. Aklını yitirmesi ve acı içinde kayboluşu dedikodu konusuna dönüşmüştü: Bedensel işlevlerini denetleyemiyordu, mizah anlayışını yitirmişti, gereksiz bir saldırganlık içindeydi; belirsizliğe doğru, boğuk çığlık nöbetleriyle bölünen bir yok oluş.

Molly’nin sevgililerinin, üzerinde yabanıl otlar bitmiş çakıllı patikada biraz daha uzağa ilerlemelerine neden olan şey George’un kiliseden çıkmasıydı. Üzerinde ANI BAHÇESİ yazılı bir tabelanın ardındaki oval gül tarhlarının arasına daldılar. Tüm bitkiler, donmuş toprağın birkaç santimetre yukarısında acımasızca kesilmişlerdi. Molly’nin nefret ettiği bir uygulamaydı bu. Çimenlik alan ezilmiş sigara izmaritleriyle kaplıydı, çünkü burası, insanların bir önceki cenaze töreni sona erdikten sonra binanın boşalmasını bekledikleri yerdi. İki arkadaş ağır ağır, ileri geri yürüyerek daha önce aralarında çeşitli biçimlerde en az birkaç kez geçmiş olan konuşmayı yinelemeyi, “Pilgrim” ilahisini söylemekten daha rahatlatıcı buluyorlardı.

İki erkekten Molly’yi ilk tanıyan Clive Linley olmuştu; 68’de ikisinin de öğrenci olduğu dönemde tanışmışlar ve Vale of Health’te karmakarışık, girenin çıkanın çok olduğu bir evde birlikte yaşamışlardı.

* E-posta adresiniz hiç kimseyle paylaşılmayacaktır.